İstanbul Büyükşehri Belediyesi operasyonu kapsamında tutuklanan isimlerden biri olan Gökce, sosyal medya hesabından yaşadığı olayı paylaştı.
Cezaevindeki hücresinde iki yavru kuşu kurtarmaya çalışmasından bahseden Gökce, mesajına ise "Yaşamı kuşlar için de savunmaya devam!" sözleri ile son verdi.
Buğra Gökce'nin X hesabından paylaştığı mesajı şöyle:
Kuşlarla yaşama tutunmaya devam!
Pazar sabahına 7 gibi enteresan kuş sesiyle uyandım. Sanki her zamankinden daha yakın ve daha sık pırlıyordu. Kafamı bir kaldırdım avluya bakan penceremin (ek pencere bu zaten) önünde demir parmaklıların 4’üncü sırasında bir “yavru serçe” bana sesleniyor. Çıkıp hemen dokunayım, yardıma ihtiyacı varsa bakayım istedim ancak avlu 8.20 civarı açılıyordu. Karşılıklı birbirimizle konuşarak epey bir zaman geçirdik. Ben odamda camın diğer yanında, o dışarıda! Penceremi açıyorum ama tel sineklik var. Uçmaya çalışıyor ama fazla uçamıyor…
Sonra bir lavaboya gittim geldim. Gözden kaybolmuş, ses geliyor ama göremiyorum.
Memurlar geldi. 8.15 gibi açıldı avlum. Çıktım hemen görünmeye köşeye yere düşmüş. Ben yaklaşınca kanat çırpıp korkup kaçıyor. Üzerine gitmeyeyim diye şekerli su yaptım, ekmek ufaladım, yakınına koydum ama kaçmaya çalışıyor.
Bir baktı uçup soğan koyduğum kesik su damacanası (5ltlik) içine düştü. Çıkardım. Sonra bir de ne göreyim? Kanalizasyonun altından geçtiği avlunun tam ortasındaki demir mazgal üzerinde taburem var. Ona radyomu koyuyordum yürüyüş yaparken, taburenin altında tam mazgalın üstünde (ki sinek gelmesin diye onun üzerine de tel tül sineklik sermiştim) tülün üstünde daha küçük bir yavru! Bu hiç kıpırdayamıyor. Daha zor nefes alıyor. Aldım yukarıdan bana bir pike başladı! Yavrularını koruyorlar. Alıp karşı koridora bakan küçük pencere önüne koydum, ona da su -mama yaptım ama İkisi benim hazırladıklarıma bakmıyor.
Ben içeri gireyim ki anneleri ilgilenebilsin benden korkuyorlar diye koğuşa girdim. Pencereden izliyorum. Anneleri gelip ikisininde ağzına mama verdi. Daha küçüğü hiç uçmuyor. İlk gördüğüm az daha iricesi yavaş yavaş talim yapıyor. Anneleri bir aşağı bir yukarı adeta mekik dokuyor.
Bir baktım yukarıdaki yuvada 2 ayrı köşede 2 ayrı kuş yavrusu daha yuvadan kafa uzatıyor. Anneleri aşağı mama getirince bir süre kayboluyor sonra yukarıdaki yavrulara da mama götürüyor. Bir aşağı bir yukarı yani!
Avlu dediğim yer esasında bir kuyu olduğu için yaklaşık 10 metrelik derin duvarların üstündeki yuvalarına uçabilecek gücü toplamaya çalışıyorlar. Kanat çırpıp 1-2 metre yükseliyor iriceden yavru. Yarısına kadar da geldiği oldu. Daha ileri gidemiyor. Daha ufak ve azıcık hasta olan yavru ise sadece yan yöne 1-2 metre ileri gidebiliyor.
Kuyunun üzeri daha önce anlattığım gibi 20 - 22 m2 gökyüzü. Üstelik tel çit ile de sınırlı, kenarlarında dikenli teller, ortasında baklava desenli tel çit. Serçeler rahatça girip çıkabiliyorlar. Ben de bulutları, güneşi anca o kadar görebiliyorum. Bu yavruları uçuracağım ve inancım o ki sevdiklerime benden haber götürecekler.
Benim için de kanat çırpacaklar… Hürriyete…
Öğlene kadar birbirimize bakıp idare ettik. Ekmek – süt yaptım, su koydum, baktım daha irice olan içiyor, yiyor, ufaklık beceremiyor. Sonra bir ara pencereden bana bakan denizlikten yana koyulmuş 1’er cm aralıklı kalın tel parmaklıkla pervaz arasındaki küçük boşluğa çıktığını gördüm ufaklığın. Sonra birden aniden ters tarafa koridor tarafına düştü. O taraftaki pencere arasındaki dar boşluğa. Çıkamıyor da, annesi gelip bağırıyor, kardeşi avludan tarafa tellere tırmanıyor, kurtarmaya çalışşıyor. Benim elimin girme ihtimali yok. Ne yapsam olmadı. Çırpındıkça zora giriyor. Orada ona isim de koydum “Sarsuk”, Sarsuk için pek kullanmadığım acil durum butonuma bastım, memur geldi koğuş kapısına. Mazgal arasından anlattım. Avlu kapısına geldi. Sağolsun, beraberce kalem yardımıyla itekleyip çıkardık Sarsuk’u!
Avluya attı memur, uçamıyor da kerata ama şimdilik hayatını kurtardık. Acil durum butonu bir can kurtardı diyebiliriz.
Hemen yanına gelip onu yürütmeye çalışan kardeşini görünce duygulandım. Ona da Kalender demeye karar verdim.
Bugün Kalender ve Sarsak avluyu spor için kullandırmıyor ama olsun. Onları uçurana kadar uğraşacağım birazcık. Mutluyum valla.
Avlumu elimden aldılar şimdilik. Ben çıkınca panik büyüyor ama alışıyorlar. Talim yapıp uçmayı öğrensinler diye biraz sabrediyorum ama bakalım ne kadar sürecek. Üstelik küçük için çok endişeliyim. İlk gördüğüm kendini kurtaracak gibi. Diğeri daha ufak ve sanki hasta. Beni de yanaştırmıyorlar. Zira elimden de pek bir şey gelmiyor, mama su dışında…
Bana bir heyecan ve yeni bir yaşama sevinci. Umarım ikisini de uçurur sevdiklerime yollayabilirim. Onlarca yumurta, 5-6 cenaze sonrası geçen ay ilk uçan ama böyle zorlanmayan yavruyu saymazsak bu kez 2 yeni ve zorlu yavrumuz var. Seferberlik halindeyiz anneleri ile birlikte! Başaracağız. Yaşamı kuşlar için de savunmaya devam!