Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Kadın Kolları Nilay Kökkılınç, süresiz nafaka düzenlemesini iptal etmesinin ardından, 13. Yargı Paketi kapsamında hazırlanan yeni yasal düzenlemelerin ekim ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine geleceğini belirterek uyarılarda bulundu.
Yargı uyuşmazlıkları içerisinde en fazla dosyanın Aile Mahkemelerinde görülen boşanma, nafaka, eşler arasındaki mal tasfiyesi ve müşterek çocukların velayet hakkına ilişkin uyuşmazlıklardan oluştuğunu belirten Kökkılınç, bu uyuşmazlıkların kadınların maruz kaldığı şiddetin nedenleri arasında da önemli bir yer tuttuğunu ifade etti.
“AİLE İLİŞKİLERİ SONRASI KADIN MAĞDURİYETİ ÖNLENMELİ”
Kökkılınç, Meclis’te yapılacak kanun çalışmaları sonrasında hayata geçirilecek yeni düzenlemelerin hak ve nesafet ölçüsünde çözümler sunması gerektiğini vurgulayarak, bozulan aile ilişkileri sonrasında kadınların mağduriyetlerinin etkin biçimde önlenmesi gerektiğini söyledi.
“SİVİL TOPLUM VE BAROLARIN GÖRÜŞÜ MUTLAKA ALINMALIDIR”
Kadın hakları alanında çalışmalar yürüten sivil toplum kuruluşları, meslek odalarının kadın hakları çalışma grupları, kent konseyleri ve baroların sürece aktif şekilde dahil edilmesi gerektiğini belirten Kökkılınç, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Mecliste nafaka ile ilgili yapılacak yeni yasal düzenlemede bu kurumların görüşlerine mutlaka başvurulmalıdır. Kadın hakları insan haklarındandır ve yeni yasal düzenlemeler en geniş toplumsal mutabakatla yapılmalıdır.”
“ZAMANAŞIMI SÜRELERİ VE EK SÜRE KISITLAMASI HAK KAYBINA YOL AÇACAK”
Avrupa Birliği ülkelerinde nafaka, çocuklarla ilgili velayet hakları ve mal paylaşımına ilişkin davaların uzun yıllardır boşanma davalarından ayrı görüldüğüne dikkat çeken Kökkılınç, yeni düzenlemede kadınlar açısından hak kaybına yol açabileceğini belirttiği başlıkları değerlendirdi.
MAL PAYLAŞIMINDA ZAMANAŞIMI
Mal paylaşımına ilişkin açılacak davalarda mevcut 10 yıllık zamanaşımı süresinin uzun bir süre olduğunu belirten Kökkılınç, yeni düzenlemede gündeme gelen 5 yıllık zamanaşımı süresinin de uzun olduğunu savundu.
“BOŞANMA KESİNLEŞTİKTEN SONRA 2 YILLIK DAVA AÇMA SÜRESİ MAKUL OLANDIR”
Kökkılınç, “Boşanma kesinleştikten sonra 2 yıllık bir dava açma süresi makul olandır. Son yıllarda erkekler tarafından kadınlara karşı bu davaların açılmakta olduğunu görüyoruz. Bu açıdan bakıldığında uzun zamanaşımı süreleri kadın-erkek ilişkilerinde yeni uyuşmazlıkların başlangıcı olabilmektedir” dedi.
“EK SÜREYLE İLGİLİ KISITLAMA MULAK SURETLE DÜZENLEMEDEN ÇIKARILMALIDIR”
Nafaka süresi sona erdikten sonra ileri yaştaki kadınların en geç bir yıl içerisinde ek süre talep etmemesi halinde hak kaybına uğramasına neden olabilecek düzenlemeye de tepki gösteren Kökkılınç, bu uygulamanın pek çok kadını mağdur edebileceğini söyledi.
Kökkılınç, nafaka talebinde ek süreye ilişkin kısıtlamanın düzenlemeden çıkarılması gerektiğini belirterek, “Nafaka talebinde bu ek süreyle ilgili kısıtlama mutlak surette düzenlemeden çıkarılmalıdır” ifadelerini kullandı.




