CHP Konak İlçe Başkanı Emrah Kazımoğlu, ilçe başkanlığında basın mensuplarıyla bir araya gelerek gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toplantıya eski CHP İzmir Milletvekili ve eski İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Atila Sertel de katıldı.
Sertel, özellikle son dönemde CHP’den farklı partilere geçen belediye başkanları ve Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı’nın AKP’ye geçişinin ardından gündeme gelen yeni transfer iddiaları üzerinden CHP’deki aday belirleme süreçlerine ilişkin eleştirilerde bulundu.
“TRANSFERLERİN TEK SUÇLUSU YAPAY ZEK”
Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı’nın AKP’ye geçmesinin ardından Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız’ın da AKP'ye geçeceği yönündeki iddiaları değerlendiren Sertel, belediye başkanlarının adaylık süreçlerine dikkat çekti.
Sertel, “Ben bu konuda dün tweet attım. Bir suçlu aramıyorum. Biz kimseyi de suçlu göstermiyoruz. Burada tek suçlu var. Tek suçlu yapay zekâ. O yapay zekâyı kullanan ve kullandığını söyleyen arkadaşların bu durumlara açıklık getirmesi lazım” dedi.
Sertel, mevcut CHP yönetiminin söz konusu belediye başkanları ve belediye meclis üyelerinin belirlenmesinde etkili olmadığını savunarak, adayların ön seçimle belirlenmesi gerektiğini söyledi.
“Henüz açıklık getirilmemiş, söz konusu değil. Şu anki Cumhuriyet Halk Partisi'nin kadroları bu belediye başkanlarını ve belediye meclis üyelerini belirlemede hiçbir yetkisi olmadı. Ve hayatım boyunca yine söylediğim gibi, eğer bir insan bir makama talip olacaksa onun ön seçimden çıkması lazım. Hep onu söyledim. Belediye başkanı seçilecekse ön seçime girmesi lazım. Belediye meclis üyesi seçilecekse üyelerin sıra onayıyla geçmesi lazım” ifadelerini kullandı.
“ÜYE, PARTİ DEĞİŞTİRECEK KİŞİYİ SEÇMEMİŞTİR”
Ön seçimle belirlenen adayların seçmen ve parti tabanı karşısındaki sorumluluğunun farklı olacağını dile getiren Sertel, parti değişikliklerinin önüne geçilmesi gerektiğini savundu.
Sertel, “Üyelerin seçtiği belediye başkanı ise ‘Hadi bakalım öbür partiye geçeyim’ dese sokaklara çıkamaz hale gelir. Gerçekten üye onun hesabını sorar. Ve üye parti değiştirecek kimseyi seçmemiştir. Ön seçimden geçen hiç kimse, bir kişi hariç —Edirne eski milletvekili— hiç kimse parti değiştirememiştir” diye konuştu.
“BAŞKANLIĞININ VE VEKİLLİĞİNİN DÜŞMESİ LAZIM”
Parti değiştiren siyasetçilerin seçildikleri görevleri de bırakmaları gerektiğini savunan Sertel, bunun siyasi etik açısından gerekli olduğunu ifade etti.
Sertel, şöyle konuştu:
“Parti değiştirenlerin mutlaka istifasını zorlayan ve parti değiştirmeye kalkışanın konumunun düşmesi lazım. Belediye başkanıysa belediye başkanlığının düşmesi lazım, milletvekiliyse milletvekilliğinin düşmesi lazım. Değiştirebilir insan parti; bırakır milletvekilliğini, geçer bir başka partiye, buna amenna. Ama hem belediye başkanlığını alıp hem milletvekilliğini alıp o partiye ihanet eden, seçildiği partiye ihanet eden insan siyasi ahlak açısından da insani ahlak açısından da kendisi değerlendirilmelidir.”
“MEDYA ÜZERİNDE İKİ TÜRLÜ BASKI VAR”
Sertel, toplantıda basın özgürlüğüne ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. AKP iktidarının medya üzerinde uzun süredir baskı oluşturduğunu savunan Sertel, bu baskının hem gazetecilerin susturulması hem de ekonomik araçlarla gerçekleştirildiğini öne sürdü.
“AKP iktidarının basın üzerindeki baskısının yeni olmadığını söylemek durumundayız. Çok uzun yıllardır zulüm sürüyor medya üzerinde. İki türlü zulüm sürüyor: Bir, hoşuna gitmeyen yazıları yazanları ya da televizyon ekranlarında konuşanları susturarak zulmediyorlar. Ve arkadaşlarımızı sadece düşüncelerini açıkladığı ve söylediği gerekçesiyle susturuyorlar” diyen Sertel, geçmişteki Ergenekon sürecini hatırlattı.
Sertel, günümüzde de gazetecilere yönelik tutuklama ve yargı süreçleri üzerinden baskı uygulandığını savunarak, ekonomik baskının da Basın İlan Kurumu üzerinden yürütüldüğünü iddia etti.
“İkinci zulüm ekonomik baskıdır. Özellikle Basın İlan Kurumu aracılığıyla ‘Eğer siz benim dediğimin dışına çıkarsanız, eğer başka mecralarda özgürlükçü bir yayın çizgisi izlerseniz, eğer siz her sese kulak verir ve yayınlarsanız, sizin Basın İlan Kurumu aracılığıyla defterinizi düreriz’ diye ekonomik baskı uygulanmaya başladı ve o baskı giderek arttı. Şimdi onun birçok örneğini İzmir'de de Türkiye'de de yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
“GAZETECİLERE HAKARET EDENLERE TOPLUM DERS VERECEK”
AKP Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan’ın İzmir Gazeteciler Cemiyeti’ni hedef alan açıklamalarını da eleştiren Sertel, gazetecilere yönelik kullanılan üsluba tepki gösterdi.
Sertel, İnan’ı hedef alan değerlendirmesinde, “Kendisi bir sokak ağzı kullanan ve bir sokak kabadayısı üslubuyla medyaya ‘çapulcular, çapulcu’ diye seslenen bir eski Tayyip Erdoğan modelini çizen ve geçmiş dönemdeki o modeli kendisine model edinmiş bir üst düzey yetkili, ben de öyle söz ediyorum” dedi.
Siyasette farklı görüşlerin bulunabileceğini ancak haksızlık ve hukuksuzluk karşısında ortak bir tutum alınması gerektiğini savunan Sertel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“O sokak ağzı üslubuyla medyaya, basına, basın emekçilerine, gazetecilere hakaret edenler bu toplum tarafından günü geldiğinde gerekli ders verilecektir, buna inanıyorum. Biraz daha sabırlı olmak lazım, biraz daha mücadele etmek lazım, biraz daha birleşik olmak lazım. Muhalefetin birbirine yaptığı acımasız ve katmerli eleştiriler yerine, iktidarın zulmüne karşı mücadeleyi birleştirmek lazım.”
Sertel, farklı siyasi partilerden insanların da hukuksuzluk karşısında ses çıkarması gerektiğini belirterek, “Hangi koşulda, hangi partide olursanız olun; haksızlığa, hukuksuzluğa ve adaletsizliğe karşı çıkmıyorsanız, bırakın siyasi partiyi temsili, insan değilsiniz. İnsan olan adaletsizliğe ve hukuksuzluğa karşı çıkar, mücadele eder. Eğer insansan, bulunduğun konumda o haksızlığın ve hukuksuzluğun üzerine yürümen gerekir” diye konuştu.

