CHP İzmir Milletvekili Ednan Arslan, açlık grevindeki Doruk Madencilik işçilerine aylarca haklarının verilmemesi ve Soma'daki termik santral işçilerinin ücretsiz izne yollanmasıyla başlayan enerji yönetimi tartışmalarına dair kritik değerlendirmelerde bulundu.
Arslan, düşük kapasiteyle çalışan, verimsiz yönetilen santral ve madenlerle ilgili kamulaştırmaya işaret ederken enerjideki yanlış politikaların hem vatandaşa fatura yükü olarak hem de işçiye işten çıkarma olarak döndüğünü vurguladı.
"DEVLET, ŞİRKET GİBİ YÖNETİLEMEZ"
Arslan, "Kapasitesinin altında faaliyet gösterdiği için de maden işçilerini ücretsiz izne çıkartıyor. Şirketler kâr etmediklerinde kamu yararını düşünmez, yalnızca kazanca yönelirler. İktidar ise birkaç varsılın kârı ve hırsı uğruna binlerce insanın mağdur edilmesine seyirci kalıyor. İşte bu nedenle diyoruz ki; devlet şirket gibi yönetilmez!" dedi.
Enerjinin özelleştirilemeyeceğini vurgulayan Arslan, "Ülkemizin sırtındaki en büyük yüklerden biri bu yandaş şirketlerdir. Enerjide kamu payının acilen artırılması ve nihai hedef olarak yönetimin tamamen kamuya geçmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur” ifadelerini kullandı.
Doruk Madencilik işçilerinin sadece hakları için direndiğini söyleyen Arslan "Tek bir istekleri var: Alacaklarının ödenmesi ve haklarının verilmesi. Peki, madencilerimize bu zulmü reva gören şirket ne diyor? 'Artan maliyetler ve mevcut piyasa koşulları.' Peki gerçek, gerçekten bu mu? Bu maliyetler karşısında santral sahiden çalışamıyor mu, yoksa kârlı olmadığı için mi çalıştırılmıyor?” diye sordu.
"ŞİRKETLERİ NEDEN KORUYORSUNUZ?"
Kar amacıyla hareket eden enerji şirketlerinin iktidar tarafından korunduğunu söyleyen Arslan, “Dağıtım şirketlerinin karı için bu millet daha ne kadar bedel ödeyecek? Enerji alanındaki özelleştirmeler ucuzluk ve hizmet kalitesi sağlamıyorsa, neden hâlâ bu şirketleri koruyorsunuz? 2010 yılından bugüne gerekli yatırımları yapmayan, her fırsatta faturayı vatandaşa kesen bu dağıtım şirketleri artık birer kara deliğe dönüştü. Vatandaşın bu yükü daha fazla taşıyacak gücü kalmadı” dedi.
Arslan, "Şirketler kâr etmediklerinde kamu yararını düşünmez, yalnızca kazanca yönelirler. Oysa devlet, kamu için vardır. Devlet, vatandaşını özel şirketlerin insafına bırakmaz. Haklı direnişleriyle hepimize örnek olan madencilerimizin yanında; baskıcı her türlü müdahalenin karşısındayız” dedi.
“MADEN ŞİRKETİ KAPASİTESİNİN 3’TE 1’İNİ KULLANIYOR”
İşçilerin haklarını vermeyen santralin Ocak-Nisan ayları arasında sürekli 'benzer arızalar' raporlamasının nedenini soran Arslan, “Santral zaten Ocak 2026’dan bugüne, çalıştığı sürelerde ortalama 42 MW kurulu güçle, yani toplam kapasitesinin ancak üçte biriyle faaliyet gösteriyor. Linyit kömürüyle elektrik üreten bir santralin üretim maliyetini etkileyecek en önemli unsurlar nelerdir? Eğer kömür sahası santral sahasında değilse; kömürün taşıma maliyeti, yani petrol fiyatlarındaki değişimler ve girdi maliyetleridir. Petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü hareketlilik mart ayı itibarıyla başladı. Santralin çalışma grafiğine bakıldığında; 4 Mart-24 Mart aralığında ve 4 Nisan’dan bugüne kadar olan süreçte tamamen durmuş olduğu görülüyor. Şubat ayında ise zaten tam kapasite çalışmıyordu. Peki, gerçekte olan nedir?” dedi.
Maliyetleri karşılayamadığı için arıza bahaneleriyle işçileri ücretsiz izne çıkaran Afşin-Elbistan santralinde de benzer durumun görüldüğünü hatırlatan Arslan, “O dönem santralin sahibi olan grup, Bakanlık ile pazarlık masasına oturmak için bu durumu kullanmış ve madencileri mağdur etme pahasına kendi çıkarına hareket etmişti. Bugün yaşananların da benzer bir süreç olma ihtimali yüksektir. Şimdi yaşananları bahane ederek yükü madencilere yıkmaya çalışıyorlar” diye konuştu.
“İKTİDAR VATANDAŞIN KALİTELİ VE UCUZ ENERJİYE ULAŞMASINI SAĞLAMALIDIR”
Vatandaşların kaliteli ve ucuz enerjiye ulaşması gerektiğini de sözlerine ekleyen Arslan, “Bir de depolamalı rüzgâr ve güneş enerjisi santrallerinden 19, termik santrallerden 45, elektrikli araç şarj işletmelerinden ise 29 adet lisansın iptal edildiği söylenip; “Sonuç olarak bizimle koşanın elinden tutarız; koşmayan, geride kalansa yarış dışı kalır” gibi ciddiyetten uzak bir açıklama yapılıyor. Sizin göreviniz şirketleri yarıştırıp düşeni geride bırakmak değil; bu ülke vatandaşlarının kaliteli, ucuz ve sürekli enerjiye ulaşmasını sağlamaktır. Enerji alanında yapılacak yatırımlarda önlemi önceden almak; yatırımların sağlıklı ilerleyip ilerlemediğini denetlemektir. Ama hepsinden önemlisi; vatandaşın vergisini ve zamanını boşa harcatmayacak yatırımları onaylamak, bu işi başaramayacak olanları önceden tespit etmek ve bol keseden lisans dağıtmamaktır” ifadelerini kullandı.
"EPDK BAŞKANI CEO GİBİ HAREKET EDİYOR"
Öte yandan Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) yönetiminin de enerjiyi ticari bir ürün gibi değerlendirdiğine dikkat çeken Arslan, EPDK Başkanı'na yüklenerek şöyle konuştu:
“Sistem değişikliği ile birlikte anonim bir şirket gibi yönetilen devletin, adeta bir CEO gibi hareket eden bürokratı olan EPDK Başkanı; temel bir hak olan enerjiyi ticari bir ürün gibi değerlendiriyor. EÜAŞ’ın piyasadan ortalama 2,24 liraya alıp dağıtım şirketlerine 0,49 liraya sattığı elektrik için; vatandaşın vergisinden ve ödediği fahiş dağıtım bedellerinden sadece 2023-2026 yılları arasında aktarılan yaklaşık 1 trilyon liralık kaynak yetmezmiş gibi, şimdi de dağıtım şebekesinin sürdürülebilirliğinden bahsediyor” dedi.


