Tatil sezonu yaklaşırken insanların aklında ‘kaç gün izin almalıyım’ sorusu dönüp dolaşıyor.
Bilimsel veriler, tatilin kalitesini belirleyen şeyin ise gün sayısının değil bu sürenin nasıl yönetildiği olduğunu ortaya koyuyor.
Uzmanlara göre sık aralıklarla yapılan kısa kaçamaklar ruh sağlığına çok daha iyi geliyor.
Cumhuriyet’in aktardığı habere göre Journal of Experimental Psychology’de yayımlanan bir çalışma, tam olarak bu anlayışı doğruluyor.
İLK GÜNLERDE STRES HORMONU TAVAN YAPIYOR
Bilimsel veriler doğrultusunda insanların tatili planlama aşamasında, tatil sonrasına kıyasla daha çok mutlu hissettiği ortaya çıktı.
Tatilin ilk günlerinde ise tam tersi bir durum yaşanıyor. Stres hormonu ilk günlerde tavan yapıyor. Bavul hazırlama ve işleri yetiştirme telaşı, vücuttaki kortizol (stres hormonu) seviyesini zirveye taşıyor. Uzmanlar, bu hormonun normal seviyeye dönmesinin ve zihnin tatil moduna girmesinin 1-2 gün sürebileceğini vurguluyor.
8 GÜN KURALI
Radboud Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, tatilin "ideal" süresini gün yüzüne çıkardı.
Bulgulara göre;
Ruh ve beden sağlığı tatilin 8. gününde zirveye ulaşıyor.
Bu noktadan sonra mutluluk seviyesi artmaya devam etmiyor ve bir "plato" evresine giriyor.
Profesör Mary Helen Immordino-Yang, 8 günlük bir tatilin, çalışanların zamanı 7 günlük dilimler halinde algılama alışkanlığını kırdığını ve dönüş öncesi ekstra bir gün kazandırdığını vurguluyor.
Bilim insanları yaptıkları araştırmalar doğrultusunda yoğun fiziksel aktiviteleri tercih etmek yerine kitap okumak, gün batımını izlemek veya denizi seyretmek gibi pasif eylemlerin zihni iyileştirmede çok daha etkili olduğunu belirtiyor.
TATİLDEN SONRA MUTLULUK AZALIYOR
Tatil programını tamamen kendi isteklerine göre belirlemek ise kontrol duygusunu pekiştirirken tatilin yenileyici etkisini de güçlendiriyor.
Öte yandan uzmanlar, tatil süresi ne kadar uzun olursa olsun işe başladıktan sonra mutluluk hormonu seviyesinin yine tatil öncesindeki seviyelerine döndüğünü söylüyor.




