CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmesinde şirketlerin artan finansman sıkıntısıyla karşı karşıya olduğunu belirtti. 2025’in ilk 60 gününde yaklaşık 400 olan konkordato başvurusunun, 2026’nın aynı döneminde 1.012’ye yükseldiğini ifade eden Salıcı, geçen yıl günde ortalama 6 şirketin mühlet talep ederken bu yıl bu sayının 17’ye çıktığını vurguladı.
HER 100 ŞİRKETİN 40’I KAPANIYOR
Salıcı, kurulan her 100 anonim şirkete karşılık 40 şirketin kapandığına işaret ederek, yaşanan krizin yalnızca tekstil ve inşaat sektörleriyle sınırlı kalmadığını; gıda, tarım ve metal gibi stratejik alanlara da sıçradığını kaydetti. Yüksek faiz oranları ve daralan kredi kanallarının üretimi zorladığını belirten Salıcı, sanayicinin yatırım ve kapasite artışı yerine borçlarını çevirmeye odaklandığını dile getirdi.
Salıcı’nın sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama şu şekilde:
2025’in ilk 60 gününde yaklaşık 400 olan konkordato başvurusu, 2026’nın aynı döneminde 1.012’ye fırladı.
Geçen yıl günde ortalama 6 şirket mühlet talep ederken, bu yıl günde 17 şirket mahkemenin kapısını çalıyor.
Kurulan her 100 anonim şirkete karşılık 40 şirket kapanıyor.
Reel sektörümüz derin bir likidite krizi yaşıyor. Bu yangın artık yalnızca tekstil ve inşaatla sınırlı değil; gıda, tarım ve metal gibi stratejik sektörlere sıçramış durumda.
Dolayısıyla mesele sadece şirketlerin mali yapısından öte tedarik zincirlerinin bütününü kapsıyor.
Yüksek faiz sarmalı ve daralan kredi kanalları üretimi zorluyor. Sanayici yatırım yapıp kapasite artırmak yerine, sadece borç çevirmek için çırpınıyor.
Şunu net koyalım: Borçla ayakta duran, sadece krediye bağımlı bir şirket yapısıyla güçlü ekonomi inşa edilemez. Dünya ticaret bloklarına ayrılırken, gümrük tarifeleri yükselirken ve yeni bir oyun kurulurken; Türkiye günü kurtaran yaklaşımlarla dünya sahnesinde güçlü kalamaz.
Batan her şirket “zombi” değildir. Üretim kapasitesi, verimliliği ve teknolojik potansiyeli olan bir işletme, geçici bir likidite sıkışıklığı yaşadığı için feda edilemez. Sanayimiz borç döndürmek için erirse, Türkiye hayal ettiğimiz refah ve zenginliğe asla ulaşamaz.
Bu nedenle iki adım atılmalıdır:
1- Konkordato ilan eden firmaların tedarikçilerini koruyacak bir mekanizma kurulmalıdır. Aksi halde bir domino etkisiyle zincirleme iflas riski kaçınılmazdır.
2- KOBİ’lerin ve üreticilerin finansmana erişimi kolaylaştırılmalıdır. Üretim yapan, istihdam sağlayan işletme ile spekülatif alanlar aynı kefeye konulmamalıdır.
Mesele, şirketleri veya şahısları kurtarmak değildir.
Mesele, Türkiye’nin geleceğidir.”





