İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın 7 Ekim Çarşamba günü AKP’ye geçeceği iddiaları gündemde yerini korurken, tepkiler devam ediyor.
CHP 34. Dönem Parti meclisi üyesi Hüseyin Saygılı, “Yalpala Cemil, çamura düşene kadar” başlıklı bir yazı kaleme aldı.
“SİYASET SADECE FİKİRDEN İBARET DEĞİLDİR”
“Bu başlıkla bu yazıyı kaleme almama neden olan, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın son dönemde sergilediği siyasi tutum ve bunun kamuoyunda yarattığı güven bunalımıdır” diyen Saygılı, “16 yaşımdan bu yana siyasetin içindeyim. Yalnızca siyasal mücadele vermedim; aynı zamanda çeşitli sorumluluklar üstlendim. Bu uzun yolculukta öğrendiğim en önemli gerçeklerden biri, siyasetin sadece fikirlerden ibaret olmadığıdır. Siyaset aynı zamanda ahlaktır, ilkedir, tutarlılıktır ve güven vermektir” dedi.
“SEÇİLMİŞLERİN SEÇENLERE KARŞI SORUMLULUĞU VARDIR”
“Savunduğunuz siyasi görüşlerle, iş yaşamınızın, kişisel karakterinizin uyum içinde olması gerekir” diyen Saygılı, sözlerine şöyle devam etti:
“Söylediklerinizle yaptıklarınız arasında uçurum oluştuğu anda, toplum nezdindeki inandırıcılığınızı da kaybetmeye başlarsınız. Seçilmişlerin, kendilerini seçenlere karşı büyük bir sorumluluğu vardır. Aday oldukları partinin dünya görüşünü, programını, tüzüğünü, tarihini ve temel değerlerini benimsemeleri beklenir. Hele ki söz konusu Cumhuriyet Halk Partisi gibi yüz yılı aşkın mücadele geleneğine sahip bir parti ise, o birikime gölge düşürecek davranışlardan özellikle kaçınılmalıdır”
“14 AĞUSTOS’TA AKP’YE KATILACAĞI KONUŞULUYORDU…”
“Hiç kimse aldığı siyasi görevi kişisel ikbalinin aracı haline getiremez. Kişisel hesaplar, partinin ve toplumun ortak çıkarlarının önüne geçirilemez. Peki bugün ne yaşıyoruz? Epey bir süredir kamuoyu aynı sorularla meşgul ediliyor. “Cemil Tugay istifa edecekmiş…Bağımsız kalacakmış… Yeni kurulacak partiye geçecekmiş… Hayır, CHP’ye dönecekmiş… AK Parti’ye katılacakmış… Hatta Sayın Cumhurbaşkanı’ndan onay beklendiği, 14 Ağustos’ta AK Parti’nin kuruluş yıl dönümünde rozet takacağı konuşuluyordu”
“BU KADAR PUSULASINI KAYBETMİŞ SİYASİ TABLOYA ÇOK AZ RASTLADIM”
Belediye meclis grubunun WhatsApp grubundan ayrıldığı, ardından yeniden eklendiği haberleri gündeme geldi. İnsan gerçekten hayret ediyor. Bu kadar yalpalayan bir siyasetçi görmek kolay değildir. Bu kadar pusulasını kaybetmiş bir siyasi tabloya da hayatım boyunca çok az rastladım. İzmir gibi siyasi bilinci yüksek bir kentin, böylesine belirsizlik üreten bir yönetim anlayışını hak ettiğine inanmıyorum.
“ÇALIŞANLAR KAMUOYUNDA HEDEF HALİNE GETİRİLDİ”
Daha önce birlikte yol yürüdüğü arkadaşlarını bir kalemde silen, kendisinden önce görev yapan belediye başkanlarını ve yöneticileri kamuoyu önünde zor durumda bırakan bir anlayış zaten güven kaybına uğramıştı. Bunun üzerine işçilerle ve sendikalarla yaşanan gerilimler eklendi. Üstelik bu süreçte belediyenin yaşadığı sorunların temel nedeni olarak sürekli işçi ücretleri gösterildi. Çalışanlar adeta kamuoyu önünde hedef haline getirildi.
“SEÇTİĞİNİZ PARTİNİN PROGRAMI VE İLKELERİ DOĞRULTUSUNDA HİZMET ÜRETMENİZ BEKLENİR”
Oysa Cumhuriyet Halk Partisi’nin temel değerlerinden biri “Emek en yüce değerdir.” anlayışıdır. Bu ilkeyi savunan bir partinin belediye başkanı, emeği değersizleştiren değil, emeğin yanında duran bir anlayışı temsil etmelidir. Yerel yönetimler yalnızca hizmet üreten kurumlar değildir, aynı zamanda siyasi kimliği olan kurumlardır. Seçildiğiniz partinin programı ve ilkeleri doğrultusunda hizmet üretmeniz beklenir.
“SİZİ SEÇEN İNSANLARA SIRTINIZI DÖNEMEZSİNİZ”
Elbette hizmeti bütün yurttaşlara eşit götüreceksiniz. Hiçbir ayrım yapmayacaksınız. Ancak bunu yaparken sizi iktidara taşıyan siyasi değerlerden ve ilkelerden kopamazsınız. Yerel siyaset de genel siyasetten bağımsız değildir. Ülkedeki ekonomik ve siyasal gelişmeleri, mensubu olduğunuz siyasi anlayışın değerleri doğrultusunda değerlendirmek zorundasınız. En önemlisi de sizi seçen insanlara sırtınızı dönemezsiniz.
“SİYASİ TERCİH DEĞİL, AYNI ZAMANDA KARAKTER VE AHLAK MESELESİDİR”
Seçim döneminde gece gündüz çalışan partilileri, örgütü ve gönüllüleri yok sayamazsınız. Bütün bunlar sadece siyasi tercih değil, aynı zamanda karakter ve ahlak meselesidir. Bugün yaşanan tablo, ne yazık ki sürekli değişen söylemler ve tutarsız davranışlar nedeniyle ciddi bir güven erozyonuna dönüşmüştür. Birkaç gün önce SDD ve ADD’den istifa etmesi gideceğini kesinleştiren hareketler olarak değerlendirildi.
“TUGAY İZMİR SEÇMENİNİN GÖNLÜNDEN ÇIKMIŞTIR”
“Bu saatten sonra AK Parti’ye geçmeniz ya da geçmemeniz artık çok şeyi değiştirmeyecektir. Çünkü asıl kaybedilen, siyasi inandırıcılıktır. Bir siyasetçi için bundan daha büyük bir kayıp yoktur. Kanımca Cemil Tugay, İzmir seçmeninin gönlünden çoktan çıkmıştır”
“ÖZGÜR ÖZEL’İN İZMİR HALKINA ÖZÜR BORCU VARDIR”
“Ortaya koyduğu siyasi tutarsızlıklar ve kişisel tavırları, ciddi bir karakter ve yönetim sorunu bulunduğu yönünde güçlü bir kanaat oluşturmuştur. AK Parti’nin ne yapacağını bilemem. Yeni kurulan Yeni Parti’yi bilmem. Yeni parti Genel başkanı sayın Özgür Özel’in İzmir halkına özür borçu vardır”
“BU ANLAYIŞ İZMİR’E NE DE TÜRKİYE’YE SAĞLAYACAĞI KATKI VARDIR”
“Sütte leke var Cemil Tugay’da yoktur” demişti. “Değişimi anlamak için İzmir’e bakın” demişti. Seçimlerde kaç belediye kazandığınız değil, kaç belediye elinizde kaldı ona bakmanız gerekir. Çünkü siyaseti böylesine değersizleştiren, güveni aşındıran ve toplumu sürekli belirsizlik içinde bırakan anlayışların ne İzmir’e ne de Türkiye’ye sağlayacağı bir katkı vardır”
“SİYASETTE EN BÜYÜK SERMAYE GÜVENDİR”
“Son olarak bir çift sözüm de Cumhuriyet Halk Partisi’nin geçmiş ve gelecek genel merkez yöneticilerinedir. Bugün yaşananların sorumluluğu yalnızca bir kişiye yüklenemez. Aday belirleme süreçlerinde parti sadakati, siyasi geçmiş, mücadele birikimi, liyakat ve başarı öyküsü yeterince dikkate alınmadığında, kişisel yakınlıklar, dar çevre ilişkileri ve günübirlik hesaplar öne çıktığında ortaya maalesef bu sonuçlar çıkmaktadır. Siyasette en büyük sermaye güvendir”
“GÜVEN İLKEYLE TUTARLILIKLA VE EMEKLE KAZANILIR”
“Güven ise ancak ilkeyle, tutarlılıkla ve emekle kazanılır. Bu nedenle yaşananlardan herkesin ders çıkarması gerekir. Çünkü yapılan her yanlış tercih yalnızca bir kişiyi değil, milyonlarca seçmenin umudunu ve partilerin, siyaset kurumunun itibarını da doğrudan etkilemektedir”




