Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), İzmir’de bulunan Basmane Çukuru'yla bağlantılı taşınmaz ve sözleşmeleri 75 milyon dolar muhammen bedelle satışa çıkardı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, yüzde 30'luk hakkının korunduğunu açıkladı. 2 Aralık’ta yapılacak ihaleye birçok dernek ve kuruluştan tepki gelmişti.
Çözümsüz bir sorun olarak kalan Basmane Çukuru’nun satışının durdurulması gerektiğini ifade eden Türkiye İşçi Partisi (TİP) İzmir İl Başkanı Orhan Kiper, alana giderek satışa tepkisini duyurdu. İzmir’in merkezinde bulunan arazinin 40 yıldır çözülemeyen bir sorun olduğunu dile getiren Kiper, “İçinde bulunduğumuz bu arazi, İzmir'in 40 yıldır çözülemeyen meselesi: Basmane Çukuru olarak bildiğimiz alan. Bugün İzmir'in kalbinde bu arazi satışa çıkarılıyor. Oysa burası yıllardır kamunun mülkiyetine kazandırılması için mücadele edilen, İzmir'in geleceği açısından son derece önemli bir alan. Şimdi bu alanın geleceği, kamunun değil, özel çıkarların belirleyici olduğu bir sürecin içinde” dedi.
"BASMANE ÇUKURU SATIŞI DURDURULSUN, PROTOKOL AÇIKLANSIN"
İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni eleştirirken “İzmir'in işçisine sırtını dönen, şimdi de İzmir'in kamusal varlıklarına sırtını dönüyor” diye konuşan Kiper, arazinin tamamının kamuya kazandırılması için Büyükşehir Belediyesi olmak üzere odalar ve çevre platformalarının uzun yıllardır hukuki mücadele yürüttüğünü dile getirdi.
Bu alanı kamunun kazanması için hukuki bir imkanın geçmişte olduğunu ifade eden Kiper, “Tam da böyle bir aşamada, 16 Ocak 2026'da Belediye Meclisi içeriğini ve doğuracağı yükümlülükleri bilmediği bir protokol için Cemil Tugay'a tek başına imza yetkisi verdi. Ardından 10 Eylül'de arazinin yalnızca yüzde 30'unu belediyeye bırakan, geri kalan yüzde 70'ini özel ve ticari kullanıma açan protokol kamuoyuna duyuruldu. Şimdi soruyoruz: Bir kentin hakkı neden dava sonuçlanmadan masaya koyulur? Üstelik bu protokolün tam metni ve ekleri neden hâlâ İzmir halkından saklanır? Meclis üyelerinin dahi içeriğini bilmediği bir anlaşmayla kentin geleceği nasıl belirlenir?” ifadelerini kullandı.
"BASMANE'NİN GELECEĞİ KAPALI KAPILAR ARDINDA BELİRLENMEMELİ"
İzmir'in merkezinde herkesin özgürce kullanabileceği, kentin hayatına katılabileceği bir kamusal alan yaratmanın mümkün olduğunu söyleyen Kiper, bir kentin merkezindeki her boşluğu binaya, her ortak değeri ticari kazanca dönüştürmek zorunda olmadıklarını belirtti. İzmir'in kaynaklarının yağmalanmasına karşı mücadelede inat edeceklerinin altını çizen Kiper, basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “TMSF satış sürecini durdurmalıdır. Hukuki mücadele sonuçlanmadan Basmane'nin geleceği kapalı kapılar ardında belirlenmemelidir. Bu alanın tamamı kamuya kazandırılmalı. Nasıl kullanılacağına İzmir halkı, meslek odaları ve kent örgütleriyle birlikte karar verilmelidir. Çünkü Basmane'nin çukuru halkındır, satılamaz.”





