Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ücret zammı konusunda önemli bir karar aldı. Söz konusu karara konu dosyaya göre, 1989 yılından 2005 yılına kadar aynı şirkette çalışan işçi, aynı iş yerinde aynı şekilde çalışmak üzere taşeron firmaya devredildi.
Taşeron firmaya geçince işveren işçiye 2006 yılında yazılı bir belge teklif etti. Yılda dört ikramiye ve sosyal yardımların 12 aya bölünerek bordroda “diğer” kalem altında ödeneceğini bildirdi. İşçi belgeyi imzaladı.
İŞÇİ DAVA AÇTI
İşçi 2016 yılında emeklilik sebebiyle işten ayrılınca dava açtı. Söz konusu ikramiye ve sosyal yardımların 2006 yılında 316,70 TL, 2007 yılı şubat ayından 2013 yılı mart ayına kadar olan dönemde 551,30 TL, 2014 yılında 595 TL, 2015 yılı ocak ayında 586 TL, mart ayında 386 TL, 2016 yılı ocak ayında 239 TL, haziran ayında ise 258 TL olarak ödendiğini belirtti.
İşverenin sözleşme değişikliği yapılan ilk yıl zam yaptığını ancak sonraki yıllarda zam yapmadığını belirten işçi, ücret farkı ve kıdem tazminatı farkının ödenmesini talep etti.
MAHKEME İŞÇİYİ HAKLI BULDU
Habertürk'ten Ahmet Kıvanç'ın haberine göre; işveren işçinin kendi iradesiyle çalışma koşullarında esaslı değişiklik anlamına gelen iş sözleşmesinde değişiklik yapılmasını kabul ettiğini savundu.
İşçi ise imzaladığı belgenin çalışma koşullarında değişikliği kabul ettiği anlamına gelmediğini, o dönem işçilere bordroyu “sadeleştirmek” için bu yola gidildiğinin söylendiğini ifade etti.
İş Mahkemesi, aynı iş yerinde çalışan başka işçilerin de bu taleplerle açtığı davada verilen Yargıtay kararını emsal kabul ederek, ücret farkı ve kıdem tazminatı farkının ödenmesini kararlaştırdı. Mahkemenin kabul ettiği bilirkişi raporunda, ilk yıldaki “diğer” kaleminde yer alan ödeme asgari ücrete bölündü. Bu şekilde elde edilen katsayı diğer yıllardaki diğer kalemlerine uygulanarak ücret farkı ve kıdem tazminatı farkı hesaplandı. Yargıtay bu yöntemi doğru bulmadı.
Temyiz başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararında, emsal gösterilen işçinin çalışma koşullarında esaslı değişikliği kabul ettiğine dair yazılı rızasının olmadığı, bu davaya emsal gösterilemeyeceği belirtildi. 9. Hukuk Dairesi, imzalanan belgenin çalışma koşullarında değişiklik içerdiği gerekçesiyle işçinin ücret ve kıdem tazminatı farkı alamayacağı yönünde karar verdi.
Mahkeme, işçinin imzaladığı belgenin sözleşme değişikliği anlamına gelmediğini ancak iş mahkemesinin asgari ücret zammına endeksli ücret farkı hesabının da doğru olmadığına hükmetti.
Yargıtay, işverenin asgari ücret zammı oranında zam yapma yükümlülüğü olmadığını dikkate alarak işçinin ikramiye ve sosyal hakların miktarının asgari ücrete oranlama yapılarak tespit edilmesi ve buna göre ücret farkı ve kıdem tazminatı alacaklarının hesaplanmasının hatalı olduğuna hükmetti.





