DOĞUKAN FİKRİ FİDAN / İZ GAZETE - İzmir Konak’ta Tarihi Kemeraltı Çarşısı’nın kalabalık sokakları arasında küçük bir avlu geçmişten bugüne uzanıyor. Hacı Mahmud Camii’nin haziresinde bulunan mezar taşları, İzmir’in yüzyıllar önceki sakinlerine ait izleri günümüze taşıyor.
Bugün Kemeraltı’na gelen ziyaretçilerin fark etmeden yanından geçtiği bu alanda, farklı dönemlere ait çok sayıda mezar kitabesi bulunuyor. Üstelik tarihi taşların hemen yanında bir tuvalet ve günlük yaşamın diğer unsurları yer alıyor. Buna rağmen kitabeler, kentin merkezindeki bu küçük alanda varlığını korumaya devam ediyor.

EVLİYA ÇELEBİ’NİN DE SÖZ ETTİĞİ CAMİ
Hacı Mahmud Camii, Konak ilçesi Fevzi Paşa Mahallesi’nde 847 ve 848 sokakların köşesinde bulunuyor. Caminin geçmişinin 17. yüzyıla kadar uzandığı değerlendiriliyor. Bunun nedenlerinden biri de Evliya Çelebi’nin İzmir’i anlattığı eserinde camiden söz etmiş olması.
Caminin yanında geçmişte bir sübyan mektebinin bulunduğu da aktarılıyor.
Yapının banisi ise kaynaklarda Hacı Mustafa Efendi olarak geçiyor. Caminin zaman içerisinde burada imamlık ve hocalık yapan Hacı Mahmud Efendi’nin adıyla anıldığı belirtiliyor.

HAZİREDE 38 MEZAR KİTABESİ BULUNUYOR
Hacı Mahmud Camii’nin en dikkat çekici bölümlerinden biri ise haziresi.
Araştırmacı Necmi Ülker’in Hacı Mahmud Camii haziresi üzerine çalışmasında, alanda 21'i erkeklere, 17'si kadınlara ait olmak üzere toplam 38 mezar kitabesi bulunduğu belirtiliyor.
Birbirine oldukça yakın ve girift biçimde yerleştirilmiş mezar taşları arasında farklı biçimlerde hazırlanmış şahideler, ayak taşları ve lahitler bulunuyor.
Hazirede dikkat çeken mezarlardan biri Kadri Paşa’ya ait mermer lahit. Kuzey tarafındaki mezarın ise eşi Üftade Hanım’a ait olduğu aktarılıyor.
Bir diğer dikkat çekici mezar ise Ordu kâtiplerinden Mirliva Mesut Paşa’nın oğlu Mehmed Murad Bey’e ait. Bu mezarın şahide ve ayak taşlarının silindir biçiminde olduğu belirtiliyor.

EN ESKİ KİTABE 1716-1717 TARİHLİ
Haziredeki taşlar arasında tarihlendirilebilen en eski örneklerden biri Ali Paşazade İbrahim Bey’e ait.
Üzerindeki tarihin Hicri 1129, Miladi olarak ise 1716-1717 olduğu belirtiliyor.
Bu taş, caminin yapım tarihinin kesin olarak 1716 olduğu anlamına gelmiyor. Ancak caminin bu tarihten önce var olduğuna ilişkin önemli bir ipucu oluşturuyor.
Başka bir ifadeyle, bugün İzmir’in kalbinde bulunan bu küçük hazire, İzmir’in en az üç yüzyıl öncesine uzanan izlerini taşıyor.

MEZAR TAŞLARI ESKİ KABRİSTANLARDAN GETİRİLDİ
Hazirenin bir başka özelliği ise buradaki bütün mezarların aynı dönemde ve aynı yerde oluşturulmamış olması.
Araştırmalara göre İzmir’de 1933 yılından önce kaldırılan bazı eski kabristanlardan mezar taşlarının Hacı Mahmud Camii haziresine getirildiği belirtiliyor.
Bu nedenle hazire, yalnızca caminin çevresindeki geçmişi değil, İzmir’de zaman içerisinde ortadan kaldırılan bazı eski mezarlıkların izlerini de taşıyor.

BADANALAR YAZILARI KORUDU, GÖRÜNÜMÜ DEĞİŞTİRDİ
Haziredeki mezar taşlarının önemli bir bölümü geçmişte defalarca badana yapılmış.
Bu işlem taşların üzerindeki yazı ve süslemelerin korunmasına katkı sağlasa da kitabelerin okunmasını zorlaştırmış ve mermerlerin doğal görünümünü değiştirmiş.
Bazı taşların siyaha boyandığı da aktarılıyor.
Araştırmacı Necmi Ülker, hazirenin genel görünümünün düzensiz olduğunu ve düzenlemeye ihtiyaç duyduğunu belirtiyor.

ÜÇ ASIRLIK TAŞLAR GÜNLÜK HAYATIN İÇİNDE
Bugün ise bu tarihi taşlar, Kemeraltı Çarşısı’nda yoğun kent yaşamının tam ortasında bulunuyor. Hazirenin çevresinde dükkanlar, iş yerleri ve günlük yaşamın diğer unsurları yer alıyor. Ancak tarihi mezar taşlarının hemen yanında bir tuvalet bulunuyor. Yüzyıllar öncesinden kalan mezar taşlarının hemen yanında bir tuvalet olması ilginç bir detay olarak dikkat çekiyor.
Hacı Mahmud Camii haziresi, her yönüyle İzmir’in geçmişi ile bugünü arasında bir köprü görevi görüyor. Tarihi çarşıda, kentin merkezinde, yoğun yapılaşmanın arasında kalan bu küçük haziredeki taşlar ise İzmir’in geçmişinden kalan eserler olarak varlığını sürdürüyor.



