CHP Sözcüsü Müslim Sarı, partisinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısı sonrası basın açıklaması yaptı. MYK toplantısında ekonomiye ilişkin değerlendirmeleri aktaran Sarı, iktidarın hedeflediği enflasyon oranlarının gerçekçi olmadığını söyledi.
2026’nın ilk 10 ayında kümülatif enflasyon rakamının yüzde 27.5 olduğunu belirten Sarı, şunları kaydetti:
"Daha 2 ay önce açıklanan OVP'de ve daha 15-20 gün önce açıklanan bütçe büyüklüklerinde 2026 yılı için 28 hedefin olduğunu, tahminin olduğunu görüyoruz. Yani düşünün, daha 15 gün önce yapılmış olan tahminin 15 gün sonra tutmayacağı neredeyse kesin. Zaten 27,5 olmuş enflasyon... Tahmine sadece yarım puan kalmış ve daha 2 tane enflasyon rakamı açıklanacak. Yani bu, aslında hükümetin hiçbir biçimde enflasyon hedefleri konusunda, iktisadi büyüklükler konusunda tahminlerinin, beklentilerinin, bakış açılarının ne kadar doğru olmadığını bize açık bir biçimde göstermektedir. Daha bugünden söyleyebiliriz ki 2027 yılı enflasyonu da 21 olan tahminin yakınına bile uğramayacak. Dolayısıyla bu enflasyon rakamları, ekim ayı enflasyon rakamları hem ekonomide, enflasyonda yapısal bir sorun olduğuna işaret ediyor hem de orta ve uzun vadede enflasyon hedeflerinin asla tutmayacağını bize şimdiden söylüyor."
"EMEKLİ AYLIĞINA VE ASGARİ ÜCRETE YÜZDE 70 ZAM YAPILMALI"
Asgari ücretin ve en düşük emekli aylığının açlık sınırının altında kaldığını vurgulayan Sarı, 2027 yılı bütçesinin zam beklentisini karşılamadığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
"Çok açık bir tablo olarak şunu söylemeliyiz ki 40 bin liranın altında bir aylık maaş, o kişiyi açlık sınırının altında tutacaktır. 38 bin liraya gelmiş açlık sınırı 2 ay sonra 40 bin lira olacaktır. 2 ay sonra, 1 Ocak'ta emekliye zam yapacağınız zaman bu zammın en az yüzde 70 seviyesinde olması gerekir. Bizim CHP olarak önerimiz, 23 bin lira olan en düşük emekli maaşının yüzde 70 oranında zamlandırılmasıdır, en az 40 bin lira seviyesine çıkartılmasıdır, hiç kimsenin açlık sınırı altında bırakılmamasıdır. Buna paralel bir biçimde diğer emekli aylıkları da arttırılmalıdır, en az yüzde 70 oranında. Ve asgari ücret de buna paralel biçimde arttırılmalıdır. Yani asgari ücret, en düşük emekli maaşının en az yüzde 30 üzerinde olmalıdır. Bizim teklifimiz bunun 50-52 bin lira seviyesinde olmasıdır. Bunlar gerçekleşmediği sürece, bunlar verilmediği sürece bu enflasyon oranları karşısında geniş kitlelerin, geniş toplumsal kesimlerin, işçinin, memurun, emeklinin korunması mümkün değildir. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027 yılında bütçe olanaklarının çok çok üstünde, enflasyonun çok çok üstünde, beklenen enflasyonun çok çok üstünde emekli maaşı artışları yapacağını söylüyor. Biz de buradan geçen hafta da söylemiştik: Bütçe olanaklarına baktığımız zaman, 2027 yılı bütçe harcamalarındaki artış oranlarına baktığımız zaman bunun hedef enflasyonun 10 puan üzerinde olmasına olanak yoktur. Yani emeklinin 1 Ocak'ta alacağı zam, bütün yıl boyunca alacağı zam mevcut bütçe olanakları içinde yüzde 40'ı geçmeyecektir. 'Hedef enflasyon yüzde 21, emekliye veriyorum yüzde 40, aa ne güzel, reel olarak bunların gelirini arttırıyorum' diyemezsiniz. Çünkü yapmış olduğunuz yüzde 40 zam bile geniş emekli kesimlerini açlık sınırının altında tutacaktır. Açlık sınırının üstüne çıkaracak, altından kurtaracak olan zam miktarı yüzde 70'tir. En düşük emekli maaşının en az 40 bin lira olması gerekir 1 Ocak'ta. Ve haziranda bu yeniden arttırılacak. Dolayısıyla kimse kimseyi kandırmasın, kimse emekliyi kandırmasın, kimse asgari ücretliyi kandırmasın. Bu bütçe olanakları bir tercih gösterir; her bütçe bir hükümet için tercihtir. Bu bütçede de hükümet aslında emekliyi, dar gelirliyi değil, faiz çetesini korumaktadır."
“FON KRİZİNİN SİYASİ SORUMLULUĞUNUN ÜZERİNE GİDİLMELİ”
Fon krizine ilişkin de konuşan Sarı, fon krizinde 3 ayak olduğunu belirterek, "Bu ayaklar neler? Bir; manipülatörler, yani manipülatörlere dönük kovuşturmalar, cezai hükümler, cezai süreçler. İki; kurumsal sorumluluk, yani denetim yapması gereken firmaların, bilimlerin... daha doğrusu kurumların sorumluluğu. Üç; siyasi sorumluluk, bu işin siyasi ayağı. Bu 3 ayak eş zamanlı bir biçimde üzerine gidilmesi gereken ayaklardır. Bunlar olmadığı sürece bu iş eksik bırakılır. Bir de dedik ki bu işin 2 tane temel zemini var: Bu fonlar tasfiye edilirken kamu kaynağı kullanılmayacak. Bu, örgütlü suçlar kapsamında değerlendirilecek. Şimdi bizim kırmızı çizgilerimiz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu" dedi.
SARI'DAN GÜRLEK'E: "ÖRGÜTÜN ADI NE?"
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in fon soruşturmasına ilişkin açıklamalarına da değinen Sarı, şunları söyledi:
"Sayın Gürlek açıklama yapmış, demiş ki: '430 üç şüpheli, 112 tutuklu, 186 adli kontrol, 38 firari, 30 milyar liralık gönüllü iade, 247 bin yatırımcıya da 97 milyar ödeme.' Tutuklanması konusunda, manipülatörlerin üzerine gidilmesi konusunda, bunların tutuklanması konusunda, gözaltına alınması konusunda, hukuki soruşturmaya ve kovuşturmaya tabi tutulmaları konusunda, bunların mal varlıklarına el konulması konusunda, bunların elde etmiş olduğu paraların geri alınması konusunda bir sürecin işlediğini anlıyoruz buradan. Bu mesele bir yana... İkinci ayakla ilgili de bazı gelişmeler olduğunu görüyoruz. İşte Sermaye Piyasası Kurulu, Borsa İstanbul yöneticileri, BDDK'den bazı yöneticiler... Tamam, bunlarla ilgili bir sürecin de ufak ufak başladığını görüyoruz. Ancak üçüncü ayaktan hiç ses yok. Yani bu denetim kurumlarının denetim yapmalarını engelleyen, buna göz yuman kişilerin arkasındaki siyasi motivasyon kim, ne, siyasi ayak ne, bununla ilgili hiçbir gelişme yok.
Sayın Gürlek, bununla ilgili açıklamalar yaparken siyasetçinin bu konunun hiçbir yerinde olmadığını varsaydığını görüyoruz. Bütün denetleyici kurumların yöneticilerini görevden alsanız da hepsini hapse atsanız da onların denetim görevlerini yerine getirmesini engelleyen siyasetçilere dönük bir işlem yapmadığınız sürece bu meseleyi çözmüş olmuyorsunuz. Dolayısıyla bunun arkasındaki siyasi motivasyonu, siyasi ayağı mutlaka ve mutlaka ortaya çıkartmak gerekir. Buradan Sayın Bakan'a sesleniyorum: Bu siyasi ayağın üzerine gitmediği sürece görevini yerine getirmiş olmaz. Televizyonun karşısına çıkıp 'Şu kadar manipülatörü tutukladım, şu kadarını gözaltına aldık, şu kadardan şu kadar para aldık' demek yetmez. Sermaye Piyasası Kurulu, Borsa İstanbul, BDDK, Maliye bürokratları... 'Bunlarla ilgili işlemler yaptık' demek sizi kurtarmaz. Bunların arkasındaki siyasi motivasyonu çıkartacaksınız. Bunların arkasında hangi siyasetçilerin olduğunu, kimlerin buna rıza gösterdiğini, kimlerin göz yumduğunu, kimlerin teşvik ettiğini çıkartacaksınız. Bunu yapmadığınız sürece görevinizi yerine getirmiş olmazsınız.
"SİZ BÖYLE ÖRGÜT ŞEMALARINI ÇİZMEYİ SEVİYORSUNUZ YA..."
Bir başka şey daha söyledi Sayın Bakan. Dedi ki: 'Ya, burada organize bazı işler var.' Yani burada bir örgütlü suç olabilir demeye getirdi. Evet doğru, biz başından beri bunu söylüyoruz: Burada bir örgütlü suç var ve örgütlü suç kapsamında değerlendirilmesi gereken bir işlemdir bu. Ama şimdi siz böyle örgüt şemaları çizmeyi seviyorsunuz ya, şimdi benim de buradan soracağım sorular var: Bir; bu örgütün adı ne? Burada bir örgütlü suç varsa bu örgütün adı ne? İki; bu örgütün lideri kim? Üç; bu örgütün yöneticileri kim? Dört; bu örgütün şeması nerede? Dolayısıyla Sayın Bakan'dan, yani İBB ile ilgili, belediyelerle ilgili örgütlü suç kapsamında şemaları görmeye alışkın olan bu topluma herhalde bu fon süreciyle ilgili, bu fon vurgunu ve yolsuzluğuyla ilgili de bir şema göstermesini bekleriz. Burada bir örgüt varsa bu örgütün liderinin, yöneticilerinin, şemasının, bu örgütün adının —hani böyle adlar dolaşır ya— bu örgütün adının ne olduğunu da ilan etmesini bekleriz. Kimse sorumluluktan kaçmasın. Adalet Bakanı bunları yapmadığı sürece, bu sürecin üzerine gitmediği sürece işini eksik bırakmış olur. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bunu sonuna kadar izleyeceğiz, takip edeceğiz."
"NEDEN CHP'Yİ BÖLDÜNÜZ?"
Sarı, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'e seslenerek, "Neden Cumhuriyet Halk Partisi'ni böldünüz? Neden Mustafa Kemal Atatürk'ün partisini bölerek kendinize başka bir parti inşa ettiniz? Soruyoruz arkadaşlara: Sizin ideolojik, politik olarak Altıok'tan ne farkınız var" diye sordu. Sarı, şöyle konuştu:
"Şimdi bunun karşısında şunu sormak gerekir: Neden Cumhuriyet Halk Partisi'ni böldünüz? Neden Mustafa Kemal Atatürk'ün partisini bölerek kendinize başka bir parti inşa ettiniz? Soruyoruz arkadaşlara: Sizin ideolojik, politik olarak Altıok'tan ne farkınız var? Bizim programımızdan ne farkınız var? Hiçbir politik fark göremiyoruz. Bence onlar da göremiyor. Peki bu bir siyasal ayrışma değilse, burada yapay bir ayrışma söz konusuysa o zaman başka bir partiye niye gittiniz? Niye başka bir parti kurdunuz?
Bunun tek açıklaması var: Kendinize koltuklar inşa etmek istiyorsunuz. Koltuk arıyorsunuz kendinize. Burada bir siyasal mücadele yapmak yerine size bir parti gerekiyordu. Ve siz o partiyi kurdunuz ve Cumhuriyet Halk Partisi'ni parçalamak ve bölmek istediniz. Dolayısıyla mesele bu kadar açıktır. Cumhuriyet Halk Partisi'nin kongreleri ve kurultayını yapmamasıyla, takvimiyle ilgili bir mesele değildir bu. Bu mesele çok açık bir biçimde Cumhuriyet Halk Partisi'ne ilişkin arkadaşlarımızın bakış açısıyla ilgilidir.”




