Cumhuriyet Halk Partisi Kemalpaşa İlçe Başkanı Ozan Yalçın, artan akaryakıt fiyatlarına ve ekonomik krizin geldiği son noktaya tepki göstermek için basın açıklaması gerçekleştirdi. Yalçın, “Mazota gelen zam pompada kalmaz. Tarlaya gider, nakliyeye gider, pazara gider, markete gider ve en sonunda vatandaşın sofrasına gelir” dedi.

“HAYAT PAHALILIĞI KARŞISINDA MÜCADELE VEREN VATANDAŞLARIMMIZI KONUŞMAK İÇİN BURDAYIZ”

“Bugün burada yalnızca bir akaryakıt zammını ya da pompadaki rakamları konuşmak için bulunmuyoruz” diyen Yalçın, “Bugün; tarlasına çıkmadan önce mazot hesabı yapan çiftçimizi, aracının kontağını çevirmeden maliyet hesabı yapan esnafımızı, nakliye giderleri altında ayakta kalmaya çalışan üreticimizi ve her geçen gün biraz daha ağırlaşan hayat pahalılığı karşısında geçim mücadelesi veren vatandaşlarımızı konuşmak için buradayız” dedi.

“MESELE ÜRETİM, GEÇİM, VATANDAŞIN SOFRASIDIR”

Meselenin yalnızca mazot olmadığını kaydeden Yalçın, “Mesele üretimdir. Mesele geçimdir. Mesele vatandaşın sofrasıdır. Bugün motorin fiyatında bir indirim yapılmış olması, aylardır vatandaşın omuzlarına yüklenen ağır maliyet tablosunu ortadan kaldırmıyor. Motorin kısa süre önce 100 liranın üzerine çıktı; bugün yapılan yaklaşık 4 liralık indirimin ardından yeniden bu seviyenin altına geriledi” diye konuştu.

“MAZOTA GELEN ZAM POMPADA KALMAZ”

“Biz günlük fiyat hareketlerinden daha büyük bir meseleyi konuşuyoruz” diyen Yalçın, “Biz; çiftçinin traktörüne koyduğu mazotun üretim maliyetini, kamyoncunun deposuna koyduğu mazotun nakliye maliyetini ve bu maliyetlerin pazardaki, manavdaki ve marketteki etikete nasıl yansıdığını konuşuyoruz. Çünkü mazota gelen zam pompada kalmaz. Tarlaya gider. Nakliyeye gider. Pazara gider. Markete gider. Ve en sonunda vatandaşın sofrasına gelir. Türkiye’de yıllık tüketici enflasyonu yüzde 31,51 seviyesindedir. Ulaştırmadaki yıllık fiyat artışı yüzde 35,08, gıda ve alkolsüz içeceklerdeki artış yüzde 33,79, konut ve enerji grubundaki artış ise yüzde 39,77 düzeyindedir. Bunlar sadece rakam değildir” ifadelerine yer verdi.

“BUNLARIN SİYASİ SORUMLULUĞUNU TAŞIYAN MAKAM BELLİDİR”

Yalçın sözlerine şöyle devam etti:

“Bu rakamların arkasında pazardan filesini eksik doldurarak dönen aileler vardır. Tarlasına hangi ürünü ekeceğini değil, mazot parasını nasıl karşılayacağını düşünen çiftçi vardır. Kirasını, elektriğini, vergisini ve aracının yakıtını hesaplayan esnaf vardır. Maaşı daha cebine girmeden eriyen emekli ve çalışan vardır. Ve bunun siyasi sorumluluğunu taşıyan makam bellidir: Türkiye’yi yöneten iktidardır. Ekonomi politikasını belirleyen, vergileri ve bütçe tercihlerini şekillendiren; vatandaşın karşı karşıya kaldığı ekonomik koşullar konusunda politika üretme yetkisini elinde bulunduran iktidardır”

CHP Yalova’da dikkat çeken üye hareketliliği: ‘Bir refleksle istifa ettim, gönlüm CHP’de’ diyerek partiye dönüyorlar
CHP Yalova’da dikkat çeken üye hareketliliği: ‘Bir refleksle istifa ettim, gönlüm CHP’de’ diyerek partiye dönüyorlar
İçeriği Görüntüle

“HER EKONOMİK SIKIŞMANIN BEDELİ VATANDAŞIN CEBİNDEN ÇIKARILAMAZ”

“Buradan iktidara soruyoruz. Çiftçi bu maliyetlerle nasıl üretecek? Esnaf bu giderlerle nasıl ayakta kalacak? Nakliyeci bu yakıt fiyatlarıyla nasıl çalışacak? Emekli, işçi ve dar gelirli bu hayat pahalılığı karşısında nasıl geçinecek? Her ekonomik sıkışmanın bedeli vatandaşın cebinden çıkarılamaz. Devlet yönetmek yalnızca vergi toplamak, zam yapmak veya ortaya çıkan maliyetleri vatandaşa aktarmak değildir. Devlet yönetmek, zor zamanda vatandaşını korumaktır. Elbette demokratik sistem içerisinde ana muhalefet konumunda bulunan siyasi yapının da vatandaş adına iktidarı denetleme, ekonomik sorunların takipçisi olma ve alternatif politikalar ortaya koyma sorumluluğu vardır”

“DAR VE SABİT GELİRLİNİN KAZANCI ENFLASYON KARŞISINDA KORUNMALIDIR”

“Biz bu sorumluluğun eksiksiz yerine getirilmesi gerektiğini ifade ediyoruz Ancak bugün bizim esas meselemiz kimin ne kadar konuştuğu değil; vatandaşın sorununa hangi çözümün üretileceğidir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim söylediğimiz açıktır: Üreten çiftçinin üzerindeki mazot ve girdi maliyeti hafifletilmelidir. Tarımsal üretimde kullanılan akaryakıta yönelik destekler güçlendirilmelidir. Akaryakıt üzerindeki vergi politikası, vatandaşın alım gücü ve üretimin sürdürülebilirliği gözetilerek yeniden ele alınmalıdır. Dar ve sabit gelirlinin kazancı enflasyon karşısında korunmalıdır”

“EMEĞİ KORUMADAN SOSYAL ADALETİ SAĞLAYAMAZSINIZ”

“Kamuda tasarruf önce vatandaştan değil, kamunun kendi harcamalarından başlamalıdır. Üretimi artıran, çiftçiyi toprağında tutan, esnafı ayakta tutan ve ekonomik büyümenin karşılığını toplumun bütün kesimlerine adil biçimde dağıtan bir ekonomi anlayışı kurulmalıdır. Çünkü çiftçiyi korumadan üretimi koruyamazsınız. Üretimi korumadan fiyatları kalıcı biçimde düşüremezsiniz. Emeği korumadan sosyal adaleti sağlayamazsınız”

“EMEKLİYİ VE ÇALIŞANI HAYAT PAHALILIĞI KARŞISINDA YALNIZ BIRAKMAYIN”

“Bizim anlayışımız budur. Ekonominin yükünü yalnızca dar gelirlinin, emeklinin, işçinin, esnafın ve çiftçinin sırtına yükleyen değil; refahı da yükü de adaletli paylaşan bir Türkiye istiyoruz. Buradan iktidara çağrımız açıktır: Vatandaşın cebindeki yükü hafifletin. Üreticinin önünü açın. Çiftçiyi toprağına küstürmeyin. Esnafı kepenk kapatma noktasına getirmeyin. Emekliyi ve çalışanı hayat pahalılığı karşısında yalnız bırakmayın”

“ALIN TERİYLE GEÇİNEN MİLYONLARIN YANINDA OLACAĞIZ”

“Ve buradan Kemalpaşa’dan açıkça söylüyoruz: Hayat pahalılığı kader değildir! Çiftçinin üretimden vazgeçmesi kader değildir! Esnafın ayakta kalmak için borçlanması kader değildir! Emeklinin geçinememesi kader değildir! Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, yalnızca sorunları anlatan değil, çözümü savunan bir siyaset anlayışıyla hareket etmeye devam edeceğiz. Üretimin yanında olacağız. Emeğin yanında olacağız. Çiftçinin yanında olacağız. Esnafın yanında olacağız. Emeklinin ve alın teriyle geçinen milyonların yanında olacağız”

“MÜCADELESİNİ VERMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

“Çünkü bu ülkenin kaynakları vardır. Bu ülkenin üretme gücü vardır. Bu ülkenin insanı çalışkandır. İhtiyacımız olan; yükü vatandaşa yıkan değil, vatandaşın yükünü alan; üretimi cezalandıran değil, üreticiyi destekleyen; ekonomik adaleti yalnızca sözde değil, hayatın içinde sağlayan bir yönetim anlayışıdır. Biz bunun mümkün olduğunu biliyoruz. Ve bunun mücadelesini vermeye devam edeceğiz. Kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz”

Kaynak: HABER MERKEZİ