Habertürk'ün haberine göre; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın İstanbul Altın Rafinerisi’ne (İAR) yönelik yürüttüğü soruşturma tamamlanırken, hazırlanan iddianamede dikkat çeken detaylar yer aldı. Aralarında İstanbul Altın Rafinerisi’nin de bulunduğu 31 şirket “malen sorumlu” sıfatıyla dosyada yer alırken, şirket sahibi Özcan Halaç dahil 44 kişi hakkında şüpheli sıfatıyla işlem yapıldı. 9 Ekim’de tutuklanan Halaç’ın, 1 Nisan 2026 tarihinde ev hapsi tedbiri uygulanarak tahliye edildiği belirtildi.

Savcılık tarafından hazırlanan iddianamede Özcan Halaç’ın suç örgütünün lideri olduğu öne sürüldü. Belgede, Erkam Halaç’ın elde edilen gelirlerle satın alınan arsaların alım-satım ve kamulaştırma süreçlerini yürüttüğü, Bülent Halaç ile İbrahim Sontur’un ise kamu görevlilerine yönelik rüşvet organizasyonlarını yönettiği ifade edildi.

İddianamede ayrıca Erman Dönmez’in şirketlerin yurtdışı operasyonlarından sorumlu olduğu, Serdar Saraç’ın resmi olmayan işlemleri takip ettiği, Ayşen Esen ve Nasuh Göçmen’in ise yurtdışına çıkarılan ve yurtdışından getirilen altınların süreçlerini yönettiği kaydedildi. Özcan Halaç’ın kuzeni Mehmet Bora Tütüncüoğlu’nun da Halaç’ın bulunmadığı dönemlerde organizasyonu yönettiği öne sürüldü. Cenk Kocaktüfek’in ise kara para aklama amacıyla kurulan paravan şirketleri organize ettiği iddia edildi.

İzmir Barosu’ndan ‘Soma’ mesajı: 301 madenci ülkenin hafızasından hiçbir zaman silinmeyecek
İzmir Barosu’ndan ‘Soma’ mesajı: 301 madenci ülkenin hafızasından hiçbir zaman silinmeyecek
İçeriği Görüntüle

Dosyada, Özcan Halaç’ın örgüt lideri, eşi Zeynep Başak Halaç’ın ise örgüt yöneticisi olarak konumlandırıldığı belirtildi. Çiftin, yakın çevreleri adına kurulan şirketler üzerinden “altın bileşenleri” ve “kolloidal altın” adı altında gerçekte olmayan ihracat işlemleri yaptığı öne sürüldü. İstanbul Altın Rafinerisi Genel Müdürü Ayşen Esen’in de ihracat beyanları ile döviz destek başvurularını organize ettiği ve yönetici pozisyonunda değerlendirildiği aktarıldı.

Savcılık, şüphelilerin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın ihracat yapan şirketlere yönelik sağladığı yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteğini usulsüz biçimde kullandığını belirtti. İddianamede yer alan bilgilere göre, yurtdışından ithal edilen altınların Türkiye’de eritildiği, çeşitli kimyasal işlemlerden geçirilerek işlenmiş ürün gibi gösterildiği ve bu şekilde yeniden ihraç edildiği kaydedildi. Bu yöntemle haksız döviz kazancı sağlandığı iddia edildi.

Soruşturma kapsamında 27 ayrı suç eylemine yer verilirken, şirketlerin toplamda 543 milyon 634 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdiği, devletin verdiği yüzde 3’lük destek nedeniyle kamu zararının yaklaşık 12,5 milyon dolar olduğu tespit edildi. Savcılık, söz konusu şirketlerin önemli bölümünün gerçek ticari faaliyet yürütmediğini ve yalnızca devlet desteğinden yararlanmak amacıyla kurulduğunu öne sürdü. Özellikle 2024 yılından sonra aynı adreslerde kısa sürede çok sayıda şirket kurulması dikkat çekti.

İddianamede ifadesine yer verilen Özcan Halaç ise İstanbul Altın Rafinerisi ve Gram Altın A.Ş.’nin büyük hissedarı olduğunu doğrularken, suça konu ihracat işlemlerinden haberdar olmadığını savundu. Çalışanlarının kendi ticari girişimlerine müdahale etmediğini belirten Halaç’ın bu savunması savcılık tarafından “suçtan kurtulmaya yönelik” olarak değerlendirildi.

Mali inceleme raporlarında ise özellikle 2024 yılından itibaren Halaç’a ait hesaplarda para transferlerinde olağanüstü artış yaşandığı kaydedildi. Raporda bu hareketlerin suçtan elde edilen gelir kapsamında değerlendirildiği ifade edildi.

İstanbul Altın Rafinerisi’nin mali verilerine ilişkin değerlendirmelerde de dikkat çekici detaylara yer verildi. Şirketin bilanço büyüklüğünün 2023 yılında 3,7 milyar TL, 2024 yılında ise 3,9 milyar TL olduğu belirtilirken, satış gelirlerinde düşüş yaşanmasına rağmen para transfer hacminin büyük ölçüde arttığı vurgulandı. Toplam para giriş-çıkış hacminin 2023’te 718 milyar TL seviyesindeyken, 2024’te 1,7 trilyon TL’ye, 2025 yılında ise 2,3 trilyon TL’ye yükseldiği ifade edildi. Savcılık, bu artışın “izaha muhtaç” olduğuna dikkat çekti.

Dosyada ayrıca, Dubai merkezli Fine Gold şirketi üzerinden kurulan paravan yapılar aracılığıyla kaynağı belirsiz paraların ihracat işlemleri görünümü altında Türkiye’ye sokulduğu ve finansal sistem içinde aklandığı iddiasına da yer verildi.

Hazırlanan iddianamede Özcan Halaç hakkında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “zincirleme şekilde kamu kurumlarını dolandırma” ve “suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini aklama” suçlamalarıyla 121 yıldan 839 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Diğer şüpheliler için de farklı oranlarda hapis cezaları istendi.

Kaynak: HABER MERKEZİ