Televizyon sektöründe tekelleşme suçlamasıyla gözaltına alındıktan sonra, Gezi Parkı eylemleriyle ilişkilendirilerek tutuklanan ID İletişim sahibi Ayşe Barım, 162 gün sonra İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez savunma yaptı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 171 sayfalık iddianamede, Barım'ın “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçlamasıyla 22 yıl 6 aydan 30 yıla kadar hapsi istendi. Duruşma, fiziki yetersizlikler nedeniyle İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda yapılıyor.

"Her şeyim elimden alındı"

Barım, savunmasına gözyaşları içinde başlayarak, “Ben Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmaya yönelik hiçbir şeye teşebbüs etmedim, yardım etmedim... Buraya girmeden evvel tespit edilmiş çok ağır bir kalp rahatsızlığım ve beyin anevrizmam var. Kalbimde 6 adet ayrı hastalık tespit edildi. Son derece sağlıksız koşullarda yaşam mücadelesi veriyorum... Yaşam hakkımı geri istiyorum. Onurum itibarım, yaşam hakkım her şeyim elimden alındı. Sizin adaletinize ve vicdanınıza güveniyorum” dedi.

Tarla yolunda can pazarı: 3 kişi hayatını kaybetti
Tarla yolunda can pazarı: 3 kişi hayatını kaybetti
İçeriği Görüntüle

"Adım bile geçmiyor"

Barım, iddialara yönelik, "Bu iddiadan sonra sektörde tekelci, bütün başarısızlıkların sebebi olduğum söylendi. Böyle bir karalama yapıldı. 17 Ocak tarihinde yine bir düğmeye basılmış gibi bambaşka, çok korkutucu, şantajcı, darbeci, Gezi Parkı olayları provokatörü gibi inanılmaz iddialar ortaya döküldü. Bir sabaha karşı evime yaklaşık 10 polis geldi. Polisler evimi ve iş yerimi aradı. 3 gün nezarette tutuldum. Adliyeye sevk edildim ve sabaha karşı tutuklandım. Silivri kapalı cezaevindeki tutukluluğumun 92. gününde iddianamem hazırlandı. İddianamenin ilk 65. sayfasına baktığım zaman. Benimle hiçbir ilişkisi olmayan oluşumların yer aldığını gördüm. Gezi Parkı olaylarını hatırlatmak üzerine yazılmış bir 65 sayfa… Adım bile geçmiyor. Bu konuda nasıl yargılanıyorum anlamıyorum" diye konuştu.

"Benimle çalışmayan oyuncuları anlatıyor"

Ayşe Barım, Gezi Parkı’na kendi iradesiyle giden oyuncuların savcılığa verdikleri ifadelerin iddianameye dahil edilmediğini belirterek, "Biz ID iletişim olarak, iddianamede yazanın aksine, 2013 yılımda ID iletişim 43 oyuncuyla çalışıyorduk. İddianame boyunca üzerinde tek bir kıyafet var. Çünkü ben Gezi Parkına sadece bir kere gittim. Oyuncularım Gezi Parkına katılmaya gitmiş. Muhteşem Yüzyıl oyuncularından bazıların Gezi Parkı’na gitmeye karar verdiğini gördüm. Sette böyle bir karar alıyorlar. Hep birlikte Gezi Parkı’nı ziyaret etmeye karar veriyorlar. Tamamıyla bir dizi setinde olan oyuncularım oraya gittiği için gittim. Basın da orayı sıkı takip ediyordu. Parkta olan birçok oyuncu orada toplandı. Basın olduğu için bir açıklama yapmak istediler. Bu da son derece spontane bir görüntüydü. O oyuncuların bir kısmı benimle çalışmıyordu. Çok fazla isim vardı. İddianamede sanki bu insanların hepsi ID iletişimde çalışıyormuş da ben organize etmişim gibi görünüyor. Zerrin Tekindor, Haluk Bilginer, Ali Atay, Hazal Kaya, Birce Akalay bizimle çalışmıyor o dönem. 2013’te bizimle çalışıyormuş gibi gösteriyor iddianame. İddianamenin 50 sayfası fotoğraflarla birlikte benimle çalışmayan oyuncuları anlatıyor. 43 oyuncu varmış o dönem bizimle çalışan ama 12 oyuncu mu ikna edebilmişim başarılı bir menajer olarak? Ben mesleğim icra etmek için oradaydım" diye aktardı.

"Osman Kavala işe görüştüğüm yazılmış"

Ayşe Barım, Gezi Davası'ndan tutuklu Osman Kavala ve diğer isimlerle ilişkisine dair şu ifadeleri kullandı: “İddianamede Gezi Parkı sanıklarından 3 kişiyle irtibatta olduğum söyleniyor. Osman Kavala ile irtibatım yok. 2013 yılında hiç tanımıyordum. Ne öncesinde ne Gezi olayları sırasında hiçbir irtibatım yok. Gezi olayları döneminde Osman Kavala işe görüştüğüm yazılmış. 2014 Haziran ayında görüşme nedenim de Fatih Akın’ın bir filmi ile ilgiliydi. Türkiye’deki çalışmaları için beni Osman Kavala’ya yönlendirdi. Bunu da ben tutuklandıktan sonra kendisi açıklamış. Bunu bir delil olarak sunmak bence çok aykırı bir durum. Çiğdem Mater Utku ile 2009 yıllından beri tanışıyorum. Ben de o da Boğaziçi mezunu. O dönemde tanıştım. O dönemden beri arada sırada Çiğdem Mater ile görüşürüm. Gezi Parkı ile alakası yok.”

"Yaşam hakkımı geri istiyorum"

Barım savunmasını şu sözlerle noktaladı: "Sonuç olarak, ben Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmaya yönelik hiçbir şeye teşebbüs etmedim, yardım etmedim. Benim itibarımın bu şekilde ayaklar altına alınmasına isyan ediyorum. Lehime hiçbir delil yok iddianamede. Dijital incelemelerde bir suç unsuru yok. Benim bu planlamalarda hiçbir finansal ilişkim de yok. Ben 162 orada tutuklu yargılanıyorum. Buraya girmeden evvel tespit edilmiş çok ağır bir kalp rahatsızlığım ve beyin anevrizmam var. Kalbimde 6 adet ayrı hastalık tespit edildi. Ben son derece sağlıksız koşullarda yaşam mücadelesi veriyorum. İlk itirazımızda sulh ceza hakimi beni tutuksuz olarak tahliye etmişken, artık bu cezanın haksız ve orantısız olduğunu düşünüyorum. Olmam gereken ameliyatları sağlıklı koşullara kavuşunca olmak istiyorum. Yaşam hakkımı geri istiyorum. Onurum itibarım, yaşam hakkım her şeyim elimden alındı. Sizin adaletinize ve vicdanınıza güveniyorum"

Duruşmada üç tanık dinlendi. Oyuncu Metin Yıldız, “Ayşe Barım’ın Gezi Parkı eylemleriyle oyuncuları yönlendirdiğine dair hiçbir bilgim yok” dedi.

Ayşe Barım’ın savunmasının ardından duruşmaya bir saat ara verildi. Aranın ardından sanık avukatlarının beyanları dinlenecek.

Kaynak: ANKA