İz Gazete Genel Yayın Yönetmeni Ümit Kartal, Kayıt programının 27. bölümünde; önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in de tutuklu yargılandığı kooperatif davasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Cemil Tugay’ın AKP’ye geçişinin ardından İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin davaya müdahil olmasını yorumlayan Kartal şunları söyledi:
“İZBB BU DAVADA ZATEN TARAFTI”
“Ben bu duruşma başladığında tüm Türkiye'ye İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın bu davanın şikayetçisi olduğunu belgesiyle yayınlayan, belgesiyle duyuran kişiyim. Bu inkar edildi. ‘Biz taraf değiliz, biz şikayetçi olmadık’ diye çokça söylendi. Aslında fiilen gerçek olan durum, resmiyette de somutlaşmış ve gerçekleşmiş oldu. Zaten İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin mevcut yönetimi bu davada taraftı. Yargılananların suçlu olduğunu düşünüyordu ve ceza almasını istiyordu. Şimdi resmen mahkemeye kendi verdikleri yazıyla biz müdahil olmak istiyoruz demiş oldular. Bu resmen tescillenmiş oldu.
“BÜYÜKŞEHİR, CEZA ALMALARI İÇİN HER ŞEYİ YAPTI!”
Duruşmaların seyri bakımından ne değişir diye sorarsak, bir şey değişeceğini düşünmüyorum. Zaten İzmir Büyükşehir Belediyesi en başından itibaren elinden gelen her şeyi yaptı bu davada yargılananların ceza alması için. Şimdi ekstradan ne yapabilir? Bir şey yapabileceğini de zannetmiyorum. Ben son tahlilde beraat edecekleri kanaatindeyim. Davanın gidişatıyla ilgili bir fikrim şu: Buradan ceza alabilmeleri mümkün değil. Burada bir suç olmadığı anlaşıldı. MASAK raporu böyle diyor, iddianame böyle diyor, hatta yedeğin yedeği dosyanın iddianamesini hakim savcıya iade ediyor. İddianameyi yazmışsınız da hani burada somut deliller, siz yine eskileri kopyala yapıştır yapmışsınız diye… Avukatlar da zaten her duruşmada bunu anlatıyorlardı, İzmir basını da yakından takip ediyor, bence kamuoyu da anladı.
“TUTUKLULUĞUN DEVAMI İNTİKAMCI DUYGULARIN BİR YANSIMASI”
Burada suç yok, para yok, menfaat yok, kişisel menfaat yok. Bu tutukluluğun devam etmesi artık bir siyasal inatlaşmanın ve intikamcı duyguların bir yansıması. Bu insanlar tutuklu kalmaya devam etmemeliler. İddianamede diyor ki kişisel menfaat elde etmemişlerdir. Şimdi mesele şu, Kasım ve Aralık ayında duruşma görülecek. Suçlar aynı, suçlamalar aynı güya... İddianame aynı, konu aynı. Aynı suçtan, suç olduğunu iddia ettiğin konudan bir insanı üç kere yargılıyorsun. Birinde tahliye alıyor, bir daha yargılıyorsun, bir daha yargılıyorsun... Şimdi burasının mahkeme başkanı ve heyeti başka ya, burada avukatlar muhtemelen şunu diyeceklerdir: Aynı suçlamadan bir önceki ay görülen duruşmada tahliye alanlar, Ocak ayında tahliye alanlar, hatta bazılarının tedbir kararları da kalktı, burada neden tutuklular?
“TAM ANLAMIYLA BİR HUKUK GARABETİ”
Yani ana davada kaçma şüphesi yok Tunç Soyer'in, tahliye edilmiş. Yedek davada, aynı suçlamayla süren yedek davada mı kaçma şüphesi var diye soracaklardır. Aslında tam anlamıyla bir hukuk garabeti. İzmir'de basın toplantısı düzenleyen, Cumhuriyet Halk Partisi Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Müslim Sarı da ‘18 Kasım'da Tunç Soyer’in tahliye edilmesi gerekir’ çıkışı yaptı. Ben artık her siyasi görüşten az çok davayı takip eden gazetecilerin, hukukçuların ve siyasetçilerin Tunç Soyer ve arkadaşlarına yapılanın bir zulüm olduğunu gördüğünü düşünüyorum.”
YETER DA YETER! ÖZKAN YÜCEL’İN ANISINA SAYGIYLA
18 Haziran’da aramızdan ayrılan eski İzmir Barosu Başkanı ve kooperatif davasında Tunç Soyer’in avukatlığını üstlenen Avukat Özkan Yücel’i de anan Kartal, “Yeri gelmişken analım, Tunç Soyer'in avukatlarından eski İzmir Barosu Başkanı Özkan Yücel son savunmasını 17 Haziran'da Tunç Soyer’i savunarak yapmıştı. Bir gün sonra vefat etmişti. Son duruşmada da avukat arkadaşları Özkan Yücel'in çerçeveli fotoğrafını Aliağa'daki duruşmada oturduğu son sandalyeye koyarak bir saygı duruşu gösterdiler. Hatta Avukat Murat Aydın savunmasının sonunda Özkan Yücel'i anarken önce tüm avukatlar ayağa kalktı, sonra sanıklar ayağa kalktı, hatta tüm salon ayağa kalktı. Bir saygı duruşu oldu. Bu günler geçer, bu zulüm biter… Özkan Yücel'in son sözleriyle ‘Yeter da!’ dedi. Yeter da… Özkan Yücel de 17 Haziran'daki son savunmasında sözlerini ‘Yeter da’ diye bitirmişti bir Karadenizli şivesinde. Oradan Özkan Yücel'i de biz de saygıyla sevgiyle anıyoruz” dedi.




