Basın Yayın ve Posta Emekçileri Sendikası, “PTT’de liyakatin tasfiyesine, kurumsal kadrolaşmaya ve etik dışı atama düzenine hayır” başlıklı basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Haber-Sen 6 No’lu Şube Başkanı Menduh Tunç okudu.
Yapılan açıklamada son dönemde yapılan bölge müdürlüğü yapılandırması ve üst düzey yönetici atamalarına sert tepki gösterildi. Sendika, söz konusu atamaların liyakat, kariyer ve mesleki yeterlilik ilkelerini ihlal ettiğini savunarak, “kurumsal kadrolaşmaya ve etik dışı atama düzenine hayır” çağrısında bulundu.
HABER-SEN’DEN LİYAKAT TEPKİSİ
Basın açıklaması, Haber-Sen 6 No’lu Şube Başkanı Menduh Tunç tarafından okundu. Açıklamada PTT’nin yalnızca bir hizmet kurumu değil, aynı zamanda devlet geleneğinin ve kamu ahlakının önemli bir parçası olduğu vurgulanarak, yapılan atamaların bu kurumsal mirası zedelediği ifade edildi.
Sendika tarafından yapılan açıklamada, kamuoyuna yansıyan atamaların büyük bölümünün “yandaş sendika yönetici ve üyeleri” arasından yapıldığı iddia edildi.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Kamuoyuna yansıyan bu atamalar; liyakat, kariyer, mesleki yeterlilik ve objektif değerlendirme ilkelerinden uzaktır.
Ortaya çıkan tablo, münferit hatalarla ya da idari takdir yetkisiyle açıklanamayacak kadar sistematik bir görünüm arz etmektedir. Atamaların neredeyse tamamı yandaş sendika yönetici ve üyelerinden oluşmaktadır. Bu atamalar PTT’de liyakat ilkesinin fiilen askıya alındığı anlamına gelmektedir.
PTT A.Ş, geliri bütünüyle Hazine’ye ait bir kamu kurumudur. Hiçbir sendikanın, grubun veya yapının arka bahçesi, kadrolaşma alanı ya da siyasi/örgütsel tasarruf sahası değildir.
Anayasa’nın 2’nci maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesi, 10’uncu maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi 70’inci maddesinde güvence altına alınan kamu hizmetine girme hakkı açık ve tartışmasızdır.”

“ARTIK YETER!”
Açıklamada, PTT A.Ş.’nin gelirinin tamamının Hazine’ye ait olduğu hatırlatılarak, kurumun hiçbir sendikanın ya da grubun “arka bahçesi” olamayacağı ifade edildi.
Menduh Tunç yaptığı açıklamada şu sözleri kullandı:
“PTT A.Ş, geliri bütünüyle Hazine’ye ait bir kamu kurumudur. Hiçbir sendikanın, grubun veya yapının arka bahçesi, kadrolaşma alanı ya da siyasi/örgütsel tasarruf sahası değildir.
Anayasa’nın 2’nci maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesi,
10’uncu maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi
70’inci maddesinde güvence altına alınan kamu hizmetine girme hakkı açık ve tartışmasızdır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu da kamu görevlerinin liyakat ve kariyer esasına göre yürütülmesi gerektiğini vurgulamaktadir.
Bu açık hükümlere rağmen yapılan her etik dışı işlem kamu vicdanını yaralamaktadır.
Yıllarını bu kuruma veren,zor şartlarda görev yapan deyim yerindeyse kurumu sırtında taşıyan binlerce PTT emekçisi olarak bizler; “artık yeter “diyoruz!
“GÖZ YUMANLAR HESAP VERECEK”
Bu anlayış PTT’yi güçlendirmez. Aksine kurumsal barışı bozar, çalışma huzurunu yok eder, hizmet niteliğini düşürür ve kamuya olan güvenin sarsılmasına sebep olur!
Buradan açıkça ifade ediyoruz: Bu atamalara imza atanlar, hukuku eğip bükerek kendi anlayışını “hukuk” diye dayatanlar, her türlü usulsüzlüğe göz yumanlar, eninde sonunda evrensel hukuk ilkelerine göre hesap verecektir!
Açıklamada ayrıca PTT’nin mali yapısına ilişkin bir dizi soru yöneltildi ve sorumlular hakkında herhangi bir inceleme yapılıp yapılmadığı da kamuoyunun gündemine taşındı.
Tunç, basın açıklamasında şu soruları yöneltti:
· PTT A.Ş’nin zarar üstüne zarar eden bozuk mali yapısının sebebi nedir?
· PTT bu duruma nasıl gelmiştir? Daha doğrusu bu hale nasıl getirilmiştir? Sorumluları kimlerdir? Bu sorumlular hakkında başlatılmış, sonuçlandırılmış bir inceleme var mıdır?
· OECD ülkelerinin ve AB ülkelerinin içerisinde nüfusa oranla en az çalışan ile hizmet verdiği halde zarar etmesinin nedeni nedir?
· Pandemi dönemi bütük lojistik şirketleri küresel anlamda büyürken, kar büyürken, kar ülkemizde PTT A.Ş nasıl zarar ettirilmiştir?
· PTT A.Ş’nin Sayıştay Raporlarına ve TBMM KİT Komisyonu Tutanaklarına yansıyan milyar dolarlık usulsüzlüklerin sorumlularından neden hesap sorulmamıştır?
· Ortaya çıkan bu mali enkazı temizlemek ve bozulan idari yapıyı düzeltmek için bulunan çözüm, günü kurtaracak peki ya geleceği kurtaracak mı?
· Kapalı kapılar arkasında yapılan koltuk pazarlıkları sonucu yapılan liyakatsiz atamaların, bol keseden verilen kadro ünvanlarının evrensel hukukta yeri var mıdır? Yandaş olma dışında baz alınan bir kriter var mıdır?
· Yapılan atamaların çoğunda önceki dönemde başmüdür veya başmüdür yardımcısı olan kimseler yine görev almıştır. Yapılandırma öncesi Başmüdür, Başmüdür yardımcısı olan kimseler, bölge müdürü olunca hangi sorunu, nasıl çözecektir? Madem bu sorunları çözecek yeteneğe haizler, yapılandırma öncesi neden bu yeteneklerini kullanmamışlardır?
'MÜCADELE SÜRECEK' VURGUSU
Yapılan basın açıklamasında usulsüzlüklerin hesabının sorulacağı ifade edilirken mücadelenin her alanda sürdürüleceği vurgulandı. Tunç okuduğu basın açıklamasını şu sözlerle noktaladı:
“PTT’nin içinde bulunduğu durumu yaratanlar, bu sorunlara çözüm üretemezler! Bu anlayış değişmeden, hiç bir sorun çözülemez, aksine katlanarak büyüyecek ve içinden çıkılmaz bir hale gelecektir! Uulsüzlüklerin hesabı sorulmadan mali yapı düzelmez! Liyakat ilkesi sağlanmadan idari yapı düzelmez. Terkedilen kamu anlayışı yeniden tesis edilmeden, PTT A.Ş ancak günübirlik çözümler ile idare edilir.
Bizler yaşanan süreci adım adım takip ediyoruz. Her türlü mücadeleyi her mecrada vereceğimizden kimsenin şüphesi olmasın!”




