Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, CHP Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınıp tutuklanmasının ardından, Türkiye genelinde demokratik hak ve özgürlüklerine sahip çıkan çok sayıda üniversite öğrencisinin de katıldığı protestolarda tutuklanan gençlerin dosyasını Adalet Bakanı Akın Gürlek’e sordu.
İzmir’de gerçekleşen protestolarda atıldığı iddia edilen sloganlar gerekçe gösterilerek haklarında soruşturma açılan 23 kişiden 4 öğrenci, olaydan yaklaşık 9 ay sonra evlerine yapılan operasyonla gözaltına alınıp tutuklanmıştı.
BAKAN GÜRLEK'E SORULAR
Tutuklanan öğrenciler hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçlamaları yöneltilmişti. Bayhan, soruşturmaya konu olayın üzerinden aylar geçmiş olmasına rağmen, öğrencilerin eğitim hayatlarına devam ettiğini, adreslerinde yaşamayı sürdürdüğünü ve herhangi bir kaçma girişiminde bulunmadığını vurgulayarak şöyle sordu:
“Soruşturmaya konu olayın üzerinden yaklaşık 9 ay sonra gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklama işlemleri, hangi yeni ve somut delile dayanmaktadır? Aylar boyunca eğitimine devam eden, adresinde yaşayan ve hiçbir kaçma girişiminde bulunmayan öğrenciler açısından tutuklama tedbirine başvurulması, ceza muhakemesinin istisnai tedbir anlayışıyla nasıl bağdaştırılmaktadır?”
Bayhan, tutuklama gerekçesi olarak öne sürülen “kaçma şüphesi”nin hangi objektif ve somut olgulara dayandırıldığını da bakanlığa sordu. Aylar boyunca serbest bırakılan kişiler bakımından ani bir “kaçma riski” değerlendirmesi yapılmasının hukuki ölçütünün ne olduğu soruldu.
Dosyada bulunduğu belirtilen görüntü kayıtlarının savunma makamıyla neden paylaşılmadığını soran Bayhan, savunma hakkının fiilen sınırlandırılmasına yol açan bu uygulamanın açık yasal dayanağının ne olduğunu da gündeme getirdi.

“HANGİ KRİTERLERE GÖRE YAPILIYOR?”
Bir protesto sırasında atıldığı iddia edilen sloganların hangi somut ifadeler nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret” kapsamında değerlendirildiğini soran Bayhan, söz konusu sloganların tam metninin ne olduğunu ve eleştiri, siyasal itiraz ve görüş açıklama ile hakaret arasındaki hukuki ayrımın hangi kriterlere göre yapıldığını sordu. Bu ayrımın hangi merci tarafından, hangi gerekçelerle ve hangi ölçütler çerçevesinde yapıldığı da önerge kapsamında Bakanlığa yöneltildi.
SON BİR YILIN VERİLERİ
Bayhan, son bir yıl içinde “Cumhurbaşkanına hakaret” suçu kapsamında kaç kişi hakkında soruşturma başlatıldığını, kaç kişi hakkında gözaltı işlemi yapıldığını, kaç kişinin tutuklandığını, kaç dosyanın iddianameye dönüştüğünü ve kaç dosyanın beraatle sonuçlandığını da Bakanlığa yöneltti.
2911 sayılı Kanun kapsamında yürütülen soruşturmalarda tutuklama tedbirine başvurulurken hangi ölçütlerin esas alındığını soran Bayhan, tutuklamanın son çare (ultimaratio) olması ilkesinin gözetilip gözetilmediğini; yoksa bu tedbirin fiilî bir cezalandırma yöntemi olarak mı uygulandığını gündeme taşıdı.
Tutuklu öğrencilerden İzmir Demokrasi Üniversitesi öğrencisi Mert Gökdeniz Ün’ün daha önce de 19 Mart tarihinde 2911 sayılı Kanun kapsamında tutuklandığı ve 20 gün cezaevinde kaldığının bilindiğini hatırlatan Bayhan, aynı öğrenci hakkında benzer içerikli suçlamalarla yeniden tutuklama tedbirine başvurulmasının kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı bakımından nasıl gerekçelendirildiğini sordu. Bu uygulamanın mükerrer cezalandırma niteliği taşıyıp taşımadığı da Bakanlığa yöneltilen sorular arasında yer aldı.
Bayhan, benzer içerikli suçlamalarla yeniden tutuklama kararı verilmesinin, tutuklamanın istisnai bir koruma tedbiri olmaktan çıkarılarak fiilî bir cezalandırma yöntemine dönüştürüldüğünü gösterdiğini ifade etti.
CEZAEVİ KOŞULLARI
Öğrencilerin İzmir Aliağa Şakran Cezaevi’nde kapasitesinin üzerinde ve kalabalık koğuşlarda, adli hükümlülerle birlikte tutulduğuna dikkat çeken Bayhan; öğrenci tutukluların barındırıldığı koğuşların kapasitesinin ne olduğunu, mevcut doluluk oranının kaç olduğunu ve öğrencilerin adli hükümlülerle birlikte, kapasite aşımı bulunan koğuşlarda tutulmasının hangi mevzuata dayandığını sordu.
Tutuklu öğrencilerin eğitim hakkının kesintiye uğramaması için hangi somut tedbirlerin alındığını da soran Bayhan; sınavlara katılım, ders materyallerine erişim ve üniversiteyle iletişim konusunda hangi uygulamaların yürütüldüğünü Bakanlığa yöneltti.
“CAYDIRICI ETKİ Mİ AMAÇLANIYOR?”
Bayhan, demokratik bir toplumda siyasetçilere yöneltilen sert, rahatsız edici veya ağır eleştirilerin ifade özgürlüğü kapsamında korunması gerektiğine ilişkin AİHM ve Yargıtay içtihatlarını hatırlatarak, Bakanlığın mevcut uygulamanın bu ilkelerle uyumlu olduğunu düşünüp düşünmediğini sordu.
Soru önergesinin sonunda Bayhan, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçunun siyasal protestolara katılan gençler bakımından sistematik biçimde uygulanmasıyla demokratik itiraz hakkı üzerinde caydırıcı bir etki yaratılmasının mı hedeflendiğini kamuoyunun ve Bakanlığın değerlendirmesine sundu.





