İz Gazete Genel Yayın Yönetmeni Ümit Kartal, Kayıt’ın 17. bölümünde Buca’daki siyasi ve ekonomik tabloyu değerlendirdi. Kartal, Buca’nın hem CHP içi müdahaleler hem ekonomik kriz hem de siyasi iktidarın yaklaşımı nedeniyle kaosa sürüklendiğini söyledi.
Ümit Kartal şu ifadeleri kullandı:
“Buca hem Genel Merkez müdahalesi nedeniyle hem Phuket Adası tatilinin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da gündeminden düşmeyecek şekilde tüm Türkiye'de etki yapması nedeniyle hem de ekonomik sıkıntılar nedeniyle yumuşak karın haline getirildi. Siyasi iktidar İzmir'de hangi ilçe ile uğraşmak ister, hangi belediye ile daha kolay uğraşır diye sorsak ilk vereceğimiz cevap Buca olur. Çünkü hem Genel Merkez tarafından biraz sahipsiz hem şu an örgütü yok, ilçe yönetimi yok, ilçe başkanı yok. Kaos var, soru işaretleri dolu. Hem belediye ekonomik sıkıntılar yaşıyor. Buca'yla ilgili problemlerin çözümü konusunda hem iktidar kanadının saldırılarını hem de bu problemlerin çözümüne yönelik somut adımları hayata geçirme konusunda Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi biraz geri kalıyor diye düşünüyorum. O yüzden özetle Buca’nın durumu yumuşak karın. İlçe yönetimi de istifa etti. Seçime götürmek istiyorlar çünkü. Sandıkla gelen sandıkla gider diyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi kültürüne davet ediyorlar Genel Merkezi de... Buca ilgili çeşitli görüşmeler var.”
CHP’DE ATAMA MI KONGRE Mİ?
Parti içi sürece dair Kartal şu değerlendirmeyi yaptı:
“Mesela şu bilgiyi vereyim, Çağatay Güç yapıcı duruyor. Çağatay Güç biraz Buca örgütünden yana da duruyor açıkçası. Yani genel merkezden çeşitli isimler ‘vurun kellesini alın, atayın geçin’ diye yaklaşsa bile Çağatay Güç, Buca örgütü ve üyeleriyle beraber bu süreci yürütmeye gayret ediyor. Ne olur? Herhalde görüntü şu yönde, bir atama olsa ilçe yönetimi gidip İl Seçim Kurulu'na dilekçelerini verip itirazda bulunabilir. Daha kaotik bir ortam oluşacak. Ve ilçe örgütü, gençlik kolları, kadın kolları ile beraber bu konuda zaten kararlı. Biz seçimle geldik, seçimle gideriz diyorlar. O yüzden muhtemelen beş kişilik bir heyet atanır. Bir ay içerisinde de seçim olur. Olağanüstü kongre olur.”
ÇAĞDAŞ KAYA YÜKSEK İHTİMALLE ADAY OLMAYACAK
Olası adaylık senaryolarına ilişkin Kartal şunları söyledi:
“Burada soru şu, Çağdaş Kaya adayı olur mu? Benim edindiğim bilgi muhtemelen, yüksek ihtimalle Çağdaş Kaya bir daha aday olmayacak. Çağdaş Kaya'nın kavgası, bu işin yapılış yöntemiyle ilgili. Kendisiyle bir hesaplaşma içine girildiğini düşünüyor. Örgüt karar vermeyecekse, sürekli genel merkez müdahaleleriyle olacaksa, sadece Buca değil, İzmir bu halde yönetilecekse, Cumhuriyet Halk Partisi problem yaşayacak diye düşünüyorum. Bu konuda da haklı. O yüzden seçime götürüp, yönetimi de koruyarak bu geleneği, bu kültürü sandık belirliler kültürünü İzmir'de pekiştirmek istiyor. Burada Hüseyin Duyan ve Haydar Göktepe'nin isimleri öne çıkıyor. Hem Buca örgütü ikisini ilçe başkanı olarak görmek isteyebilir hem genel merkez ve il başkanlığının da itiraz etmeyeceği isimler bunlar. Ama yöntem olarak Buca'daki yöntem belli ki şu anki sandık kurulup olağanüstü ilçe kongresi ile yeni yönetim ve başkanın seçilmesi yönünde.”
BUCA’DA İŞÇİ EYLEMLERİ
Buca Belediyesi’ndeki işçi krizine değinen Ümit Kartal şöyle konuştu:
“Gelelim işçi krizine Buca'da. Buca'da işçi krizi epeydir devam ediyor. Tabi ki sendikal dinamiklerin kuvvetli olduğu bir ilçe Buca. Ben şimdi İz Gazete’nin geçmiş manşetlerini tarıyorum bir haftadır. Orada da dikkat ettim. Mesela bir ara Görkem Duman'a manşet yapmışız biz. Böyle başkanlar da var diye, tebrik ederiz diye. İşçiler eylem yapıyor. Görkem Duman makamdan iniyor, işçilerin arasına oturuyor. Hatta buradaki krizi böyle gündeme getirmek isteye çalışan çeşitli medya kuruluşlarını da, tetiklemeye çalışan medya kuruluşlarını da beraber uzaklaştırıyorlar oradan. Bir çözüm bulalım, ben de sizinle beraber üzgünüm. Hep beraber bir aileyiz mesajı veriyorlar. Biz de bunu övüyoruz. Ama maalesef o dönemi hatırlıyorum. Bu duygu hali, böyle olmalı diye övdüğümüz duygu hali üç gün sürdü. Sonrasında orada da eldivenler takıldı. Madem öyle çöpleri biz toplarız… Kaç gün toplayacaksın, bir gün toplayacaksın.”
Kartal sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şimdi gelinen noktada Buca'daki birinci problem ekonomik problem. İkinci problem iletişim. İletişimle ilgili bir sıkıntılı bir durum söz konusu. Phuket meselesinde de bence en büyük sıkıntı buydu zaten. Yani siz sıkıntılar yaşıyorsunuz arkadaşlar, evet görüyorum. Bunu hissettiğini göstermesi gerekirdi belediye başkanı ve belediye yönetimi. Geçmeyen duygu birincisi buydu zaten. Şimdiki durum da bu. Yani bize sözler veriliyor ama sorun çözülmüyor öfkesi birincisi. İkincisi orada benim öğrendiğim kadarıyla işçilerin geçmişe dönük alacakları 40 gün. Ama İzmir'in çeşitli ilçelerinde çok daha uzun süre maaşlarını alamayan işçiler de var. Beş ay, altı ay maaşlarını geriden alan işçiler de var. Orada bu derece eylemler, bu derece tansiyon yükselmiyor. Buca'da yükseliyorsa, bir kere Buca'yı yöneten belediyenin, belediye kadrolarının buradaki iletişim problemini, sendika ve işçilerle iletişim problemini çözmek üzere bir hamle yapmaları gerekir.”
BORNOVA ÖRNEĞİ
Bornova’da imzalanan toplu iş sözleşmesini örnek gösteren Kartal şunları söyledi:
“Bak çok güzel örnek, Bornova Belediyesi. Geçen hafta haberini de yaptık. Neredeyse bu dönem rekor denilecek hızda toplu iş sözleşmesini imzaladılar. Daha da imzalamaya 3-4 ay vakitleri olmasına rağmen. Çünkü güçlü bir iletişim kuruluyor. E o işçiler sonuçta görmüyor mu ekonomik problemleri, silkeleme operasyonlarını, siyasi iktidarın baskılarını? Onlar da görüyorlar ama bunun anlatılması en önemli şeyi bu.”
KREDİ ONAYLANMAZSA CEZALANDIRILAN YURTTAŞ OLUR
Ümit Kartal, Buca Belediyesi’nin kredi başvurusu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Ben burada Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nin biraz belediyeleri yalnız bıraktığını düşünüyorum. Maalesef Kaptan diye ilan edilen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı da orayla burayla kavga etmekten ilçe belediyeleri, onlarla beraber sorunlar çözelim hiç asla böyle bir çizgide olmadığı için, hatta bazı ilçelerde krizi derinleştirmeye yönelik hamleler yaptığı için çözümsüz bir durum. Şimdi Buca Belediyesi’nin kredi başvurusu var. Kredi başvurusu onaylanmadı. Muhtemelen de onaylanmaz. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu Phuket kaosunu üç defa dile getirip siyasi bir malzeme olarak kullanıyorken, haklı olarak sonuçta başka bir siyasi parti kullanıyorken, daha fazla sıkıntılar artsın, kredi gelmesin, maaşlar ödenemesin diye bekler. Böyle bekliyorlar yani. Haklı olarak derken yanlış anlaşılmasın. Krediyi onaylatmamalarına haklı bulmuyorum. Olmaz böyle bir şey. Çünkü cezalandırdığın kişi yurttaş. Cezalandırdığın kişi CHP Genel Başkanı Özgür Özel değil ki. CHP'li Belediye Başkanı Görkem Duman değil ki. Yurttaş. Vergisini veren, emeğiyle geçinen, alın teriyle yaşayan, namuslu, dürüst insanlar. İkincisi, Buca'da yaşayan seçmen. Kaldı ki Buca'da son yerel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi belediyeyi kazandı ama Büyükşehir seçimlerinde Cemil Tugay'dan daha çok oy aldı Hamza Dağ Buca'da. Yani AKP'nin de epey oyu var. Yani kendi seçmeni de cezalandırmış oluyor.”
ORGANİZE BİR ŞEBEKE GİBİ GÖRÜNMÜYOR
Kartal, belediyeye yönelik operasyon hakkında ise şunları söyledi:
“Tam bir kaos. Tam bir kriz. Üzerine bir de Buca'ya operasyon biliyorsun. Belediyeye operasyon. 26 kişi adliyeye sevk edildi. Biz bu çekimi yaparken henüz sonuç belli değildi. Ne olur? Sonuç ne olur öğreniyoruz. Bu da aslında Buca siyasetini yumuşak karın olarak yapayalnız ortada bırakılması. O ya da bu sebeplerle. Bu krizlerle bırakılmasının bence bir sonucu. Benim öğrendiğim orada diğer tüm Türkiye'deki belediyelere göre operasyonlardan farklı olarak belediye bürokrasisinin ve çalışanlarının doğrudan değil ama aşağıdan bir sıkıntıyla, mali işlerin radarına girebilecek bir sıkıntıyla başlıyor operasyon. Bir iş takipçisi kadın... Orada çeşitli işlemleri yaptırmış. Çok da küçük rakamlardan bahsediliyor. 3 bin lira, 4 bin lira gibi. Çeşitli belediye personeline IBAN'dan para gönderdiği ile ilgili iddialar var. Bu kadın zaten 150 sayfalık bir ifade vermiş. Bu kadın Foça'da ve Buca'da da otelleri de olan biriyle telefonda görüşürken bunları anlatıyor. Ya şu işlemi şuna çözdürdüm, bu işlemi buna çözdürdüm diye. Böyle işler... Belediye de böyle işleri becerebildiğini anlatıyor. Telefonda konuştuğu kişi de mülteci kaçakçılığı işleri de yapmış bir isim. Yani telefonları dinlemede bir isim. O telefon görüşmesi dinlemeye takılıyor. Orada da zaten kadın her şeyi anlatıyor. Ahmet, Mehmet, Mustafa şuna üç bin buna beş bin neyse artık. İddialar bu şekilde. Aldım verdim bu işleri hallettim diye. Yani böyle Cumhuriyet Halk Partili bir belediyede organize bir yolsuzluk şebekesi gibi görünmüyor. Bunlar tabii hepsi iddia. Bu arada kim ne yaptıysa böyle usulsüzce cezasını çeksin. O da ayrı bir şey. Bunları iddianame açıklandığında da daha net göreceğiz. Ama siyaseten söylersek yapayalnız bırakılmış, sahipsiz, biçare, ekonomik sıkıntılar içerisinde, siyasi iktidarın hedefi haline getirilmiş, ilçe örgütü bile olmayan, ilçe başkanı bile olmayan İzmir'in en fazla nüfusuna sahip ilçesinden bahsediyoruz.”





