Aspirin, modern tıbbın en eski ve en yaygın kullanılan ilaçlarından biri. Ağrı ve ateş düşürücü etkisinin yanı sıra kan sulandırıcı özelliği nedeniyle özellikle kalp-damar hastalıklarında uzun süre önemli bir yer tuttu. 20. yüzyılın ikinci yarısında, baş ağrısından gribal enfeksiyonlara kadar birçok durumda yaygın biçimde kullanıldı.
BirGün’de yer alan habere göre, son yıllarda aspirin, genel amaçlı bir ağrı kesici olarak eskisi kadar önerilmiyor. Bu değişim, ilacın etkisini yitirmesinden değil; risk-fayda dengesine ilişkin bilimsel verilerin güncellenmesinden kaynaklanıyor.
YAYGIN KULLANIMIN NEDENİ NEYDİ?
Aspirin (asetilsalisilik asit), prostaglandin üretimini baskılayarak ağrı ve ateşi azaltır. Aynı zamanda trombositlerin kümelenmesini engelleyerek kan pıhtısı oluşumunu azaltır. Bu özellikleri nedeniyle uzun süre hem semptom giderici hem de koruyucu amaçla reçete edildi.
Özellikle 1980’lerden itibaren düşük doz aspirin, kalp krizi ve inme riskini azaltabileceği gerekçesiyle geniş hasta gruplarında koruyucu tedavi olarak kullanılmaya başlandı.
NEDEN DAHA AZ ÖNERİLİYOR?
Zaman içinde yapılan geniş ölçekli klinik çalışmalar, aspirinin uzun süreli ve kontrolsüz kullanımında bazı riskler taşıyabileceğini ortaya koydu. Bu riskler arasında mide kanaması ve ülser, sindirim sistemi kanamaları, nadir de olsa beyin kanaması ve çocuklarda viral enfeksiyonlar sırasında görülebilen Reye sendromu yer alıyor. Ayrıca son yıllarda yayımlanan bazı tıbbi rehberler, kalp-damar hastalığı riski düşük olan kişilerde koruyucu amaçlı rutin aspirin kullanımının her zaman gerekli olmayabileceğini belirtiyor. Bu nedenle aspirin artık genel bir önleyici alışkanlık olarak değil, bireysel risk değerlendirmesine dayalı bir tedavi seçeneği olarak ele alınıyor.
HANGİ SEBEPLERLE DAHA AZ TERCİH EDİLİYOR?
Aspirin güçlü bir antiinflamatuar ilaçtır. Ancak mide üzerinde tahriş edici etkisi nedeniyle, özellikle hassas bireylerde yan etki riski taşır. Günümüzde parasetamol veya bazı non-steroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ’ler), belirli durumlarda daha güvenli seçenekler olarak değerlendirilebiliyor.
Bu durum aspirinin etkisiz olduğu anlamına gelmiyor; sadece kullanım alanlarının daha seçici biçimde belirlenmesi gerektiğini gösteriyor.
HÂLÂ KULLANILIYOR MU?
Aspirin günümüzde özellikle kalp krizi geçirmiş hastalarda, stent takılan kişilerde, belirli yüksek riskli kardiyovasküler hastalarda, doktor kontrolünde ve genellikle düşük dozda kullanılmaya devam ediyor. Bu kullanım, bireysel risk-fayda değerlendirmesine dayanıyor.
Aspirine yönelik yaklaşım, son yıllarda daha temkinli bir çerçeveye oturdu. Tıp pratiğinde genel eğilim, her hasta için aynı önleyici ilacı kullanmak yerine, kişiye özel risk analizine dayalı karar vermek yönünde.
Sonuç olarak aspirin tedavülden kalkmış değil. Ancak geçmişteki yaygın ve refleksif kullanım yerini, daha sınırlı ve kontrollü bir uygulamaya bırakmış durumda. Değişen ilacın kendisi değil; onu hangi koşullarda ve kimler için önerdiğimize dair bilimsel yaklaşım.




