CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, Silivri’de bulunan Marmara Ceza İnfaz Kurumu çevresinde yürürlüğe konan yasaklara sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla tepki gösterdi. Cezaevi çevresinde 1 Mart – 31 Mart tarihleri arasında toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılması, basın açıklaması ve röportaj verilmesi, pankart ve döviz açılması, slogan atılması ve cep telefonu ile görüntü alınması yasaklanmıştı.
“ANAYASAL HAKLARA MÜDAHALE”
Uygulamanın Anayasa ile güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklere açık bir müdahale olduğunu belirten Tanal, “Demokrasilerde güvenlik, özgürlükleri ortadan kaldırarak değil; hukuk içinde koruyarak sağlanır” açıklamasında bulundu.
“HUKUK DEVLETİYLE BAĞDAŞMAZ”
CHP’li Tanal'ın, sosyal medyadan yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Türkiye Cumhuriyeti Anayasası;
26’ncı maddesi ile ifade özgürlüğünü,
28’inci maddesi ile basın özgürlüğünü,
34’üncü maddesi ile toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını güvence altına almıştır.
Bu haklar, demokratik toplum düzeninin temelidir. Kamu düzeni gerekçesiyle çok geniş bir alanı kapsayan ve bir ay boyunca süren genel bir yasak uygulanması, hukuk devletinin temel ilkeleri olan ölçülülük, gereklilik ve demokratik toplum düzeni ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
“BU ÖLÇEKTE BİR KARAR ALINMADI”
Daha da dikkat çekici olan nokta şudur: Türkiye’nin yakın tarihinde Ergenekon ve Balyoz davaları, hatta 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında FETÖ yargılamaları gibi son derece kritik ve hassas davalar Silivri’de görülmüştür. Bu süreçlerde kamuoyu yoğun şekilde davaları takip etmiş, basın açıklamaları yapılmış, vatandaşlar duruşmaları izlemek için cezaevi çevresinde bulunmuştur. Ancak o dönemlerde bile Silivri çevresinde bir kilometrelik alanı kapsayan, basın açıklamasını, pankartı, sloganı ve hatta görüntü alınmasını yasaklayan bu ölçekte bir karar alınmamıştır.
“GÜVENLİK, YASAKLARA GEREKÇE DEĞİL”
Bugün böyle bir yasak kararının 9 Mart’ta başlayacak İBB davalarının ilk duruşması öncesinde alınması, kamuoyunda haklı olarak ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Elbette cezaevlerinin güvenliği önemlidir. Ancak güvenlik gerekçesi, temel hak ve özgürlüklerin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekçesi olamaz.
“ADALETİN OLDUĞU YERDE YASAKLARA GEREK YOK”
Demokratik hukuk devletlerinde yargılama süreçleri yasaklarla değil şeffaflıkla yürütülür. Toplumun ve basının yargı süreçlerini takip edebilmesi, adaletin görünürlüğünün ve kamu denetiminin temel unsurudur. Unutulmamalıdır ki; Adaletin olduğu yerde korkuya ve yasaklara ihtiyaç yoktur. Demokrasilerde güvenlik, özgürlükleri ortadan kaldırarak değil; hukuk içinde koruyarak sağlanır. Hukuk devleti yasaklarla değil, hak ve özgürlüklerle yaşar.”




