CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, İmamoğlu'nun siyasi danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün “Siyasal casusluk” iddiasıyla tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşmasının ikinci gününde 4 sanığın da savunması tamamlandı. Yarın, duruşma savcısının mütalaasını sunması bekleniyor.
Duruşma, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde bulunan 4 No’lu duruşma salonunda yapıldı.
Yanardağ, Özkan ve Gün’ün hazır bulunduğu duruşmaya İmamoğlu katılmadı. İmamoğlu, hemen yan tarafta bulunan 1 no’lu salonda, İBB davasındaki sanık sandalyesinde yerini aldı.
Yanardağ, savunmasında "Davanın iki amacı var. Biri TELE1'i susturmak. Diğeri de Ekrem İmamoğlu'nun kazandığı 2019 ve 2024 seçimlerini lekelemek" dedi. TELE1'e kayyım atanma sürecinin ayrıntılarından bahseden Yanardağ, "Bağımsız, yurtsever, solda yer alan, Cumhuriyetçi bir grup gazeteci çıktı ve başarılı oldu. Büyük medya kartelleriyle rekabet edecek bir güce ulaştık. TELE1 boyun eğmeyecektir." ifadelerini kullandı.
"SİLİVRİ'DEN CUMHURBAŞKANI ÇIKACAK"
Yanardağ, Ekrem İmamoğlu'nun savunmasına da atıfda bulunarak Casusluk Davası'nın esas olarak siyasal nitelikte olduğunu belirterek, "Umuyorum ve bekliyorum ki bu sürecin sonunda Silivri'den Türkiye'ye bir Cumhurbaşkanı çıkacak. Çünkü ben kendisine de söyledim. Bana, "Merdan Bey, biz makam mevki peşinde değiliz" dedi. Biliyorum, makam mevki peşinde değiliz ama bu artık bu ülkenin bir haysiyet sorunu haline geldi. Rakiplerini adliye ve kolluk üzerinden, daha sosyolojik bir ifadeyle devletin zor aygıtlarını kullanarak siyaset alanını düzenlemeye çalışan bir iktidarla karşı karşıyayız. Kendi rakiplerini devletin zor aygıtlarıyla paralize etmeye, imha etmeye, etkisizleştirmeye çalışan; zorlayarak siyasi transferler yapan bir iktidarla karşı karşıyayız. 15,5 milyon insanın Cumhurbaşkanlığına aday gösterdiği bir kişinin tutuklanması, tek başına bile bunu kanıtlamaya yetecek maddi bir delil olarak önümüzde duruyor" diye konuştu.
"TELE1'İ BATIRDILAR"
Merdan Yanardağ, Türkiye’de bir casusluk davası üzerinden bir dikta hukuku kurulmaya çalışıldığını savunarak, “İmamoğlu’nun tutuklanmasını kınayamayan tek ülke. Çünkü Starmer Türkiye’ye Eurofighter satmaya çalışıyor. Eurofighter’larla birlikte selfie çekti. Tam bir soytarı. Geçenlerde yapılan yerel seçimlerde de ağır bir yenilgiye uğradı. İngiltere’de Yeşil Parti, sol Yeşil Parti yükseliyor. İşçi Partisi, işçi sınıfının tarihi partisidir; buna rağmen orada ağır bir yenilgiye uğradı. Peki neden TELE1’e yöneldiler? Ben AKP iktidarının, mevcut iktidarın siyasal ve tarihsel ömrünü doldurduğunu ve bu ömrü uzatmak için çeşitli manevralar yaptığını düşünüyorum. İBB soruşturması da CHP’ye yönelik kurultay davası da casusluk davası da bu amaçla açılmıştır. Çünkü TELE1’in yayında olduğu bir medya ortamında bu operasyonu kolay kolay yürütemezsiniz. TELE1 boyun eğmeyecektir." ifadelerini kullandı.
Yanardağ, "Çözüm sürecinin başlatılmak istendiğini 1 yıl önceden gördüm. Öcalan'ın şartlarının tüm tutuklularla aynı olması gerektiğini söylediğim için tutuklandım. Sonra çözüm süreci başladı" dedi.
"GİZEMLİ BİLGİ ALGISI"
Yanardağ, iddianamede eşinin 2008'de ortak olduğu bir firmaya yer verildiğini söyledi ve "İddianame gizemli ve gizli bilgiler var algısı oluşturma çabasında. Eşim 2012'de o şirketten ayrıldı. Tele 1'i kurmama daha 5 yıl var. İmamoğlu Beylikdüzü Belediye Başkanı bile değil" ifadelerini kullandı.
Seçimlere katılmayı, seçimleri kazanmayı, televizyon yayını yapmayı, siyasal eleştiride bulunmayı suç saymaya çalışan bir iddianame ile karşı karşıya bulunduklarını söyleyen Yanardağ, iddianamenin altında İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Can Tuncay’ın imzasının bulunduğunu belirtti. Yanardağ, şöyle devam etti:
“Nerede şu anda? Bakan yardımcısı. Bakan yardımcılığı nedir? Siyasal bir makamdır. Yani AKP’ye iltica etmiş bir başsavcıvekiliyle karşı karşıyayız ve bu iddianamenin altında imzası bulunmaya devam ediyor. Bakan yardımcılığı siyasal bir makamdır.Peki Sayın Can Tuncay ne yazmış? Son iki paragrafı okuyorum: ‘Şu hâle göre casusluk suçları yönünden madde gerekçesi de nazara alındığında, niteliği gereği gizli olan bilginin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin zararına, yabancı bir devlet yararına temin edilmesi ya da açıklanması gerekmekte ise de casus ile casusluğu talep eden arasında bu bilgi ve belgenin karşı tarafa aktarılmasına yönelik bir anlaşmanın bulunması şart değildir.’ Yani spor olsun diye casusluk yapmışız. Ben yayıncılık yaparken bir ara canım sıkılmış, “40 yıllık gazeteciyim, gazetecilik yapıyorum ama işim gücüm yok; biraz da casusluk yapayım” demişim. Hobi olsun diye casusluk yapmışız.”
"KILIÇDAROĞLU AŞKINI ANLAYABİLMİŞ DEĞİLİM"
"Savcılığın Kılıçdaroğlu aşkını anlayabilmiş değilim. Aralarından su sızmıyor" diyen Yanardağ, "İddianamede Kılıçdaroğlu ile yaptığımız program, casusluk örgütünün yönlendirmesiyle gerçekleştirilmiş gibi sunulmuş. Nasıl yapmışız bunu? Kılıçdaroğlu'nu sıkıştırmışız." ifadelerini kullandı. Yanardağ, "Kılıçdaroğlu'nu yayına aldıktan bir gün sonra Ekrem İmamoğlu'nu çok sert eleştirdiğini belirtti ve "Seçimin faturası bir kişiye çıkarılamaz. Kılıçdaroğlu'na haksızlık yapılıyor" dediğini aktardı.
"HÜSEYİN GÜN İLE TEMASIM BİRKAÇ MESAJ"
Yanardağ'ın ardından Ekrem İmamoğlu'nun siyasi danışmanı ve kampanya direktörü Necati Özkan savunma yaptı.
Necati Özkan, Hüseyin Gün'e dair hiçbir şeyi hatırlayamadığını, Ekrem İmamoğlu'yla birlikte çekilen fotoğrafta yer alan Seher Alaçam olmasaydı yine de hatırlayamayacağını ifade etti. "Yaptığımız temas 3-4 defadır maksimumdur, birkaç tane mesajlaşmadır" diyen Özkan, dosyanın sanıklarından gazeteci Merdan Yanardağ'la hayatında 2 kez bir araya geldiğini, onun da bu davanın dünkü ilk duruşmasında ve bugün olduğunu belirtti.
Özkan, Dark Web'e yüklenen verilerin 2005, 2008, 2014, 2016 ve 2017 tarihlerinde yüklendiğini ve yapan kişilerin de Polonyalı ve Ukraynalı iki hacker olduğunun ortaya çıktığını belirtti. Özkan ayrıca, nahkeme heyetinin talep olmaksızın aldığı kararlarla bilirkişilerden rapor istediğini söyledi.
"İDDİANAME ÇELİŞKİLERLE DOLU"
Özkan, savunmasını noktalarken "Bu iddianame baştan sona çelişkilerle doludur" dedi. Hayatı boyunca ülkeye, markalara, devlet kurumlarına hizmet ettiğini, yüksek vergi ödediğini, istihdam sağladığını belirten Özkan, "Casusluk isnadını tümüyle reddediyorum" ifadelerini kullandı.
"DELİ SAÇMASI OLDUĞU GÖRÜLDÜ"
Necati Özkan'ın avukatlarından Kazım Yiğit Akalın, soruşturmanın başında 'casusluk' başlığının infial yarattığını ancak dosya incelendiğinde bu iddianın çöktüğünü söyledi. Akalın, "İşin içine girince deli saçması olduğu görüldü" ifadelerini kullandı.
TUTUKLULUK DURUMUYLA İLGİLİ MÜTALAA BEKLENİYOR
Necati Özkan’ın ve avukatlarının savunmasının ardından mahkeme başkanı duruşmada 2. günü bitirdi. Yarın savcılığın Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün'ün tutukluluk durumlarına yönelik mütalaasını vermesi bekleniyor.




