Türk Tabipleri Birliği Merkez Konsey Üyesi Dr. Ali Kanatlı, 1-7 Nisan Asbest Farkındalık Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, rantı merkeze alan kentleşme ve denetimsiz inşaat işlemlerinin, yurttaşların soluduğu havayı zehre dönüştürdüğünü açıkladı. Cumhuriyet Gazetesi’nden Çağdaş Bayraktar’a konuşan Dr. Ali Kanatlı, asbestin kimyasal aşınmaya dayanıklı ve ince lifli bir mineral olduğunu anımsatarak, “Bu özellikleri nedeniyle de inşaat ve otomotiv sektöründe yaygın biçimde kullanılmıştır” dedi.

“ASBEST KULLANIMI 2010’DA YASAKLANDI”

İnşaatlarda asbest kullanımının 2010’da yasaklandığını belirten Kanatlı, buna karşın ülke genelinde 2010 öncesi yapılan bina stokunun da yüksek olduğunun altını çizdi. Yine 2010 öncesi yapılan su borularında da asbest kullanıldığını söyleyen ve asbestin insan vücuduna solunum yoluyla girdiğini belirten Kanatlı, “Asbest, akciğer, kalp ve karın zarına yerleşip orada çok uzun süre tutunabiliyor. Astım gibi solunum hastalıklarına yol açabilirken, orta vadede bulunduğu bölgede kronik iltihap yaratarak rahatsızlık kansere evirilebiliyor” uyarısında bulundu.

“DEPREM BÖLGESİNDE YÜKSEK RİSK”

Asbeste maruz kalan kişilerde, öksürük, nefes darlığı ve göğüs ağrısı gibi belirtilerin gözlendiğini söyleyen Kanatlı, yoğun inşaat ve enkaz kaldırma çalışmaları nedeniyle en riskli alanın deprem bölgesi olduğunu söyledi.

“MİLYONLARCA TON ENKAZ KALDIRILDI”

Hatay Valisi Mustafa Masatlı’nın 2025’teki açıklamasına göre yalnızca Hatay’dan 19 milyon metreküp enkaz kaldırıldığını anımsatan CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, “Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından hazırlanan rapora göre tüm bölgede 120 ila 210 milyon ton arasında enkaz kaldırıldı. Strateji ve Bütçe Başkanlığı ise 100 ila 120 milyon metreküp yıkıntı atığı oluştuğunu hesaplamıştı” dedi.

Beyaz Yürüyüş Ankara’da son buldu: Sağlıkta ticaret ölüm demektir!
Beyaz Yürüyüş Ankara’da son buldu: Sağlıkta ticaret ölüm demektir!
İçeriği Görüntüle

“UZUN SOLUKLU PLANLAMA GEREK”

Bu ölçekte bir enkazın havaya, toprağa ve suya olan etkisi yıllar içinde, geri dönüşü olmayan biçimde çıkacağına dikkat çeken Kara, “Enkazlarda ne kadar asbestin olduğu, bu asbestin bertarafı için özel bir önlem alınıp alınmadığı bugüne kadar netleşmedi. Asbest kaynaklı hastalıkların bir veri tabanı tutuluyor mu, bilmiyoruz. Asbest, depremin hiç bitmeyecek bir artçısı gibi görülebilir. Bu nedenle uzun yıllara yayılan bir sağlık politikası gerektirir. Ne yazık ki iktidarın ‘Deprem bitti, herkes evine’ diye özetlenecek tutumu, ihtiyaç duyduğumuz hassasiyete ve planlamaya uygun değil” ifadelerini kullandı.

Kaynak: HABER MERKEZİ