CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından yanıtlanması istemiyle TBMM Başkanlığına KHK’lar ile ilgili soru önergesi verdi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Tanrıkulu, KHK’lar ile ilgili hazırladığı önerge ile ilgili şu açıklamayı yaptı:

“Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2’nci maddesi, Devleti açık biçimde bir hukuk devleti olarak tanımlamaktadır. Hukuk devleti; idarenin tüm işlem ve eylemlerinin hukuk kurallarına bağlı olduğu, keyfiliğin yasaklandığı, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı ve idari işlemlerin etkili yargısal denetime tabi olduğu bir devlet modelidir.

KHK ile gerçekleştirilen kamu görevinden ihraç işlemleri, büyük ölçüde herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın, bireysel suç isnadı yargı önünde kesinleşmeden uygulanmıştır. Bu durum; İdarenin keyfi işlem yasağını, Hukuki güvenlik ilkesini, Belirlilik ilkesini, Temel hakların ancak yargı güvencesiyle sınırlandırılabileceği yönündeki anayasal sistemi fiilen ortadan kaldıran bir uygulama niteliği taşımaktadır. Bu yönüyle KHK ihraçları, Anayasa’nın öngördüğü hukuk devleti modelinden yapısal bir sapma oluşturmuştur.

"ADİL YARGILANMA HAKKI GÜVENCE ALTINA ALINMALIDIR"

Anayasa’nın 38’inci maddesi uyarınca: “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.”

Ancak KHK ihraçları ile Hakkında herhangi bir mahkûmiyet kararı bulunmayan,

Hatta beraat etmiş veya hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş binlerce kişi kalıcı biçimde kamu görevinden çıkarılmıştır.

Bu durum, cezalandırmanın yargı organları yerine idari işlemlerle gerçekleştirilmesi anlamına gelmektedir.

Bu uygulama; Masumiyet karinesini, Yargı yetkisinin münhasırlığı ilkesini, Kuvvetler ayrılığı ilkesini fiilen ortadan kaldıran bir idari yaptırım rejimi yaratmıştır.

III. Kamu Görevinden Süresiz Dışlama: Medeni Ölüm Niteliğinde Bir Sonuç KHK ihraçları yalnızca bir görevden alma işlemi olmayıp, kişilerin: Kamu sektöründe yeniden çalışma hakkını, Pasaport alma hakkını, Sosyal güvenlik haklarını, Mesleki itibarlarını, Ekonomik varlıklarını sürdürebilme imkanlarını fiilen ortadan kaldıran sonuçlar doğurmuştur.

Bu yönüyle ihraçlar, klasik bir idari tasarruf olmanın ötesinde, kişilerin sosyal ve ekonomik varlığını ortadan kaldıran ağır bir statü yaptırımı niteliği taşımaktadır.

Bu tür yaptırımlar, ancak bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilen kesinleşmiş mahkûmiyet kararları ile mümkün olabilir.

Anayasa’nın 36’ncı ve 40’ıncı maddeleri, bireylerin etkili başvuru ve adil yargılanma hakkını güvence altına almaktadır.

Bu kapsamda kurulan OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu; Bağımsız ve tarafsız bir yargı organı değildir, Karar süreçleri uzun yıllara yayılmıştır, Başvuruların büyük çoğunluğu reddedilmiştir, Etkili ve hızlı bir hukuk yolu işlevi görememiştir.

Bu durum, idari işlemlerin etkili yargısal denetimi ilkesini fiilen ortadan kaldırmıştır.

Madde 8: Özel ve aile hayatına saygı hakkı, Madde 13: Etkili başvuru hakkı kapsamında devletlere açık yükümlülükler getirmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre; Meslekten çıkarma, Kamu görevinden kalıcı dışlama, Mesleki itibarın ortadan kaldırılması kişinin özel hayatına ve mesleki yaşamına ağır müdahale niteliğindedir.

Mahkeme, bu tür müdahalelerin ancak: Kanunla öngörülmesi, Meşru amaç taşıması,

Demokratik toplumda gerekli olması, Ölçülü olması şartlarıyla mümkün olabileceğini açık biçimde belirtmektedir.

KHK ihraçlarının önemli bir bölümünde bu kriterlerin sağlanmadığı yönünde ciddi hukuki tartışmalar bulunmaktadır.

Ceza yargılaması sonucunda; Beraat eden, Hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen kişilerin kamu görevine iade edilmemesi; hukukun temel ilkelerinden olan: Masumiyet karinesi, Hukuki güvenlik ilkesi, İdari işlemlerin hukuka bağlılığı ilkesi ile açık biçimde çelişmektedir.

Bu durum, yargı kararlarının idare tarafından fiilen etkisiz hale getirilmesi anlamına gelmektedir.

Ölçülülük ve Orantılılık İlkesinin Açık İhlali Anayasa’nın 13’üncü maddesi uyarınca temel haklara yönelik sınırlamalar: Ölçülü, Gerekli, Demokratik toplum düzenine uygun olmak zorundadır.

Ancak süresiz kamu görevinden çıkarma ve meslek yasağı, ceza hukuku yaptırımlarından dahi daha ağır sonuçlar doğurabilmektedir. Bu yönüyle uygulama, ölçülülük ilkesini aşan ağır ve kalıcı bir hak sınırlaması niteliği taşımaktadır.

Hukuk Devleti, Demokrasi ve İnsan Hakları Açısından Yapısal Bir Sorun Aradan geçen uzun süreye rağmen; Beraat eden kişilerin görevlerine iade edilmemesi, Hak kayıplarının devam etmesi, Etkili bir telafi mekanizmasının oluşturulmaması, hukuk devleti ilkesinin fiilen zedelendiğini göstermektedir.

Hukuk devletinin temel gereği; idari işlemlerin keyfiliğe yol açmayacak biçimde, yargı denetimine açık, ölçülü ve hukuka uygun olmasıdır.

Bu bağlamda, KHK ihraçlarının doğurduğu hukuki sonuçların; Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Uluslararası insan hakları standartları çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi, hukuk devleti ilkesinin gereğidir.”

TANRIKULU’NDAN GÜRLEK’E SORULAR

CHP’li Tanrıkulu’ndan Adalet Bakanı Akın Gürlek’e şu soruları yöneltti:

· KHK ile kamu görevinden ihraç edilen toplam kişi sayısı kaçtır? Bunlardan kaçı hakkında beraat, takipsizlik veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir?

· Haklarında beraat veya takipsizlik kararı verilen kişilerden kaçının kamu görevine iadesi sağlanmıştır? Kaç kişi hâlen görevine iade edilmemiştir?

· Haklarında herhangi bir mahkûmiyet kararı bulunmayan kişilerin kamu görevine iade edilmemesinin hukuki gerekçesi nedir?

· KHK ile ihraç edilip daha sonra beraat eden kişilerin görevlerine iadesini engelleyen herhangi bir idari veya yasal düzenleme mevcut mudur?

· OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’na yapılan toplam başvuru sayısı kaçtır? Bunlardan kaçı kabul edilmiş, kaçı reddedilmiş, kaçı hâlen sonuçlandırılmamıştır?

· Komisyon kararlarına karşı açılan davalarda idare mahkemeleri tarafından verilen iptal kararlarının sayısı kaçtır?

· Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye aleyhine KHK ihraçları ile ilgili verdiği ihlal kararlarının sayısı kaçtır? Bu kararlar doğrultusunda hangi idari ve yasal düzenlemeler yapılmıştır?

MHP hedef göstermişti: Mansur Yavaş'tan açıklama geldi
MHP hedef göstermişti: Mansur Yavaş'tan açıklama geldi
İçeriği Görüntüle

· KHK ile ihraç edilen ve haklarında beraat veya takipsizlik kararı verilen kişilerin uğradıkları maddi ve manevi zararların tazmin edilmesine yönelik bir çalışma yapılmakta mıdır?

· Kamu görevinden ihraç edilip haklarında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunmayan kişilerin yeniden kamu görevine dönebilmelerini sağlayacak bir yasal düzenleme yapılması planlanmakta mıdır?

· KHK ile ihraç edilen kişilerin pasaport, sosyal güvenlik, çalışma ve meslek icrası haklarına yönelik kısıtlamaların kaldırılması yönünde bir mevzuat çalışması yapılmakta mıdır?

· Masumiyet karinesi gereği, hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunmayan kişilerin kamu görevinden sürekli olarak dışlanmasının Anayasa’nın 38’inci maddesi ile nasıl bağdaştırıldığı düşünülmektedir?

· KHK uygulamalarının doğurduğu sonuçların, Anayasa’nın eşitlik ilkesi ve hukuk devleti ilkesi çerçevesinde yeniden değerlendirilmesine yönelik bir yasal veya anayasal reform planlanmakta mıdır?

Kaynak: BÜLTEN