İzmir’de düzenlenen afet toplantısında konuşan Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Kıyı Ege Belediyeler Birliği’ne üye yaklaşık 115 belediyenin çalışmalarıyla önemli bir dayanışma tablosu ortaya koyduğunu belirtti. Salondaki yoğun katılıma dikkat çeken Aras, afetlerin özellikle Batı Anadolu kıyılarında iklim krizinin etkisiyle daha yoğun hissedildiğini söyledi. “Kuraklık, orman yangınları, yağış rejiminin değişmesiyle oluşan sel baskınları ve birinci derece deprem bölgesinde yer almamız nedeniyle afetler hayatımızın bir gerçeği. Anadolu binlerce yıldır afetlerle yaşıyor” dedi.
SİYASİ AYRIM GÖZETİLEMEZ
Yerel yönetimlerin afetlere hazırlıkta en önde olması gerektiğini vurgulayan Aras, “Halkın oyuyla seçilen ve en güvendiği kurumlar yerel yönetimlerdir. Bu nedenle afetlere hazırlıkta aktif rol almak zorundayız” ifadelerini kullandı. Merkezi yönetimle işbirliğinin zorunlu olduğunu belirten Aras, “Afetlerin hiçbirinde siyasi ayrım gözetilmemesi gerekir. Afete hazırlıkta da, afet anında da koordinasyon mutlaka tesis edilmelidir” diye konuştu.
BELEDİYELER İLK KOŞAN OLDU
Belediyelerin afet durumunda mevzuat gereği geniş yetkilere sahip olduğunu hatırlatan Aras, 5393 sayılı Belediye Kanunu kapsamında belediyelerin afetlerde izin beklemeden personel, araç ve bütçe görevlendirebildiğini söyledi. “2023 Şubat depremlerinde ilk koşan yine belediyeler oldu. AK Partili, MHP’li, CHP’li demeden tüm belediyeler oradaydı” diyen Aras, afet zamanında dayanışmanın siyaset üstü olduğunu vurguladı.
“BU BİR ÖLÜM KALIM MESELESİ”
Afetlerin sosyal yardım değil, doğrudan bir yaşam meselesi olduğunu belirten Aras, “Bugün selde bir vatandaşımızı kaybediyorsak sorumlusu bizleriz. Dere yataklarını daraltan, yanlış imalatlara izin veren uygulamalar can alıyor. Kimse sorumluluktan kaçamaz” dedi. Orman yangınları, kuraklık ve gıda krizine de dikkat çeken Aras, “Bunlar da birer afettir. Bugünden hazırlanmak zorundayız. ‘Mış gibi’ yapamayız. Önümüze konan yol haritasını uygulamak zorundayız” ifadelerini kullandı.
DİRENÇLİ KENT VURGUSU
“Dirençli kent” kavramının yalnızca sağlam bina yapmak anlamına gelmediğini söyleyen Aras, “Dirençli altyapı, dirençli kurum kapasitesi ve ayakta kalan kamu binaları gerekir. Deprem bölgelerinde ilk yıkılan binaların çoğu kamu binalarıydı. Hastaneler, belediye binaları hatta AFAD binaları yıkıldı. Bu kabul edilemez” dedi. Koordinasyonun önemine dikkat çeken Aras, “Kimse yapmıyorsa biz yapacağız. Gerekirse bütün kapıları zorlayacağız ama kentlerimizi dirençli hale getireceğiz” diye konuştu.



