CHP Yurtiçi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 7-8 Temmuz'da Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde Türkiye'nin farklı kentlerinden gelen gözaltı ve tutuklama haberlerine yaptığı yazılı açıklamayla tepki gösterdi.

“DEMOKRATİK SİYASET ALANI DARALIYOR”

NATO zirvesi öncesinde ‘güvenliği sağlama’ gerekçesiyle temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına tepki gösteren Orhan Sarıbal, “Ev baskınları, gözaltılar, tutuklamalar, toplantı ve gösteri hakkına getirilen yasaklar, yalnızca belirli kişi ve kurumlara yönelmiş uygulamalar değildir. Bu tablo, Türkiye’de demokratik siyaset alanının, ifade özgürlüğünün ve toplumsal muhalefetin güvenlikçi politikalarla nasıl daraltıldığını göstermektedir” dedi.

Gümrükçü’den asırlık üyeye ziyaret: En yaşlı üyenin doğum gününü kutladı
Gümrükçü’den asırlık üyeye ziyaret: En yaşlı üyenin doğum gününü kutladı
İçeriği Görüntüle

“NATO’YU ELEŞTİRMEK SUÇ DEĞİLDİR!”

Hiçbir uluslararası toplantının, anayasal hakların askıya alınmasını haklı göstermeyeceğini vurgulayan Sarıbal, “Yurttaşların NATO’yu, savaş politikalarını, dış politika tercihlerini ya da iktidarın güvenlik anlayışını eleştirmesi suç değildir. Barışçıl toplantı ve gösteri hakkı, demokratik toplumun temel unsurudur” ifadelerini kullandı.

“GÜVENLİK; YURTTAŞIN SUSTURULMASIYLA SAĞLANAMAZ”

CHP’li Sarıbal’ın sosyal medya paylaşımı şöyle:

“Türkiye, 7-8 Temmuz’da yapılacak NATO Zirvesi’ne hazırlanırken bir kez daha güvenlik gerekçesiyle temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırıldığı, demokratik itiraz hakkının baskı altına alındığı bir tabloyla karşı karşıyadır.

Türkiye’nin farklı kentlerinden NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek yapılan gözaltı ve tutuklama haberleri gelmektedir. Ev baskınları, gözaltılar, tutuklamalar, toplantı ve gösteri hakkına getirilen yasaklar, yalnızca belirli kişi ve kurumlara yönelmiş uygulamalar değildir. Bu tablo, Türkiye’de demokratik siyaset alanının, ifade özgürlüğünün ve toplumsal muhalefetin güvenlikçi politikalarla nasıl daraltıldığını göstermektedir.

Bir ülkenin güvenliği, yurttaşlarının susturulmasıyla sağlanmaz. Bir ülkenin itibarı, sokakların boşaltılmasıyla, meydanların yasaklanmasıyla, düşüncenin ve itirazın kriminalize edilmesiyle korunmaz. Güvenlik, hukukla; bağımsızlık, demokrasiyle; toplumsal barış, özgürlüklerle birlikte var olabilir.

NATO Zirvesi elbette dış politika ve güvenlik başlığıdır. Ancak hiçbir uluslararası toplantı, anayasal hakların askıya alınmasının gerekçesi olamaz. Yurttaşların NATO’yu, savaş politikalarını, dış politika tercihlerini ya da iktidarın güvenlik anlayışını eleştirmesi suç değildir. Barışçıl toplantı ve gösteri hakkı, demokratik toplumun temel unsurudur.

Türkiye’nin ihtiyacı, NATO’ya bağımlı bir güvenlik anlayışıyla içeride baskı rejimini derinleştirmek değildir. Türkiye’nin ihtiyacı; hukuk devleti, güçlü demokrasi, toplumsal refah, laiklik, eşit yurttaşlık, bağımsız dış politika ve “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesidir.

Bugün ülkenin gerçek gündemi; yoksulluk, işsizlik, çiftçinin borcu, emeklinin açlık sınırının altındaki geliri, gençlerin geleceksizliği, kadınların ve çocukların güvenliği, orman yangınları, gıda krizi ve adalet arayışıdır. Bu gerçek gündem, NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek yaratılan güvenlikçi atmosferle örtülemez.

Gözaltı işlemleri sırasında yaşandığı aktarılan hukuk dışı uygulamalar, insan hakları ihlalleri, kötü muamele iddiaları, avukat görüşlerinin engellenmesi, dosyalara getirilen kısıtlamalar ve temel usul güvencelerinin askıya alınması kabul edilemez. Güvenlik gerekçesi, hukukun dışına çıkmanın, yurttaşların onurunu ve haklarını ihlal etmenin mazereti olamaz.

Barışçıl demokratik itiraz kriminalize edilmemeli; toplantı, gösteri, ifade ve örgütlenme özgürlüğü üzerindeki baskılara son verilmelidir. NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek gözaltına alınan ve tutuklanan yurttaşlar derhal serbest bırakılmalıdır.

Türkiye’nin güvenliği, halkın özgürlüğünden vazgeçerek değil; demokrasiyi, hukuku ve toplumsal barışı güçlendirerek sağlanır.”

Muhabir: ZEYNEP MUTLUSOY