Geçtiğimiz günlerde İzmir’in Seferihisar ilçesinde 70 yaşındaki Osman Güntaş’a ayı saldırısı sonucu Güntaş, hayatını kaybetti. Gerçekleşen saldırı ülke gündeminde büyük bir yankı uyandırırken, ayıya dair detaylar ortaya çıkmaya devam ediyor.
Yaban hayatının ve doğa koruma üzerine uluslararası bir vakıf olan Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) yaşanan saldırıyla ilgili açıklamalarda bulundu. WWF Türkiye sosyal medya hesabı üzerinden yapılan açıklamada, yaban hayatına dair önemli bilgiler paylaşıldı.
DOĞAL ALANDA BESİN BULAMAYAN HAYVANLAR YERLEŞİM YERLERİNE GELİYOR
Yaşanan olayın münferit bir olay olduğunun altı çizilirken, geçen sene İzmir’de çıkan orman yangınları ve ormanlarda yaşanan kuraklık sonucunda ayıların besin bulmakta zorlandığı belirtilerek, “Yaşam alanlarının daralmasıyla yaban hayatı ve insanlar arasındaki karşılaşmalar artıyor. Yaşanan bu üzücü olay aslında normal ayı davranışının bir örneği değil; üst üste binen çevresel etkenlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan münferit bir olay. Geçtiğimiz yıl bölgede meydana gelen büyük orman yangınları, ayıların sığınma ve beslenme alanları olan orman örtüsüne ciddi zararlar verdi. Mevsimsel koşullar ve kuraklık, ayıların diyetinin büyük bir kısmını oluşturan meyvelere, karıncalara ve larvalara ulaşmasını engelliyor. Doğal alanlarında besin bulamayan hayvanlar, yerleşim yerlerindeki gıda kokularına yöneliyor” ifadeleri kullanıldı.
AYILARIN GÖRME YETİSİ ZAYIF
Yaşanan olayın biyolojik ve fizyolojik olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilirken, “Görme yetileri zayıf olan ayıların, insanlarla çok yakın mesafede ani bir şekilde karşı karşıya gelmesi karşılıklı bir paniğe yol açar. Yaşanan üzücü vakada, bu durum karşılıklı panik sonucu bir saldırıya dönüşmüş olabilir. Yaşananlar biyolojik ve fizyolojik açıdan da değerlendirilmeli. Bazen kuduz gibi viral ve paraziter enfeksiyonlar, ayıların beyin fonksiyonlarını bozarak saldırgan davranışlara sebep olabilir” açıklaması yapıldı.
YABAN HAYVANLARININ SAYISI ARTMADI, EKOSİSTEM TAHRİP EDİLDİ
Yaban hayatın yaşam alanıyla iç içe geçmesinin nedenine vurgu yapılan açıklamada, “Plansız kentleşme, ekosistem tahribatı ve kötü atık yönetimi nedeniyle yaban hayvanlarıyla yaşam alanlarında daha sık karşılaşıyoruz. Bu durum yaban hayvanlarının sayısının arttığına dair yanlış bir algı oluşturuyor. Oysa gerçekte onlarla daha sık karşılaşıyoruz” ifadeleri yer aldı.
ÇÖZÜM BİLİMSEL YÖNTEMLERDEN GEÇİYOR
Bilimsel yöntemlerle çözümlere değinilen açıklamada, “Çözüm, bilimsel yöntemlerden geçiyor: Doğal koridorları haritalamak, geçiş alanlarını düzenlemek, doğal alanları iyileştirmek, atıkları düzenli toplamak. Yaban hayatı - insan çatışması kaynaklı sorunlara karşı sürüler için çoban köpeği, arı kovanları için koruyucu elektrikli çitlerin kullanımı gibi önleyici tedbirler almak. Bilimsel önlemlerle yaban hayatı - insan çatışmasını en aza indirmek mümkün” dendi.
AYILAR AVLARININ PEŞİNDEN KOŞMAZLAR
Açıklamada ayrıca şu ifadeler yer aldı:
Çevresel krizler yaban hayatı davranışlarını etkiliyor. Bölgede geçtiğimiz yıl yaşanan büyük orman yangını, ayıların sığınacağı ve besleneceği orman örtüsünü önemli ölçüde yok etti. Temmuz ayının kuraklığı da eklenince, yaban hayatı esin bulmakta zorlanarak yerleşim yerlerine yaklaşıyor. Ayılar sanıldığı gibi avcı değildir. Ayılar hepçil canlılardır ve besinlerinin %80'ini meyveler, bitkiler, orman yemişleri, karınca ve larvalar oluşturur. Sanılanın aksine, normal şartlarda büyük avların pesinde koşmazlar.
STRES ALTINA GİREN CANLILAR SALDIRGANLAŞIYOR
Aşırı stres ayıların davranışlarını değiştiriyor. Bölgenin mevsimsel koşulları ve kuraklık ayıların besinlerinin büyük kısmını oluşturan meyveler, karınca ve larvalara ulaşmasını engelliyor. Açlık, susuzluk ve sıcaklık yaban hayvanlarını ciddi bir stres altına sokarak saldırganlaştırabiliyor. Doğal alanında besin bulamayan ayılar, geceleri yerleşim yerlerindeki gıda kokularına yöneliyor.



