Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) "İşçi Sınıfının Geçim Krizi Raporu: Asgari Ücret, Vergi, Emeklilik" Raporu’nu yayımladı. Raporda, "Avrupa’da açık ara en yüksek asgari ücret kapsamına sahip Türkiye'nin giderek derinleşen bir 'asgari ücretliler ülkesi'ne' dönüştüğü" belirtilerek, bunun toplu iş sözleşmesi kapsamının son derece dar kalmasından kaynaklandığı ifade edildi.

Rapora göre asgari ücretlinin 2005'te yıllık net ücretiyle 31,5 Cumhuriyet altını alabilirken, bugün yalnızca 8,1 Cumhuriyet altını alabileceği hesaplandı. Bu hesapla, asgari ücretlinin bu yıl 2005'e göre yaklaşık 23 Cumhuriyet altını kaybı olduğuna işaret edilirken 2002’de yüzde 122 olan ortalama emekli aylığının asgari ücret karşısındaki oranının 2025’te yüzde 84’e gerilediği belirtildi.

“YOKSULLUK SINIRININ DÖRTTE BİRİNE DENK GELİYOR”

Raporda, şu tespitlere yer verildi:

"2026 yılında daha belirlendiği gün açlık sınırının altında olan net asgari ücret, yılın beşinci ayı itibarıyla yoksulluk sınırının yalnızca dörtte birine karşılık gelmektedir. Öte yandan büyümeden pay alması gereken işçiler, tam aksine büyümeden dışlanmaktadır. Bu nedenle asgari ücret, kişi başına milli gelire göre de erimektedir. Vergi sistemi bu eşitsizliği daha da derinleştirmektedir. İşçiler bir yandan düşük ücretlerle geçinmeye çalışırken öte yandan giderek ağırlaşan vergi yükü altında ezilmektedir. Az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi alınan bir sistem kurulmuştur. Ücretliler şirketlerden daha fazla vergi öder hale getirilmiştir.

Konkordato ilan etmişti… İzmirli firma iflas etti
Konkordato ilan etmişti… İzmirli firma iflas etti
İçeriği Görüntüle

Emeklilik sistemi de bu genel tablonun dışında değildir. Onlarca yıl çalışmış, prim ödemiş ve ülkenin büyümesine katkıda bulunmuş milyonlarca emekli, bugün sefalet içinde yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır. Emeklilik bir dinlenme ve güvence hakkı olmaktan çıkmış, her üç emekliden ikisi geçimini sağlayabilmek için yeniden çalışmak zorunda bırakılmıştır."

"HER 100 ÇALIŞANDAN 15'İ ASGARİ ÜCRETİN ALTINDA ÇALIŞTIRILMAKTADIR"

Rapordan özet bulgular ise şöyle:

"Asgari ücret açlık sınırının altında, yoksulluk sınırının dörtte biri düzeyindedir. Asgari ücretin kişi başına milli gelire oranı 1974’te yüzde 80,6 iken 2026’da yüzde 45,7’ye gerilemiş, asgari ücretlilerin büyümeden aldığı pay azalmıştır. Asgari ücretli, 2005’ten bu yana yaklaşık toplam 23 Cumhuriyet altını kaybetmiştir. Türkiye’de asgari ücretin yüzde 5 fazlası ve altı bir ücretle çalışanların kapsamı yüzde 35’e yakındır. Böylece Türkiye asgari ücretin yaygınlığı bakımından Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada yer almaktadır. TİS kapsamı Türkiye’de yüzde 10 düzeyindeyken bu oran birçok Avrupa ülkesinde yüzde 60’ın üzerindedir. Türkiye’de her 100 çalışandan 15’i asgari ücretin altında çalıştırılmaktadır. Türkiye’de bir asgari ücretlinin dana eti alım gücü Hollanda’daki asgari ücretlinin yaklaşık dörtte biri, Fransa’daki asgari ücretlinin ise yaklaşık üçte biri düzeyindedir. Türkiye’de asgari ücretlinin temel gıda maddelerine erişimi, Avrupa ve OECD ülkelerine kıyasla son derece sınırlı kalmaktadır. 2026’da Türkiye’den daha düşük asgari ücrete sahip Avrupa ülkesi sayısı yalnızca üçe düşmüş, Türkiye Avrupa’nın en düşük asgari ücretli ülkelerinden biri haline gelmiştir. Türkiye’de TİS’ten yararlanan işçilerin ortalama ücretleri asgari ücretin oldukça üzerindedir. TİS kapsamındaki işçilerin aylık ortalama brüt kazancı, TİS kapsamı dışındaki işçilerden yüzde 91,9 daha fazladır.

"HER 100 TL'LİK VERGİNİN 64 TL'Sİ DOLAYLI VERGİLERDEN GELMEKTEDİR"

Vergi ve kesinti yükü yıl içinde yüzde 21,6’dan yüzde 29,7’ye çıkmaktadır. 2026’da işçinin brüt ücretinin ortalama dörtte birinden fazlası vergi ve kesintilere gitmektedir. İşçiler yılın üç ayını vergi ve kesintileri ödemek için çalışmaktadır. Gelir vergisi en düşük tarife dilimi 190 bin lira sınırındadır. Eğer 2000 yılından itibaren gelir vergisi tarife dilimleri asgari ücret kadar artırılmış olsaydı vergi ilk dilimi 658 bin liranın üzerinde olacaktı. Dolaylı vergiler 36 yılda yüzde 48’den yüzde 64’e yükselmiştir. Toplanan her 100 TL’lik verginin 64 TL’si dolaylı vergilerden gelmektedir. Mülkiyet üzerinden alınan vergilerin payı son 11 yılda yüzde 3,7’den yüzde 1,1’e gerilemiştir. Türkiye’de işçiler şirketlerden daha fazla vergi veriyor. Vergi gelirleri içinde işçilerin ödediği pay yüzde 19,6 iken sermayenin payı yüzde 13,1’dir.

"EMEKLİLERİN MİLLİ GELİRDEN ALDIĞI PAY GERİLEMEKTEDİR"

Ortalama emekli aylığının asgari ücrete oranı 2002’de yüzde 122 iken bu oran 2025’te yüzde 84’e gerilemiştir. Emekli aylıkları asgari ücretin yüzde 16 altına düşmüştür. Emekli aylığı sistemindeki değişiklikler, aynı prim ve çalışma süresine sahip emekliler arasında büyük gelir farkları yaratmaktadır. En düşük emekli aylığı artırılırken diğer aylıkların aynı ölçüde yükseltilmemesi, emekli aylıklarını en düşük aylığa yaklaştırmaktadır. Emeklilerin milli gelirden aldığı pay gerilemektedir. Ortalama emekli aylığının kişi başına milli gelire oranı 2002’de yüzde 46,4 iken bu oran 2025 yüzde 31,6’ya düşmüştür. Prim gelirleri 2002’den bu yana 273 kat artarken emekli aylıkları ve sağlık harcamaları 211 kat artmıştır. Düşük aylıklar nedeniyle çalışan veya iş arayan emeklilerin oranı 2002’de yüzde 36,6 iken 2025’te yüzde 69,5’e çıkmıştır. Her üç emekliden ikisi çalışmak zorunda bırakılmaktadır."

Kaynak: ANKA