55. Orhan Kemal Roman Armağanı bu yıl, Kırmızı Buğday kitabıyla Ahmet Büke'ye verildi.
Manisa Gördesli Büke, ikinci romanı Kırmızı Buğday'da Ege'nin köklü tarihi ve savaşları destansı bir dille konu alıyor.
Kurtuluş Savaşı dönemindeki Ege'nin toplumsal yaşamını, kültür ve geleneklerini, sınıf karakterini ele alan romanda Büke, kendi topraklarından yarattığı Arap Ali karakteriyle, Manisa, İzmir ve Çanakkale periferisinde gelişen toplumsal mücadeleleri anlatıyor.
Orhan Kemal Roman Armağanı Seçiciler Kurulu, Can Yayınları’ndan geçtiğimiz yıl çıkan Kırmızı Buğday'ı, savaşların sınıfsal ve ekonomik boyutlarıyla ele aldığı ve dönemin toplumsal arka planına derinlikli bakışı için ödüle layık buldu.
İlk romanı Deli İbram Divanı'yla 2022 Vedat Türkali Roman Ödülü'nü alan Büke, ikinci ödülünü Orhan Kemal'i anma törenlerinde; 2 Haziran'da İstanbul Beyazıt’taki Orhan Kemal Kütüphanesi'nde alacak.
"KIRMIZI BUĞDAY BİZİM HİKAYEMİZ"
Büke, kitabını 17. ve 18. yüzyıl Batı Anadolu tarihi, Çanakkale Savaşı, Dünya Harbi ve Batı Anadolu'daki Kurtuluş Savaşı tarihi üzerine 4,5 yıllık uzun araştırma sürecinde savaş tarihi ve denizcilik uzmanları eşliğinde yaptığı incelemelerle oluşturdu.
Büke, uzun uğraşlarla oluşturduğu kitabının ismiyle özdeşleşen Nisan ayında, geçtiğimiz sene okuruyla buluştu. Kendi deyimiyle, "Nisan ayı buğdayların yetişmeye başladığı dönemde; aynı zamanda iklimsel sıkıntıların da üreticiler için yoğun olduğu süreçte" buğday, nisan fırtınaları, Çanakkale Savaşı ve dolayısıyla kitabın çıkış tarihi de aynı tarihe denk geldi.
Kendi deyimiyle, Kırmızı Buğday bizim hikayemiz:
"Bu romanın öncülü Deli İbrahim Divanı. Orada bir deniz meselesi, deniz insanları, deniz insanlarıyla toprağın arasındaki ilişki ve çelişkiler, toplumsal çelişkiler tartışılıyordu. Bu da bu romanda aslında Deli İbrahim'in öncülüğü olarak toprak meselesini ele alıyor. Batı Anadolu'daki 17. yüzyıldan itibaren başlayan, daha evveli de var mutlaka ama toprak, toprağa bağlı mülkiyet sorunları, bütün bunlara bağlı sınıf çatışması, kavgalar ve tarihin akışı ve bu arada tabii tarihsel olayların arka arkaya patlamasıyla birlikte bir hikayenin içinden yola çıkma meselesi.
Kırmızı Buğday bizim hikayemiz aslında. Yani 200 yıllık, her ne kadar Batı Anadolu odağında geçiyor olsa da bizim hikayemizi anlatıyor. Kendi kollarımızla yazdığımız hikayemiz aynı zamanda hem yendiğimiz hem de yenildiğimizi anlatan bir hikaye."





