Emekçilerin hayatını; iş sağlığı ve güvenliği, ücret ve sendikalaşma boyutlarıyla ele alan, yoksulluk ve hak ihlallerini toplumcu gerçekçi bir perspektifle tartışan bu filmler, bugün dahi güncelliğini koruyor. Doruk Madencilik işçilerinin hakları için yürüttüğü mücadele ve ulaştıkları zafer tüm Türkiye’ye umut aşılarken, yaklaşan 1 Mayıs öncesinde işçi sınıfının Türk sinemasındaki temsiline daha yakından bakıyoruz.

Karanlıkta Uyananlar - 1964
Türk sinemasında grev ve işçi sorunlarını işleyen ilk önemli yapıt olarak kabul edilen film, bir boya fabrikasındaki sendikal mücadeleyi konu ediniyor. Edebiyatımızın unutulmaz kalemlerinden Vedat Türkali’nin senaryosunu yazdığı ve Ertem Göreç’in yönettiği film, 1960 askeri müdahalesi sonrasında değişen ekonomik ve siyasal yapıyı, sınıf kavramı perspektifiyle perdeye taşıyor. Fikret Hakan, Beklan Algan, Ayla Algan’ın başrollerdeki performanslarıyla daha da değerli hale gelen film, Türkiye işçi sınıfının sinema perdesinde ilk kez sınıfsal bir bilinçle temsil edildiği yapım olma özelliğini taşıyor.

Diyet – 1975
Ömer Lütfi Akad’ın; göç, kimlik ve sınıf olgularını irdeleyen üçlemesinin son filmi olan Diyet, 1970’li yılların sosyal gerçekçi sinema anlayışının en çarpıcı örneklerinden biri. Yoksulluk, sınıfsal çaresizlik ve ahlaki ikilemler ekseninde ilerleyen hikaye, köyden kente göç eden bir ailenin, büyük şehirde var olma mücadelesi içinde insan onurunu koruma çabasını anlatır. Hülya Koçyiğit ve Hakan Balamir’in başrolleri paylaştığı film, sendika ve haklar konusunda bilinçli işçilerin, örgütlenmenin önemini diğerlerine aktarmaya çalışırken yaşanan çatışmayı ve din ile sendikacılık arasındaki ilişkiyi büyük bir başarıyla perdeye taşıyor.

Maden – 1978
Zonguldak’taki maden işçilerinin, yoksulluk ve sömürü dolu yaşamından kesitler anlatan Maden, sınıf dayanışması ve sendikal hareketle ilgili sahip olduğu eleştirel perspektifle öne çıkıyor. Yavuz Özkan’ın yönettiği filmde başrolleri Cüneyt Arkın, Tarık Akan, Hale Soygazi paylaşıyor. Dönemin en önemli sinema yıldızlarından Akan ve Arkın, bu film için önemli fedakarlıklar yapmış, toplumcu bir sinemaya yakınlaşan Tarık Akan, filmin sorunsuzca gösterime girmesi için afişte adının ikinci sıraya yazılmasını kabul etmişti.

Bereketli Topraklar Üzerinde – 1979
Orhan Kemal’in 1954 tarihli aynı adlı romanından Erden Kıral’ın beyaz perdeye uyarladığı film, geçim kaygısıyla göç ettikleri Çukurova’da mevsimlik işçi olarak çalışan üç arkadaşın zorlu koşullar ve kesif yoksullukla mücadelesini anlatır. Tuncel Kurtiz, Erkan Yücel, Yaman Okay ve Nur Sürer’in eşsiz oyunculuklarıyla sıcağı ve yokluğu iliklerine kadar hissettiren film, 1979 yılında sıkıyönetim tarafından yasaklanmış, 12 Eylül darbesi sonrası kaybolma tehlikesi atlatmış ve yapımcı Nurettin Sezer'in negatifleri korumak için İsveç’e götürmesi sayesinde günümüze ulaşabilmişti.

Çark – 1987
İşçi sınıfı ve toplumsal muhalefetin üzerinden silindir gibi geçen 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında toplumsal dönüşümün işçi sınıfı üzerindeki etkilerini ele alan Çark, dürüst ve mücadeleci bir işçinin zamanla sistemin çarkları arasında kendi ilkelerinden uzaklaşarak nasıl bir iktidar aygıtına dönüştüğünü anlatır. Muzaffer Hiçdurmaz’ın yönettiği filmin senaryosu başrolü de üstlenen Tarık Akan’ın imzasını taşıyor. İşçi haklarının yerinde yeller estiği bir dönemin korkunç koşullarını sert biçimde işleyen film, darbe sonrasında çekilmesi sebebiyle sendikacılığa net bir biçimde vurgu yapmasa da örgütlenmenin önemini izleyiciye büyük bir maharetle anlatmayı başarır.




