Önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in tutukluluğunda 400 gün geride kaldı. 1 Temmuz 2025’te başlayan gözaltı sürecinin ardından 4 Temmuz 2025’te tutuklanan Soyer hakkında yürütülen soruşturmalarda geçen süreye rağmen iddianamenin henüz hazırlanmadığı belirtiliyor. Soyer’in kızı ve aynı zamanda avukatı Defne Soyer, İz Gazete’ye yaptığı açıklamada 400 günlük süreci hem hukuki boyutuyla hem de ailesinin yaşadığı bekleyiş üzerinden değerlendirdi.

Tunç Soyer’in tutsaklığında 400. gün: Sanki değişmeyen tek şey tutuklu kalması!

“EN KISA SÜREDE ÇIKMASINI BEKLİYORUZ”

Soyer, 400 günü şöyle özetledi:

“Bekleme hali, sabır hali… Bildiğiniz gibiyiz işte. Artık böyle iyice iş çığırından çıktı gibi geliyor açıkçası. Çok saçma bir hal aldı ama bakalım, en kısa sürede çıkmasını bekliyoruz.”

Soyer, yaşanan sürecin yalnızca ailesini değil, kamuoyunu ve basın emekçilerini de etkilediğini belirterek, bu süreçte gördükleri dayanışmanın kendileri için önemli olduğunu söyledi.

“Ateş düştüğü yeri farklı yakıyor ama sonuçta o yangın oluyor ve hepimiz etkileniyoruz. Bu süreçte sizlerin, özellikle basın emekçilerinin desteği bizim için çok kritikti ve çok içimizi ferahlatan şeyler oldu. Çünkü bunlar kıymetli. Bunlar kalacak geriye zaten. Gerisi geçip gidecek.”

1 TEMMUZ’DA GÖZALTI, 4 TEMMUZ’DA TUTUKLAMA

Defne Soyer, babasının tutukluluk sürecinin 1 Temmuz 2025’teki gözaltıyla başladığını hatırlattı. 4 Temmuz'da tutuklanan Soyer’in ilk dosyasında dört duruşma görüldüğünü aktaran Soyer, 9 Aralık 2025 itibarıyla dosyada yalnızca iki kişinin tutuklu kaldığını ve 5 Ocak 2026’daki tahliye beklentisinin oldukça güçlendiğini söyledi.

“5 Ocak 2026'da tahliye olacaklarına kesin gözüyle bakılıyordu. Çünkü dosya çökmüştü. Artık dosyada herkes farkındaydı. O dosya bitmişti artık.”

Ancak tahliye beklentisinin hemen öncesinde, ilk dosyadan ayrılan ve kooperatiflerin iç işleyişine ilişkin olduğu belirtilen soruşturmanın yeniden hareketlendiğini anlatan Soyer, 29 Aralık 2025 tarihinde Tunç Soyer’in ikinci kez tutuklandığını söyledi. Bu nedenle Soyer, ilk dosya kapsamında 5 Ocak’ta verilen tahliye kararına rağmen cezaevinden çıkamadı.

“YEDEĞİN YEDEĞİ TUTUKLAMALAR”

Defne Soyer, ikinci dosyada başlangıçta beş kooperatife ilişkin bir zimmet iddiasının bulunduğunu, daha sonra dosyanın kooperatifler üzerinden ayrıldığını ve farklı dosyalar oluşturulduğunu belirtti. Defne Soyer, Tunç Soyer’in, 14 Nisan’da başka bir kooperatifin iç işleyişine ilişkin dosya kapsamında yeniden tutuklandığını aktardı. Soyer bu süreci “yedeğin yedeği tutuklamalar” olarak nitelendirdi.

“İkinci dosyadaki tutuklulukta beş tane kooperatif var. Onların hepsinin iç işleyişiyle ilgili bir zimmet iddiasından bahsediliyordu. Sonrasında o dosya da beş kooperatife bölündü. Her biri için ayrı dosya açıldı. Ve Tunç Soyer bu sefer başka bir kooperatifin iç işleyişiyle ilgili 14 Nisan'da tekrar tutuklandı. Şimdi bu ‘yedeğin yedeği tutuklamalar’ mantığı bu.”

Soyer, yöneltilen zimmet suçlamasının hukuki niteliğine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Zimmet suçunun özgü bir suç olduğunu belirten Soyer, Tunç Soyer’in ise bu dosyalarda kamu görevlisi olarak yargılanmadığını söyledi.

“Bir kere zimmet suçu özgü bir suç. Yani kamu görevlisinin görevi nedeniyle zilyetliğinde, koruma, gözetim, denetim yükümlülüğünde bir mal veya para olması gerek ve bunun zimmetine geçirilmesi gerek. Ama Tunç Soyer bu dosyalarda kamu görevlisi olarak yargılanmıyor.”

“İZBETON YÖNETİM KURULU BAŞKANI OLARAK DA SORUMLULUĞU YOK”

Defne Soyer, Tunç Soyer’in İZBETON Yönetim Kurulu Başkanı olduğu dönem üzerinden de sorumluluk iddiasının gündeme geldiğini, ancak bilirkişi raporlarının buna ilişkin değerlendirmeler içerdiğini söyledi. Soyer ayrıca, babasının İZBETON Yönetim Kurulu'nda imza yetkisi olmayan tek kişi olduğunu vurguladı.

“O zaman diyoruz, acaba İZBETON Yönetim Kurulu Başkanı olarak mı sorgulanıyor? Orada da en son bilirkişi raporları zaten bunları açıkça ortaya koyuyor. Savcılık da kendi bir tutanakta beyanı geçirdiği üzere ‘İZBETON yönetim kurulunun bu kapsamda sorumluluğu olmadığı anlaşılmıştır’ deniyor. Tunç Soyer belediye başkanı olduğundan, aralarında imza yetkisi olmayan tek kişi. Böyle absürt bir noktadayız.”

Soyer, Tunç Soyer’in kooperatiflerle doğrudan bir bağının bulunmadığını da belirtti.

“Kooperatiflere üye değil. Hiçbir kooperatifte eşi, dostu, akrabası yok. Kooperatiflerin çalıştığı şirketleri tanımıyor. Bu kooperatifler belediyenin kurduğu kooperatifler değil. Ticaret Odası'nın meclisiyle, İzmir iş dünyasının kurduğu kooperatifler ve belediye şirketiyle sözleşme imzalıyorlar. Yani iş aslında bu kadar basit.”

“İDDİANAMEDE TUNÇ SOYER İLE İLGİLİ NE YAZILABİLİR Kİ?”

Defne Soyer’e göre dosyada Tunç Soyer açısından somut bir suçlama ortaya konulabilmiş değil. Soyer, ilk iddianamede kişisel menfaat bulunmadığının belirtildiğini, ikinci dosyalarda alınan MASAK raporunun da kendi değerlendirmelerine göre Soyer’in suçsuzluğunu desteklediğini söyledi.

“İddianamelerde Tunç Soyer ile ilgili ne yazılabilir ki? Yazılacak bir şey yok. Çünkü ilk iddianamede ‘kişisel menfaat yok’ denmişti. İkinci dosyalarda tekrar MASAK alındı, MASAK raporu tekrar suçsuzluğu kanıtladı. Yani artık suçsuzluğunu herkes biliyor.”

Soyer, bu nedenle beklentilerinin yalnızca iddianamenin hazırlanması olmadığını, doğrudan tahliye olduğunu ifade etti.

“Biz dosyaya göre baktığımızda Tunç Soyer’in bugün tahliye olması gerek. İddianame falan değil yani. Direkt bugün çıkması gerek.”

“HER GEÇEN GÜN VİCDANSIZLIK VE HUKUKSUZLUK YAŞANIYOR”

Kooperatiflerde yaşanan sorunların Tunç Soyer’in görev süresinin sona ermesinin ardından inşaatların durdurulmasıyla başladığını belirten Defne Soyer, Tunç Soyer’in görev yaptığı dönemde kooperatif üyelerinden herhangi bir şikâyet gelmediğini hatırlattı.

“Kooperatif üyeleri evlerini istiyorlar. Burada bir sorun var. Sorun, Tunç Soyer’in görev süresi bittiğinde inşaatların durdurulmasıyla başlıyor. Tunç Soyer’in görev süresi boyunca bir tane şikâyet yapılmamış, teslim tarihi gelen bir tane inşaat yok zaten.”

Soyer, soruşturma sürecinde suçlamaların da değiştiğini belirterek tutukluluk kararlarına yapılan itirazların etkin biçimde değerlendirilmediğini savundu.

“Bunlar en fazla kooperatif kanunu içinde değerlendirilecek şeylerken, önce ‘nitelikli dolandırıcılık’ dendi, olmadı. Sonra Tunç Soyer zimmete yardımdan tutuklandı. Suç faslı neye göre değişti? Nasıl değişti? Ve biz tutukluluk incelemelerinde, sulh ceza hâkimliklerinde kesinlikle etkin bir itiraz yolu bulamıyoruz. Dosyalar irdelenmiyor. Tutukluluk devam, tutukluluk devam… Neye göre devam?”

Soyer, gelinen noktada yaşananları şöyle değerlendirdi:

“Her geçen gün büyük bir vicdansızlık yaşanıyor ve her geçen gün aslında büyük bir hukuksuzluk yaşatılıyor.”

“NİSAN AYINDAN BERİ BİR TANE BELGE BEKLENMİYOR”

Defne Soyer’in en dikkat çektiği başlıklardan biri ise dosyada yeni delil beklenmediği yönündeki değerlendirmesi oldu. Soyer; denetim, bilirkişi ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına ilişkin ek raporların yanı sıra MASAK raporunun ve kooperatif üyelerinin ifadelerinin dosyada bulunduğunu belirtti.

“Nisan ayından beri bizim dosyalarda bir tane belge beklenmiyor. Nisan ayı. Düşünebiliyor musunuz? Bir denetim raporu var, iki bilirkişi raporu var, Çevre Şehircilik ek raporu var, MASAK raporu var. Mağdur sıfatıyla kooperatif üyelerinin ifadeleri var. Bir tanesi hâlâ Tunç Soyer’den şikâyetçi değil. İZBETON çalışanları dinlendi. MASAK raporu zaten başlı başına yeter böyle mali bir suçlamada. Her şey suçsuzluğunu tekrar tekrar kanıtladı.”

Soyer, 12 Nisan’dan itibaren dosyada bekleyen herhangi bir belgenin bulunmadığını vurgulayarak, buna rağmen sürecin devam ettirilmesini eleştirdi.

“12 Nisan'dan beri dosyada hiçbir şey beklenmiyor. Aslında o günden beridir anında zaten bu belgeler ışığında ‘biz yanlış yapmışız’ denmesi gerekiyordu. Hâlâ sürdürülüyor. Şimdi adli tatil deniyor. Yani neyi beklediğiniz belli değil.”

“SANKİ DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY TUNÇ SOYER’İN TUTUKLU KALMASI”

Soruşturma boyunca savcı ve hâkim değişikliklerinin de yaşandığını belirten Defne Soyer, bunun sürecin uzamasına ilişkin kaygılarını artırdığını söyledi.

“Suçlamalar değişiyor, hâkimler değişiyor, savcılar değişiyor. Sanki sürekli tek değişmeyen şey Tunç Soyer’in tutuklu kalması. Belgeler geliyor, o geliyor, o gidiyor, binlerce şey oluyor. Ama Tunç Soyer tutuklu kalıyor. Çok gerçekten üzücü.”

Soyer, özellikle savcının üç kez değiştiğini ve mahkeme heyetinin de aynı şekilde değiştiğini belirtti.

“Tam yazım aşamasına gelindiğinde savcının değişmesi… Yani üç kere savcı değişmesi. Mahkeme heyetinde ise zaten bir kere bile aynı heyette mahkemeye çıkmadık.”

“40’A YAKIN BİLİRKİŞİ DOSYAYI REDDETTİ”

Defne Soyer, ilk dosyada bilirkişi sürecine ilişkin de dikkat çekici bilgiler paylaştı. Yaklaşık 40 bilirkişinin dosyayı reddettiğini, 10’a yakın üniversitenin de bilirkişi raporu hazırlamak istemediğini belirtti.

“İlk dosyada mesela bilirkişi bulunamıyor. 40’a yakın bilirkişi reddetti dosyayı. Hatta bir tane bilirkişi ‘Bu dosya siyasi, ben bu dosyaya rapor vermek istemiyorum’ dedi. 10’a yakın üniversite reddetti. Üniversiteler de almak istemiyor.”

“BİR HUKUKÇU OLARAK KIZDIRIYOR”

Avukat kimliği nedeniyle süreci yalnızca bir aile ferdi olarak değil, aynı zamanda hukukçu olarak da takip ettiğini belirten Soyer, yaşananların kendisini öfkelendirdiğini söyledi.

“Bunlar tabii hem hukukçu olarak insanı kızdırıyor. Açıkçası bir hukukçu olarak hukuk sistemimizin bu noktada olmaması gerekiyor. Şu an Tunç Soyer’e yapılan şey bütün ülkedeki hukuk güvensizliğini ortaya çıkaran şey.”

Soyer, bir yılı aşkın süredir iddianamenin yazılmamasının Türkiye açısından da dikkat çekici bir örnek olduğunu savundu:

“Gerçekten bu durumda olan çok azdır. Bir yılı aşkın süredir iddianame yazılmıyor ve dosyanın tutulduğu çok net bir şekilde kanıtlanmış. Ben böyle çok örnek olduğunu düşünmüyorum Türkiye'de. Biliyorum, çok operasyon oluyor ama bu çok ayrı bir örnek.”

“İZMİR ADLİYESİ VE HUKUK SİSTEMİ İÇİN BİR UTANÇ”

400 günlük tutukluluğun aile açısından yarattığı mağduriyetin ötesinde, Defne Soyer bunun hukuk sistemine ilişkin daha büyük bir soruna işaret ettiğini söyledi.

“Bizim ailece yaşadıklarımız bir kenara ama gerçekten hukuk sistemimizde artık bu utanca bir son verilmesi gerek. Bu bir utanç. Çünkü İzmir Adliyesi için de hukuk sistemi için de bir utanç.”

TUNÇ SOYER’E DESTEK MESAJLARI

Tunç Soyer’in tutukluluğunun 400’üncü gününde, siyasetçilerden hukukçulara, sanatçılardan sivil toplum temsilcilerine kadar birçok isim sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Soyer’in uzun süredir tutuklu bulunmasının adalet ve hukuk devleti açısından ciddi soru işaretleri yarattığını belirten isimler, tutuksuz yargılama ve bir an önce özgürlüğüne kavuşması yönünde çağrıda bulundu.

Tunç Soyer’in tutsaklığında 400. gün: Sanki değişmeyen tek şey tutuklu kalması!

NEPTÜN SOYER: HİÇBİR VİCDAN, NEDENİ AÇIKLANAMAYAN 400 GÜNÜ ADALET DİYE ADLANDIRAMAZ

Tunç Soyer’in eşi Neptün Soyer, 400 günlük tutukluluk sürecinin aile açısından yarattığı belirsizliğe dikkat çekti. Soyer, sürecin her gün ve her saat özlemle yaşandığını belirterek adaletin geciktiğini ve vicdanların yaralandığını ifade etti.

“400 gün boyunca haksız yere tutuklu olmak, tutuklu yakını olmak… Özlemle beraber belirsizlik… Gün gün, saat saat yaşıyorsunuz. Hangi gün, saat kaç bilmeden… Güneş doğuyor, batıyor; aylar aylara ekleniyor. Hep umutla uyanıyorsunuz, belirsizlikle uyuyorsunuz. Adalet gecikti, vicdanlar yaralandı. Hiçbir vicdan, nedeni açıklanamayan 400 günü adalet diye adlandıramaz.”

Tunç Soyer’in tutsaklığında 400. gün: Sanki değişmeyen tek şey tutuklu kalması!

Çeşme'de kaybolmuştu... CHP’li Kılıç: Veli Eren Atay dosyasındaki gelişmelerin takipçisiyiz
Çeşme'de kaybolmuştu... CHP’li Kılıç: Veli Eren Atay dosyasındaki gelişmelerin takipçisiyiz
İçeriği Görüntüle

TABİP ODASI: TUTUKLU YARGILAMA TOPLUM VİCDANINI ÇOK YARALIYOR

İzmir Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Gül Ergör, Tunç Soyer’in tutuklu yargılanmasına ilişkin değerlendirmesinde, tutuklu yargılamanın toplum vicdanında ciddi yaralar açtığını belirtti.

“Tutuklu yargılama, ülkemizde toplum vicdanını çok yaralayan bir uygulamadır. Tunç Soyer gibi bu güne kadar hiçbir suç işlememiş birisinin tutuklu yargılanması için inandırıcı bir gerekçe yoktur. Bir kişinin özgürlüğünü engellemek, yakınlarından uzaklaştırmak, akıl ve beden sağlığına onarılması güç zararlar verir. Bu zararlar hiçbir şekilde tazmin edilemez. Bir an önce tüm tutuklu yargılanan siyasi ve düşünce suçu tutuklularının özgürlüğüne kavuşmasını dilerim.”

Tunç Soyer’in tutsaklığında 400. gün: Sanki değişmeyen tek şey tutuklu kalması!

AVUKAT KÖYMEN: TUNÇ SOYER’İN TUTUKLU KALMASINI GEREKTİREN HİÇBİR NEDEN YOK

Tunç Soyer’in avukatı İsmet Köymen, sürecin adil yargılanma açısından ciddi sorunlar barındırdığını belirterek, dosyada toplanan delillerin Soyer’in suçluluğundan ziyade suçsuzluğuna işaret ettiğini söyledi.

“Bu kesinlikle adil yargılanma açısından sıkıntılı ve sakıncalı bir durum. Tutukluluğunu gerektiren bir neden göremiyorsunuz. Bilirkişi, MASAK raporları ve dosyada toplanan tüm deliller bırakın suçluluğunu, suçsuzluğunu kanıtlar mahiyette. Tutuklu yargılanması, hukuka olan güveni oldukça zayıflatan bir durum.”

Köymen, iddianamenin hazırlanmamasının da hukuki sürece ilişkin soru işaretlerini artırdığını ifade etti:

“Süreç kesinlikle hukuki ölçütler seviyesinde ilerlemiyor. Tunç Soyer’in tutuklu kalmasını gerektiren hiçbir neden yok. 8 aydır iddianame hazırlanmaması, hiçbir sebep olmaksızın bekletilmesi hukuki sürecin uygun şekilde yürütülmediğinin en büyük kanıtı. İddianamenin hazırlanması aşamasında bütün raporlar geldi, deliller toplandı, Tunç Soyer’i suçlayan en ufak delil yok. İddianame, Soyer’in tutuklu kalması için hazırlanmıyor, bekletiliyor. İddianame açılsa, hiçbir mahkeme Soyer’i tutuklu tutamaz.”

Köymen, sürecin yargıya duyulan güveni de zedelediğini savundu:

“Hukuka olan güveni yok eden bir dava bu. En ufak bir delil yok. Önce tutukladılar, delil toplamaya çalıştılar, delilleri bulamadılar. Yargıya olan güven zafiyete uğradı. Tunç Soyer hakkında iddianame bile hazırlanamaz çünkü delil yok. Bunun yargıya olan güveni azaltmaması mümkün değil.”

Tunç Soyer’in tutsaklığında 400. gün: Sanki değişmeyen tek şey tutuklu kalması!

BARO BAŞKANI YILMAZ: TUTUKLULUK DEĞİL, İNFAZDAN BAHSEDİYORUM!

İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz ise tutukluluğun Ceza Muhakemesi Kanunu'nda belirlenen şartlara bağlı bir tedbir olduğunu hatırlatarak, 400 güne ulaşan tutukluluk sürelerinin artık cezaya dönüştüğünü söyledi.

“Tutukluluğun hangi koşullarda gerçekleşeceği CMK'da belirlidir zaten, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda. Tutukluluk bir tedbirdir. Artık 400 günü bulan tutuklulukların cezaya dönüştüğünü benim söylememe gerek yok herhalde. Artık açık açık, peşin peşin... Bu insanlar cezalandırılmaya çalışılıyorlar. Ne yazık ki süreç sadece Tunç Soyer'le ilgili değil, siyasi bütün davalarda böyle.”

Yılmaz, sürecin hukukun bir baskı aracı olarak kullanıldığı bir tabloya dönüştüğünü savundu:

“O yüzden bu tam bir hukuksuzluktur. Adını tutukluluk olarak görmüyorum ben, infaz ediliyor artık. Herhangi bir ceza olmaksızın infazına başlanmış bir süreçten bahsediyorum. Adaletsizliğin, hukuksuzluğun; siyasi kimlikleri olan hukukçulara karşı ya da siyasilere karşı, sanatçılara karşı, sendikacılara karşı, bu ülkenin düşünen, söyleyen, söylemek isteyen, muhalif olan —adını ne koyarsanız koyun— o insanlara karşı hukukun bir sopası olarak kullanıldığı bir süreçtir bu.”

“Başka hiçbir anlamı yok. Adaletli değil, adil değil; çünkü adil bir ülkede, adaletli bir ülkede yaşamıyoruz. Hukuksuzluğun büyük boyutlara ulaştığı bir ülkede yaşıyoruz. O yüzden tutukluluktan bahsetmiyorum, bir infazdan bahsediyorum ben. Sona erdirilmesi gereken bir infazdır bu.”

Tunç Soyer’in tutsaklığında 400. gün: Sanki değişmeyen tek şey tutuklu kalması!

AKDEMİR: TUTUKLU YARGILANMALARI BİR HUKUK GARABETİDİR

Önceki dönem TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Aykut Akdemir de dosyanın içeriğinden bağımsız olarak tutukluluğun kendisinin hukuki açıdan sorunlu olduğunu dile getirdi.

“Dosyanın içinde ne yazıyorsa yazsın. Tutuklu olmaları bir hukuk garabetidir. Her türlü suçlama yapılabilir. Tunç Soyer’e her türlü suçlama yapılabilir ama Soyer her türlü suçlamaya göğüs gerecek biridir, dirayetlidir. Tutuksuz yargılanma yapılmalıydı. Hukuk benim yetki alanım değil ama tanıdığımız Tunç Soyer, yaptığı her davranışın, söylediği her sözün hesabını verebilecek nitelikte bir insandır. Tutuksuz yargılanması birinci önceliktir.”

Akdemir, süreci siyasi bir baskı politikası olarak değerlendirdi:

“Tunç Soyer ve Ekrem İmamoğlu ile başlayan, şu anda da devam eden birçok operasyon siyasi. Sinem Dedetaş ile de iyice kör gözün parmağına dönüşen bir süreç yaşıyoruz. Bu adil bir süreç değil. Mevcut iktidarın açıkça uyguladığı bir sindirme politikasıdır. Yargının her koşulda sopa olarak kullanıldığı bir süreci yaşıyoruz. Hem kişisel olarak hem toplumsal olarak hukukun, adaletin ve vicdanın olmadığı bir dönem yaşıyoruz. Hukuksuz bir yaşamla karşı karşıyayız. En açık ifadesi budur.”

Tunç Soyer’in tutsaklığında 400. gün: Sanki değişmeyen tek şey tutuklu kalması!

GİRGİN: ADALETİN EŞİTLİĞİ İLKESİ HERKES İÇİN GEÇERLİ

Kemeraltı Esnaf Derneği Başkanı Semih Girgin ise sürecin hukuk ve adalet kavramlarının herkes açısından önemini bir kez daha gösterdiğini söyledi.

“Bu süreçte kim olursa olsun, herkese bir gün lazım olabilecek adalet ve hukuk kavramının ne kadar önemli olduğunu gördük. Adaletin eşitliği ilkesinin herkes için geçerli olduğunu unutmamak gerekir. Bir dava sürecinin işleyişi bu kadar kişinin hürriyetini kısıtlayıcı olmamalıydı. Kişinin kendini hakkıyla savunabilmesi ve gerçeklerin şeffaf bir şekilde kamuoyuna yansıtılması gerekirdi.”

Tunç Soyer’in tutsaklığında 400. gün: Sanki değişmeyen tek şey tutuklu kalması!

ESİN ÖNDER: TUNÇ BAŞKAN ÇOK DENEYİMLİ, ÇOK DÜZGÜN VE KARAKTERLİ BİR CAN DOSTU BAŞKANIMIZDI

HAYTAP İzmir Temsilcisi Esin Önder, Tunç Soyer’in özellikle hayvan hakları alanındaki çalışmalarına dikkat çekerek tutukluluğunun sona ermesini istedi.

“Tunç Başkan çok deneyimli, çok düzgün ve karakterli, can dostu bir başkanımızdı. Bence güzel işler yaptı. Yurtdışında tanınması, bilgi birikimi ve hukukçu olması onu çok daha önlere çıkarması gerekirken, ne yazık ki aday seçimlerinde bazı şeyler oldu ve başkan olamadı. Şimdi de tutuklandı ve tutuklandığı günden beri biz eşiyle iletişim kuruyoruz. Tunç Başkan ile birlikte hayvanlarla ilgili mücadeleyi yapardık. Hak, hukuk hiçbir şey yok ülkemde. Tunç Soyer’in çıkmasını diliyoruz. Çok üzgünüm ve tez zamanda çıkmasını diliyorum. Tunç Başkan olsaydı bizimle birlikte hayvanlarla ilgili mücadele ederdi.”

Tunç Soyer’in tutsaklığında 400. gün: Sanki değişmeyen tek şey tutuklu kalması!

DENİZ YÜCEL: 400 GÜNDÜR TUTUKLU YARGILANMASI HUKUK DEĞİL, EZİYETTİR

Yeni Parti İzmir Milletvekili Deniz Yücel, Soyer’in aleyhine ciddi ve sağlam deliller olmadığını hatırlatarak, sürecin hukuki olmadığını vurguladı. İyi niyetle hayata geçirildiği halde tamamlanamayan kooperatifin ayrı bir tüzel kişiliği olduğunu hatırlatan Yücel, konunun ceza değil ticaret mahkemesinin yetki alanında kaldığını söyledi. Yücel şu ifadeleri kullandı:

“Geçmiş dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Tunç Soyer 400 gündür tutuklu. Hakkında somut bir delil yok. Hakkında doğrudan doğruya şahsına izafe edilen bir eylem yok. Önce nitelikli dolandırıcılık iddiasıyla tutuklandı. Ardından, tutuklu olduğu o dosyadan duruşmaya çıkmasına günler kala bir dosyadan daha tutuklama kararı verildi. Duruşmaya çıktı tahliyesine karar verildi ancak diğer dosyadan verilen tutuklama kararı nedeniyle tahliye fiilen tahliye olamadı. Ardından bir soruşturma dosyasından daha hakkında tutuklama kararı verildi. Bu kez tutuklama sebebi zimmete yardım…

Nereden tutulursa tutulsun elinizde kalan, nereden bakılırsa bakılsın hukuki olmayan bir süreç.

Düşünün bir Büyükşehir Belediye Başkanı nitelikli dolandırıcılıkla, zimmete yardımla suçlanıyor, elinizde ciddi, sağlam deliller olması gerekir değil mi? Ama yok!

Dolandırıcılık suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Kendinize ya da 3. bir kişiye haksız kazanç sağlamak için hileli bir işlem yapmanız gerekir. Burada birine sağlanmış haksız bir kazanç da yok, hileli bir işlem de…

İyi niyetle hayata geçirilmeye çalışılmış ancak hem ekonomik sebeplerden dolayı hem de sözleşmelerin feshedilmesinden dolayı gecikmiş, tamamlanamamış bir kooperatif modeli var. Kooperatifin ayrı bir tüzel kişiliği var. İşin tamamlanmamasında bir gecikme varsa, onun muhatabı büyükşehir belediye başkanı değil, kooperatif. Kaldı ki, böyle bir durum Ceza Mahkemesinin konusu değil, Ticaret Mahkemesinin konusu…

Diğer iddia zimmete yardım suçlaması… Bir kere Tunç başkanın şahsıyla ilgili zimmet suçuna ilişkin bir tespit yok. Masak raporu tertemiz. Haksız kazanç olarak gösterilebilecek bir para hareketi yok. Bu koşullarda Tunç başkanın tutuklu yargılanması hukukla açıklanabilecek bir durum değil. Adaletin askıya alındığı, hukukun siyasetin gölgesine, hatta insafına terk edildiği bir süreçten geçiyoruz. Ancak bu hukuksuzlukları asla normalleştirmeyeceğiz. Herkes yargılanabilir, soruşturulabilir. Ancak Seferihisar’a 10 sene, İzmir’e 5 sene hizmet etmiş, emek vermiş bir kişinin, böyle zorlama bir suçlamayla 400 gündür tutuklu yargılanması hukuk değil, eziyettir, 2026 model işkencedir. Ben Tunç başkanın hakkındaki tüm suçlamalardan beraat edeceğine tüm kalbimle inanıyorum. Hatta bundan eminim. Diliyorum ki Tunç başkan da, aynı dosyalardan tutuklu olan önceki dönem İl başkanımız Şenol Aslanoğlu ve İzbeton eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya da, haksız yere özgürlüklerinden mahrum bırakılan tüm siyasi tutsaklar da bir an önce özgürlüklerine kavuşurlar…”

Tunç Soyer’in tutsaklığında 400. gün: Sanki değişmeyen tek şey tutuklu kalması!

YENİ PARTİ İZMİR MİLLETVEKİLİ KÂYA ÖSEN: 400 GÜN TUTUKLU OLARAK CEZAEVİNDE TUTULMASI KABUL EDİLEMEZ

YENİ Parti İzmir Milletvekili Seda Kâya Ösen, Tunç Soyer’in tutukluluğunun 400. gününe girmesinin kamuoyunun vicdanını yaraladığını belirterek, yargılamanın tutuksuz sürdürülmesi çağrısında bulundu.

“10 Ağustos’ta Tunç Soyer’in tutukluluğunun 400. gününe girecek olması hem İzmirlilerin hem de kamuoyunun vicdanını yaralamaktadır. Önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında yöneltilen suçlamaların tutuklamayı gerektirecek nitelikte olmadığı kanaatindeyim. Kaçma şüphesi bulunmayan, çağırıldığı an ulaşılabilecek bir kişinin bu kadar uzun süre tutuklu olarak cezaevinde tutulması kabul edilemez.”

Kâya Ösen, YENİ Parti olarak hiç kimsenin yargılamadan muaf tutulmaması gerektiğini savunduklarını ancak tutuksuz yargılamanın esas olması gerektiğini ifade etti:

“Biz YENİ Parti olarak her zaman aynı ilkeyi savunuyoruz: Hiç kimse yargılamadan muaf değildir. Elbette herkes hukuk önünde hesap verebilir ve yargılanabilir. Ancak tutuksuz yargılanmanın esas olduğu suçlamalar kapsamında görev yapmış insanların bu şekilde özgürlüklerinden mahrum bırakılması, ailelerinden koparılması ve kamuoyu önünde itibar suikastına uğratılarak rencide edilmesi, bu davaların siyasi saiklerle yürütüldüğüne ilişkin kanaati daha da güçlendirmektedir.”

Tunç Soyer’in tutsaklığında 400. gün: Sanki değişmeyen tek şey tutuklu kalması!

İYİ PARTİLİ KIRKPINAR: ADALETE OLAN İNANCI HALÂ DEVAM EDİYOR

İYİ Parti İzmir Milletvekili Hüsmen Kırkpınar da Tunç Soyer’i geçen yıl cezaevinde ziyaret ettiğini belirterek, Soyer’in tutukluluğuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Tunç Bey’i geçen yıl Temmuz ayında ziyaret etmiştim. Sohbetimizde tutuklama ile ilgili ‘Bunların hiçbiri benim burada bulunma sebebim olamaz’ demişti. Gerçekten büyük bir kısmından beraat edilmesine rağmen tutukluluğun devamı yönündeki karar üzüntü verici. Tunç Bey’in adalete olan inancı hâlâ devam ediyor. Evet, hukuk devletinde güven sarsılırsa kime ve neye güveneceğiz? Adalet bir gün her insana lazım olacaktır diye düşünüyorum. Bir an önce özgürlüğüne, eşine ve çocuklarına kavuşmasını diliyorum.”

Tunç Soyer’in tutsaklığında 400. gün: Sanki değişmeyen tek şey tutuklu kalması!

DEM PARTİLİ AKIN: SOYER’İN TUTUKLULUĞUNU SÜRDÜRMEK İÇİN YENİ GEREKÇELER ÜRETİLDİ

DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, Tunç Soyer’in tutukluluğuna ilişkin sürecin hukuki olmaktan çıkarılarak siyasi bir boyuta taşındığını savundu. Akın, Soyer’in tahliye edilmesinin gündeme geldiği dönemde yeni bir dosyanın devreye sokulduğunu ifade ederek, dosyada Soyer’i suçlayacak somut bir veri bulunmadığını söyledi.

“Tahliye ihtimali ortaya çıktığında yeni bir dosya açıldı. İncelediğimizde Tunç Soyer’in suçlanacak bir pozisyonu yok. Veri yok, bilgi yok, suç yok. Ancak tutuklamayı sürdürmek için yeni gerekçeler üretildi. İmamoğlu’nun ve Demirtaş’ın başına gelen Soyer’in de başına geldi. Türkiye’de hukuk siyasallaşmış durumda. Mahkeme heyetleri planlı şekilde değiştiriliyor, itiraz edenler sürülüyor. Bu yargı sürecine siyasi erk yön veriyor. Bu insanlar İzmir’de güvenli konut üretmek için kooperatif modeliyle çözüm üretmeye çalıştı. Ancak yönetim değişikliğiyle süreç bilinçli şekilde sekteye uğratıldı. Mağdurlar, ‘Soyer devam etseydi projeler tamamlanırdı’ diyor. Ortada suç değil, suç üretme çabası var. Hata yapılmış olabilir ama bu tutuklama gerekçesi değildir.”

Tunç Soyer’in tutsaklığında 400. gün: Sanki değişmeyen tek şey tutuklu kalması!

SERTEL: TUNÇ SOYER BİR YILDIR CEZAEVİNDE, HÂLÂ İDDİANAME YOK

Eski CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel ise cezaevinde Tunç Soyer’in yanı sıra Şenol Aslanoğlu, Görkem Duman, Erhan Kılıç ve diğer tutuklu isimleri ziyaret ettiğini belirterek, uzun tutukluluk sürelerinin ciddi bir mağduriyet yarattığını söyledi. Sertel, Soyer'in bir dosyadan tahliye edilmesinin ardından başka bir dosya üzerinden tutukluluğunun devam ettirildiğini belirterek, aradan geçen zamana rağmen iddianamenin halen hazırlanmadığına dikkat çekti.

“Tunç Soyer yaklaşık bir yıldır cezaevinde. Aynı dosyadan tahliye edilmelerinin ardından başka bir dosya üzerinden yeniden tutuklulukları devam ettirildi. Aradan geçen bunca zamana rağmen hâlâ ortada bir iddianame bulunmuyor. Üstelik Tunç Soyer ve diğer arkadaşlarımız tek kişilik hücrelerde tutuluyor. Bu insanlar belediye başkanlığı yapmış kişiler. Birbirleriyle bile görüştürülmüyorlar. Tunç Bey'in tutukluluk incelemesinin yapıldığı gün yanındaydım. ‘Benim suçumu söyleyin, ben de savunmamı yapayım’ dedi. Kendisine isnat edilen somut bir suç söylenmeden tutukluluğun devamına karar veriliyor. Bir insanın suçunu yüzüne söylemeden özgürlüğünü elinden alamazsınız. Bu hukuk devletiyle bağdaşmaz. Biz ‘kimse yargılanmasın’ demiyoruz. Suçu varsa hukuk gereğini yapacaktır. Ancak hukukun temel ilkesi tutuksuz yargılamadır. Eğer bu insanlar yarın beraat edecek olursa ailelerinden ve hayatlarından çalınan bu zamanın hesabını kim verecek? Adalet Bakanlığı'na ve yargı makamlarına çağrıda bulunuyorum; iddianameler bir an önce hazırlansın ve arkadaşlarımız tutuksuz yargılansın.”

Tunç Soyer’in tutsaklığında 400. gün: Sanki değişmeyen tek şey tutuklu kalması!

KARCI: UZUN TUTUKLULUK SÜREÇLERİ BÜYÜK HAKSIZLIKLARA SEBEP OLUYOR

Eski İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri ve Torbalı Belediyesi Başkan Yardımcısı Barış Karcı, benzer bir süreç yaşadığını belirterek uzun tutukluluk sürelerinin yarattığı mağduriyete dikkat çekti.

“Benzer süreçleri de yaşayan biri olarak şunu söyleyebilirim. Uzun tutukluluk süreçleri büyük haksızlıklara sebep oluyor ve derin izler bırakıyor. Hukuk sisteminin özünde olan tutuksuz ve adil yargılama esas alınmalıdır. Adaletin, doğrunun ve haklının yanında olacağına inanıyoruz.”

Tunç Soyer’in tutsaklığında 400. gün: Sanki değişmeyen tek şey tutuklu kalması!

GÜNEŞTEKİN: TUNÇ SOYER’İN KÜLTÜR VE SANATA BAKIŞINI YAKINDAN GÖRDÜM

Sanatçı Ahmet Güneştekin ise Tunç Soyer ile başkanlığı döneminde kültür ve sanat çalışmaları üzerinden kurduğu dostluğu anlattı. Güneştekin, özellikle Diyarbakır'da açtığı “Hafıza Odası” sergisinin ardından Soyer'in kendisini İzmir'e davet ederek Kültürpark'ta sergi açmasını istediğini belirtti.

“Sevgili Tunç Soyer’i başkanlığı döneminde, kültür ve sanata verdiği önem ve vizyonuyla tanıdım. 16 Ekim 2021’de Diyarbakır’da açtığım Hafıza Odası, Türkiye’nin en çok konuşulan ve tartışılan sergilerinden biri oldu. Sergi üzerinden farklı siyasal kesimlerin hedefi haline geldiğim, ağır eleştirilerle karşı karşıya kaldığım bir dönemdi. Tam da o günlerde Tunç Soyer beni İzmir’e davet etti ve Kültürpark’ta büyük bir sergi yapmamı istedi. Açıkçası bu daveti çok önemsedim. Çünkü hakkınızda bu kadar tartışmanın yürütüldüğü bir dönemde, İzmir gibi kültür ve sanat geleneği güçlü bir şehirden böyle bir davet almak her şeyden önce cesaret isteyen bir tavırdı. İzmir denince benim aklıma mücadele, hafıza ve elbette mübadele geliyor. Buradan yola çıkarak Gavur Mahallesi sergisini hazırladık ve 3 Kasım 2022’de Kültürpark’ta açtık. Sonrasında yaşananlar bizim de tahminlerimizin ötesindeydi. Milyonlarca insan sergiyi ziyaret etti. Türkiye’nin dört bir yanından, yurt dışından insanlar geldi. Gavur Mahallesi, zaman içinde bir serginin ötesine geçti; İzmir’in insanlarıyla, hafızasıyla ve geçmişiyle buluştu. Tunç Soyer bütün bu süreçte serginin arkasında durdu, tanıtılması ve daha fazla insana ulaşması için büyük emek verdi. Onun kültür ve sanata bakışını ve gerektiğinde risk almaktan çekinmeyen tavrını o günlerde çok daha yakından gördüm. Kendisine duyduğum minnetin ve dostluğun temelinde de bu günlerin önemli bir yeri var. Bugün yaşadığı sıkıntıların bir an önce geride kalmasını, özgürlüğüne ve ailesine kavuşmasını gönülden diliyorum. Kültür ve sanatla başlayan dostluğumuzun özgür günlerde, güzel sofralarda ve uzun sohbetlerde devam edeceğine inanıyorum. Sevgili Tunç Başkan, en kısa zamanda özgür günlerde yeniden buluşmak dileğiyle…”

Tunç Soyer’in tutsaklığında 400. gün: Sanki değişmeyen tek şey tutuklu kalması!

CAHİT BERKAY: TUTUKLULUK GEREKÇESİNİN SİYASİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM

Sanatçı Cahit Berkay da Tunç Soyer'in toplum tarafından saygı gören bir isim olduğunu belirterek, tutukluluğunun siyasi gerekçeler taşıdığını düşündüğünü söyledi.

“Tunç Bey saygı gören biriydi. Kesinlikle tutukluluk gerekçesinin siyasi olduğunu düşünüyorum. Bu yapıda bir insanın ne toplumuna ne ülkesine ters düşecek bir inanç içinde olmadığına inanıyorum.”

Kaynak: HABER MERKEZİ