Bir Arada Yaşarız Eğitim ve Toplumsal Araştırmalar Vakfı (BAYETAV) tarafından yayımlanan İzmir Barometresi 2026 Kış Raporu çarpıcı verileri ortaya koydu.
Bilgisayar destekli telefon anketiyle, İzmir’in demografik yapısını yansıtacak bir örneklem oluşturmak üzere yaş, cinsiyet ve eğitim değişkenleri gözetilerek yapılan araştırmada; İzmirlilere dini kimlik açısından kendilerini nasıl tanımladıkları soruldu.
YÜZDE 55'LİK KESİM KENDİNİ DİNDAR OLARAK TANIMLIYOR
BAYETAV’ın İzmir Barometresi 2026 Kış Raporu’ndaki verilere göre İzmirlilerin yüzde 55’i kendini dindar, yüzde 31’i ne dindar ne değil, yüzde 14’ü ise dindar değil olarak tanımladı. Barometredeki bu verilere göre yapılan değerlendirmede, “Bu dağılım, İzmir'in seküler kent imajına rağmen, kentte yaşayanların yarısından fazlasının kendini dindar olarak tanımladığını, aynı zamanda önemli bir kesimin dinî kimlik konusunda kendisini ara bir kategoride konumlandığını gösteriyor” ifadeleri yer aldı.
EN YÜKSEK ORAN CUMHUR İTTİFAKI SEÇMENİNDE
Araştırmada, siyasal tercihler boyunca ortaya çıkan belirgin farklılaşmaya da dikkat çekildi. Barometreye göre; Cumhur İttifakı seçmeninin yüzde 74'ü kendini dindar olarak tanımlarken, bu oran CHP seçmeninde yüzde 41'e, Zafer Partisi seçmeninde yüzde 31'e düştü. CHP seçmeninin yüzde 38'i, Zafer Partisi seçmeninin yüzde 50'si kendini ne dindar ne de değil olarak tanımlarken DEM Parti seçmeninin ise yüzde 61'inin kendini dindar olarak tanımladığını görüldü.
DİNDAR KİMLİĞİ BİRİNCİ KİMLİK BENİMSEYENLERİN ORANI DÜŞÜK
İzmir Barometresi 2026 Kış Raporu’nda konuyla ilgili geçmiş veriler de hatırlatıldı. Geçmiş ve günümüz verilerinin birlikte değerlendirildiği raporda İzmirlilerin dini kimlik açısından kendilerini nasıl tanımladıklarına dair bütüncül tablo şöyle özetlendi:
“İzmir Barometresinin farklı dönemlerinde sorulan dinî kimlik ve inanç pratiklerine dair sorular bir arada değerlendirildiğinde, İzmir'de dindarlığın çok katmanlı bir görünüm sergilediği anlaşılıyor. Bu konuda son barometrede ulaştığımız üç ayrı veriyi birlikte değerlendirmekte fayda olduğunu düşünüyoruz.
İzmir’de Hâkim Kimlikler ve “Mesafeler” başlığında kendini birinci kimlik olarak dindar/muhafazakar olarak tanımlayanların oranının yüzde 13,1 olduğunu belirtmiştik. Aynı başlıkta İzmir’de en uzak bulunan kimliğin de yüzde 35,4 ile dindar/muhafazakar kimlik olduğunu söylemiştik. Son verimizde de İzmirlilerin yüzde 55'inin kendini dindar olarak gördüğünü ifade ediyoruz. Bu veride dikkatimizi çeken diğer bir unsur ise, kendini “çok dindar” kategorisinde görenlerin oranının sadece yüzde 7’de kalması. Bu veriler, şehrin dinî kimliği anlama ve yorumlama şeklinin geleneksel olandan farklı işlediğini gösteriyor. İzmir’de kendini dindar olarak tanımlayan geniş bir kesim varken, dindar/muhafazakâr kimliği birincil kimlik olarak benimseyen kesim oldukça düşük kalıyor. Daha çarpıcı biçimde bu kimlik şehirde, en uzak kimlik olarak görülüyor.
Bahar 2025'te sorduğumuz "Dinî inancınız gündelik kararlarınızı ne ölçüde etkiliyor?" sorusuna katılımcıların yüzde 31'i "çok etkiliyor", yüzde 34'ü "az etkiliyor”, yüzde 35’i ise, “hiç etkilemiyor” yanıtını vermişti. Bu verileri birlikte değerlendirdiğimizde; dindarlığın İzmirliler için bireysel düzeyde işleyen, uçlardan uzak, gündelik kararları çok fazla etkilemeyen, siyasal alanla yan yana geldiğinde mesafe alınan bir unsur olarak düşünüldüğünü gösteriyor.”




