Eğitim İş 2025-2026 eğitim öğretim yılının birinci dönemini değerlendirdiği raporunu kamuoyuyla paylaştı. Bu dönemde eğitimde fırsat eşitliği anlayışının büyük zarar gördüğünü saptayan raporda; beslenme, temiz su ve güvenli okul gibi temel eğitsel hakların da ihlal edildiği belirtildi.
EŞİTSİZ SİSTEM, PİYASACI İDEOLOJİ!
Türkiye’de toplumun ağır bir ekonomik-sosyal kuşatmadan geçtiği ve eğitimin kamusal bir hak olmaktan hızla uzaklaştırıldığı bir dönem yaşandığını belirten raporda, “2025–2026 eğitim öğretim yılı birinci dönemi, öğrenci sayısı 18 milyona yaklaşan, 1,2 milyona yakın öğretmenin görev yaptığı eğitim sisteminin eşitsizlik, piyasalaşma ve ideolojik müdahalelerle yönetildiği bir dönem olmuştur” denildi.

MEB’E SERT ELEŞTİRİ!
Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu dönemki uygulamalarını, kapsayıcı ve eşitlikçi olmaktan uzak bulan raporda, “MEB’in uygulamaları, eğitimi eşitleyici bir kamu hizmeti olarak değil; iktidarın ideolojik, piyasacı ve tasarruf odaklı tercihleri doğrultusunda şekillenen bir alan olarak ele aldığını bir kez daha ortaya koymuştur” ifadeleri kullanıldı.
EĞİTİMDEKİ KRİZ YAPISAL!
Milyonlarca öğrencinin derinleşen yoksulluk, güvensiz okul koşulları, eşitsiz erişim ve bilimsel temelden koparılmış bir müfredat içinde eğitim hakkını kullanmaya çalışığını öne süren incelemede bu tablonun, bireysel aksaklıkların değil; bilinçli siyasal tercihlerle şekillenen yapısal bir eğitim krizinin sonucu olduğu ileri sürüldü. Raporda öne sürülen görüşler şöyle:
EĞİTİM ÜCRETSİZ DEĞİL!
Anayasal bir hak olan parasız eğitim ilkesi fiilen ortadan kalktı. Temizlikten güvenliğe, kırtasiyeden küçük onarımlara kadar pek çok temel ihtiyaç kamu bütçesiyle değil, velilerin cebinden karşılanıyor. Velilerden “bağış”, “aidat” ve “kayıt parası” adı altında talep edilen ücretler, ağır ekonomik koşulların hüküm sürdüğü ülkemizde aileler için büyük bir yüke dönüşüyor.
• 2025–2026 yılı başında bir öğrencinin okula başlama maliyeti servis dahil yaklaşık 65 bin TL’ye ulaştı. Kırtasiye fiyatları bir yılda yüzde 60 arttı, kırtasiye ve giyim giderleri asgari ücretin yüzde 85–98’ine denk geldi.
• Özel okullarda fiyatlar denetimsizlik nedeniyle fahiş miktarda arttı.
• Açık bir soygun düzenine dönüşen eğitim, kamusal bir hak olmaktan çıkarılarak ailelerin alım gücüne göre erişilebilen bir ayrıcalığa indirgendi.

OKULA ERİŞİM GERİLEDİ!
Milli Eğitim Bakanlığı istatistiklerine göre zorunlu eğitime rağmen okula erişim ciddi bir gerileme içinde. Ortaokul ve lise düzeyinde belirginleşen düşük oranlar, çocuk işçiliğin yaygınlaştığına işaret ediyor. Burslu öğrenci sayısının ağır ekonomik krize rağmen düşmesi ise durumun vahametini ortaya koyan bir başka veri.
• Okul çağında olması gerekirken eğitim sisteminin dışında kalan çocuk sayısı 611.612.
• İlkokulda net okullaşma oranı yüzde 95,43, ortaokulda yüzde 89,09, ortaöğretimde ise yüzde 82,85.
• Burslu öğrenci sayısı 355.126’dan 344.770’e düştü.

“İMAM HATİP LİSELERİ ARTTI!”
Toplumsal talep azaldığı halde 2002–2003 döneminde 450 olan İmam Hatip Lisesi sayısı, 2024–2025 itibarıyla %284’lük artışla binli rakamların üzerine çıktı. Bu artış eğitimin kamusal ihtiyaçlara göre değil, ideolojik tercihlere göre planladığını gösteriyor.
• Sınav odaklı sistemin yarattığı baskı, “hayalet sınıf” uygulamalarını yaygınlaştırdı; fiilen öğrencisi olmayan sınıflar üzerinden eğitim istatistikleri olduğundan iyi gösterilmeye çalışıldı.
• Bakanlığın ‘denetleniyor’ açıklamalarına karşın uygulamalar devam etti.

“BESLENME, TEMİZ SU, GÜVENLİ OKUL...”
Dev yatırımlar ve vergi afları için kaynak bulan hükümet, okullarda ücretsiz okul yemeği ve temiz içilebilir su sağlayamadı. Ücretsiz yemeğin hayata geçmemesi özellikle yoksul öğrencileri cemaat ve vakıfların eline bırakıyor. Bu durum yoksulluk döngüsünü ve istismar olasılığını artırıyor.





