Bir çoğu bütün boyutlarıyla aydınlatılmayan bu cinayetlerde hayatını kaybeden gazeteciler, meslek hayatları boyunca demokrasiyi, bir arada yaşam kültürünü, özgürlükleri ve toplumun farklı kesimleri arasında diyaloğu savunan isimler oldu. Sıkılan kurşunlar ve yerleştirilen bombalar nice değeri hayattan koparırken Türkiye’nin özgür geleceğine dair umutları da hedef aldı. Devletin cinayetleri aydınlatmak konusundaki isteksiz tutumu, “duvarı yıkacak tuğla”nın dokunulmazlığını kuvvetlendirirken, “Bu ülkede güvercinlere zarar gelmeyeceğini” uman milyonlarca yurttaşın adalete güveni hala tesis edilebilmiş değil...

Demokrasiye suikast, diyaloğa bomba: Türkiye'de gazeteci cinayetleri!

SABAHATTİN ALİ - 1948: Türk edebiyatının en güçlü isimlerinden Sosyalist yazar ve gazeteci Sabahattin Ali, kendisine yasal vasıtalarla pasaport verilmediği için kaçak yollardan Bulgaristan’a geçmek istediği sırada, silah çalmak suçundan TSK’dan ihraç edilen eski bir subay olan Ali Ertekin tarafından katledildi. Ertekin, Kırklareli Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği ifadede Sabahattin Ali’nin, sınırı geçtikten sonra Bulgaristan ve Rusya’da çalışmalar yaparak Türkiye’de komünist bir ihtilal çıkaracağını söylediğini ve konuşmalarından onun kötü bir insan olduğu sonucuna vardığını açıkladı.

Demokrasiye suikast, diyaloğa bomba: Türkiye'de gazeteci cinayetleri!

ABDİ İPEKÇİ - 1979: “Durum” başlığını taşıyan köşesinde Demokrasi, insan hakları ve diyalog çağrılarına sıkça yer verdiği etkili yazılarıyla kamuoyunun büyük saygısını kazanan Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İpekçi, Ülkü Ocakları üyesi Oral Çelik ve daha sonra gerçekleştirdiği Papa suikastiyle küresel ölçekte tanınırlığa kavuşacak olan Mehmet Ali Ağca tarafından evine döndüğü sırada arabsına açılan çapraz ateşle öldürüldü. Yakalanıp müebbet hapis cezası alan Ağca, İstanbul’da altı ay cezaevinde yattıktan sonra, bir subayın yardımıyla firar etmeyi başardı. 70’lerin şiddet dolu ikliminde gerçekleşen ve hala tüm boyutlarıyla aydınlatılamayan suikastte İpekçi ile birlikte, bir arada yaşam kültürüyle eksiksiz bir demokrasi talebi de hedef alındı.

Demokrasiye suikast, diyaloğa bomba: Türkiye'de gazeteci cinayetleri!

ÜMİT KAFTANCIOĞLU - 1980: Yazar, derlemeci ve radyo programcısı Kaftancıoğlu, 11 Nisan 1980 günü evinden işe gitmek üzere dışarı çıktığı sırada silahlı saldırıya uğradı. Ağır yaralanan Kaftancıoğlu hastanede yaşamını yitirdi. Suikast zanlısı olarak tutuklanan Ahmet Mustafa Kıvılcım polise, Kaftancıoğlu’nu “solcu olduğu için” öldürdüğünü söyledi. Cinayet talimatını İstanbul Ülkücü Gençlik Derneği Başkanı Hasan Küçük’ten aldığını itiraf eden Kıvılcım, ömür boyu hapse mahkum edilse de cezasının Askeri Yargıtay tarafından bozulmasıyla 4 yıl sonra serbest bırakıldı!

Demokrasiye suikast, diyaloğa bomba: Türkiye'de gazeteci cinayetleri!

ÇETİN EMEÇ - 1990: Hürriyet Gazetesi Genel Koordinatörü Emeç, 7 Mart 1990’da işine gitmek üzere İstanbul Suadiye’deki evinden çıktığı sırada şoförü Sinan Ercan’la birlikte öldürüldü. Suikastten sorumlu tutulan İslami Hareket Örgütü’nün “İcra Şurası” üyesi İrfan Çağrıcı, “Anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye kalkışmak” suçundan idam, 4 sanık da müebbet ağır hapis cezasına çarptırıldı. Çağrıcı’nın cezası, “AB Uyum Yasaları” çerçevesinde idam cezasının kaldırılmasının ardından ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrildi.

Demokrasiye suikast, diyaloğa bomba: Türkiye'de gazeteci cinayetleri!

TURAN DURSUN - 1990: Eski imam, müftü sonrasında ise gazeteci, araştırmacı ve yazar Turan Dursun, özellikle İslami camiada büyük tepkiye sebep olan “Din Bu: Tabu Can Çekişiyor” adlı kitabı sebebiyle uzun süre tehdit edilişinin ardından İstanbul’da evinden işine giderken uğradığı bir silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Hz. Muhammed ve İslam dinine hakaret ettiği öne sürülen Dursun’un cinayetiyle ilgili olarak yakalanan İslamî Hareket örgütü üyelerinden İrfan Çağrıcı, müebbet hapisle cezalandırıldı. Tetikçi Muzaffer Dalmaz ise halen yurt dışında firarda.

Demokrasiye suikast, diyaloğa bomba: Türkiye'de gazeteci cinayetleri!

MUSA ANTER - 1992: Özgür Gündem ve Yeni Ülke’nin yanı sıra Welat gazetesinde de yazan Kürt aydın ve gazeteci Musa Anter de 90’ların karanlığında yitirdiğimiz değerlerden oldu. Otelinden kaçırılan ve Diyarbakır’ın dış mahallelerinde vurularak öldürülen Anter, Kürt meselesinde barışçıl çözümü savunuyor, hak ihlallerine dikkat çeken yazılarıyla güvenlikçi / milliyetçi kesimden tepki alıyordu.

Demokrasiye suikast, diyaloğa bomba: Türkiye'de gazeteci cinayetleri!

UĞUR MUMCU - 1993: Yakın tarihin en çok ses getiren suikastlerinden birinde evinin önünde park halindeki arabasına konan bombanın patlamasıyla katledilen Mumcu’nun ölümü, Türkiye’nin demokrat kamuoyunu tam anlamıyla şoke etti. Derin Devlet’in hukuk dışı eylemlerinden, yolsuzluklara, insan hakkı ihlallerinden, terör-istihbarat bağlantılarına geniş bir alanda cesaretle yazan Mumcu’nun katlini İslami Hareket Cephesi, İBDA-C ve Hizbullah örgütleri üstlendi. Dönemin iktidarı katillerin yakalanmasını bir ‘namus borcu’ olarak gördüğünü açıklasa da cinayet hiçbir zaman tam olarak aydınlatılamadı.

Demokrasiye suikast, diyaloğa bomba: Türkiye'de gazeteci cinayetleri!

METİN GÖKTEPE - 1996: 8 Ocak günü, cezaevinde öldürülen iki tutuklunun cenazelerini takip ederken gözaltına alınan ve ağır şekilde dövüldükten sonra hayatını kaybeden Evrensel Gazetesi muhabiri Göktepe, 90’ların karanlığını koyultan en sarsıcı kayıplardan biri olarak tarihe geçti. Dönemin İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan, Göktepe’nin duvardan düşerek öldüğünü iddia ederken, şehirden şehire gönderilenek 4 yıl devam eden davada, olaya karıştığı belirlenen 11 memurdan altısı hakkında 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Kamuoyunda “Rahşan affı” diye bilinen afla şartlı tahliyeden yararlanan polisler, toplam 1 yıl 8 ay hapis yattı. Göktepe, o tarihe kadar gözaltında öldürülmüş bütün gazeteciler arasında, katillerinin suçunun mahkemede onaylandığı ilk gazeteci oldu.

Düşen Libya uçağının kara kutusu nerede incelenecek?
Düşen Libya uçağının kara kutusu nerede incelenecek?
İçeriği Görüntüle

Demokrasiye suikast, diyaloğa bomba: Türkiye'de gazeteci cinayetleri!

HIRANT DİNK - 2007: Ermeni ve sosyalist bir gazeteci olarak güvercin tedirginliği ile yaşadığını yazmasından kısa bir süre sonra katledilen Dink, Türk-Ermeni ilişkilerinde diyaloğu, sınırların açılmasını ve geçmişle onurlu bir biçimde yüzleşmeyi savunan yazılarıyla ulusalcı cenahın tepkisini çekmişti. Hukuk dışı davalar ve yazılarında geçen ifadelerin cımbızlanması yoluyla icat edilen mesnetsiz suçlamalarla yıldırılmaya çalışılan Dink, 19 Ocak’ta Şişli’deki Agos binasının yakınında 17 yaşındaki Ogün Samast’ın gerçekleştirdiği silahlı saldırıda hayatını kaybetti. Yakalanan Samast’ın, Emniyette Türk Bayraklı gurur pozları vermesi kamuoyu vicdanında derin bir yara açarken, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada suikastın ‘FETÖ’nün amaçları doğrultusunda işlendiğine’ hükmedildi. 15 Kasım 2023 tarihinde Dink’in katili Ogün Samast tahliye edildi.

Muhabir: BİRKAN YÜKSEL