İzmir’in Menemen ilçesi Doğaköy’de yapılması planlanan 6 etaplı toplu konut projesinin 3’üncü etabına ilişkin ihale süreci tamamlandı. 790 konutluk ihaleyi Sigma İnşaat ve Turizm ile İBM İnşaat, 2 milyar 117 milyon 800 bin TL bedelle aldı. İhalenin sonuçlanmasının ardından Anahtar Parti İzmir İl Başkan Yardımcısı ve Çevre, Şehircilik, Afet ve Su Politikaları Başkanı Onur Demir projeye tepki gösterdi.
“YANLIŞ YERE KONUT YAPILMASINA KARŞIYIZ”
Demir, konuta karşı olmadıklarını vurgulayarak, “Biz konuta karşı değiliz. Biz yanlış yere konut yapılmasına karşıyız. Çünkü şehircilik sadece bina yapmak değildir. Şehircilik; toprağı, suyu, tarihi ve insanı birlikte koruyarak doğru yer seçmektir. Menemen Doğaköy’de planlanan toplu konut projesi, ÇED kararı, ihale süreçleri ve alanın fiziksel özellikleri birlikte değerlendirildiğinde şehircilik bilimi açısından ciddi soru işaretleri barındırmaktadır” dedi.
“TARİH BETON ALTINDA KORUNMAZ”
Proje alanının 1’inci derece arkeolojik sit alanıyla çakıştığını öne süren Demir, “Birinci derece arkeolojik sit alanı hukuken en sıkı koruma statüsüdür. Bu alanlarda kazı, dolgu ve yapılaşma ancak bilimsel çalışmalar ve kurul kararlarıyla mümkündür. Bu ölçekte bir konut projesinin sit alanıyla çakışması, koruma ilkesinin değil kullanma baskısının öne çıktığını göstermektedir. Tarih beton altında korunmaz. Bir kentin hafızası yok edilirse geri gelmez” ifadelerini kullandı.

(Anahtar Parti İzmir İl Başkan Yardımcısı ve Çevre, Şehircilik, Afet ve Su Politikaları Başkanı Onur Demir)
“ALÜVYAL ZEMİNDE YOĞUNLUK RİSKTİR”
Menemen Ovası’nın zemin yapısına dikkat çeken Demir, bölgenin genç alüvyon zeminlerden oluştuğunu, yer altı su seviyesinin değişken ve taşıma gücünün heterojen olduğunu belirterek, “Bu zeminlerde yoğun yapılaşma oturma farklılıklarını artırır, sıvılaşma hassasiyetini büyütür, drenaj ve su baskını riskini tetikler. Afet yönetiminde en pahalı hata yanlış yer seçimidir. Bu hata inşaatta değil, depremde ve selde ortaya çıkar” dedi.
“MERA YOK EDİLİRSE GIDA GÜVENLİĞİ ZARAR GÖRÜR”
Projenin mera ve tarım alanları üzerindeki etkisine de değinen Demir, “Mera sadece otlak değildir. Hayvancılığın güvencesi, yerel gıdanın kaynağı ve kırsal ekonominin sigortasıdır. Mera yok edilirse yalnızca çevre değil, üretim ve gıda güvenliği de zarar görür. Şehircilik köyü yok ederek değil, üretimi koruyarak yapılır” diye konuştu.
“ŞEHİRCİLİK SUYLA BİRLİKTE PLANLANMALIDIR”
Su ve taşkın riskine ilişkin de uyarılarda bulunan Demir, ova bölgelerinde büyük yerleşimlerin yüzey akışını artırdığını, doğal su tutma alanlarını azalttığını ve taşkın riskini yerleşime taşıdığını savunarak, “Doğal su sistemleri yok edilirse su kendi yolunu bulur ve o yol çoğu zaman şehir olur. Şehircilik suya karşı değil, suyla birlikte plan yapılmasını gerektirir” dedi.
“ŞEHİRCİLİK BİLİMDİR, İHALE TAKVİMİ DEĞİL”
Açıklamasının sonunda çağrıda bulunan Demir, “Biz karşı çıkmak için değil, doğruyu savunmak için konuşuyoruz. Tarih yok edilerek şehir kurulmaz. Mera yok edilerek kalkınma sağlanmaz. Alüvyal zeminde plansız yoğunluk güvenlik üretmez. Şehircilik bilimdir, ihale takvimi değildir. Doğaköy’de yapılması gereken; alanın bilimsel olarak yeniden değerlendirilmesi, sit–zemin–su–mera verilerinin birlikte analiz edilmesi ve alternatif yer seçiminin kamuoyuna açıklanmasıdır. Biz konuta karşı değiliz, yanlış yere konut yapılmasına karşıyız. Çünkü şehir betonla değil, akılla kurulur. Toprak korunursa şehir yaşar, tarih korunursa millet yaşar. Doğru yer, doğru plan, doğru gelecek istiyoruz” ifadelerini kullandı.



