İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Ahbap Derneği’ne ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında Dernek Başkanı ve sanatçı Haluk Levent gözaltına alındı.
Levent’e ve derneğe yönelik soruşturmanın "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "Dernekler Kanunu'na muhalefet" ve "suç örgütü üyeliği" suçlarından yürütüldüğü öğrenildi.
Levent’in başkanı olduğu Ahbap Derneği'ne bulunulan bağışlarla bahis oynandığını, dernek hesaplarının şahsi hesaplara aktarılarak boşaltıldığına dair ciddi emareler bulunduğu bildirildi.

OKUYAN'DAN "KAHRAMAN VE SİSTEM" MESAJI
Levent’in gözaltına alınması sonrası yapılan tartışmalarda Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan’dan çarpıcı bir açıklama geldi.
Yaşanan durumun toplumun “Kahraman bağımlılığının” yol açtığı yeni bir yıkım olduğuna dikkat çeken Okuyan, “Sistemin Haluk Levent’i tepetaklak indirmesi ne bir arınma çabasının ne de gelişkin ahlaki değerlerin ürünüdür. ‘Kahraman’lar doğası gereği gerçeklik algısını yitirir ve çoklukla kendilerine ayrılan sınırların ötesine geçerler. Sistemin onları yerin dibine geçirmesi genellikle çok hızlı ve zahmetsiz bir işlemdir.” değerlendirmesinde bulundu.

“KAHRAMANLARA DOKUNULMAZLIK ZIRHI”
Okuyan’ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımın tamamı şöyle:
“Haluk Levent vakası, toplumun ‘kahraman’ bağımlılığının yol açtığı yeni bir yıkım olarak görülmeli. Dayanışma gibi son derece toplumsal bir eylemin çürüyen bir düzenin kurumlarından alınıp bu kez kerameti kendinden menkul bireylere emanet edilmesi, yurttaşlarımızın karşı karşıya kaldığı çaresizlik ve kuşatmanın boyutlarını gözler önüne seriyor.
Kızılay’a güvenmeyenlerin aslında hiç tanımadıkları bir kişiye sonsuz bir güvenle milyarlar bağışlaması birden fazla düzlemde sorgulanmalı. ‘Kahraman’ bağımlılığı bu düzlemlerden bana göre en önemlisidir.
Siyasetten diğer toplumsal alanlara varıncaya kadar ‘star’ sisteminin yarattığı bu ‘kahraman’lar, bizzat toplum tarafından giydirilen dokunulmazlık zırhına sığınarak vasatı, cehaleti, zaafları kolayca gizleyebiliyor.
Bu ‘kahraman’lar çoğu kez kendilerini yaratan mekanizmalar tarafından kısa sürede yerin dibine batırılmakta. Depremzedeler için toplanan paralarla kumar oynamak bayağı ağır bir çürümenin ifadesi elbette. Ancak sistemin Haluk Levent’i tepetaklak indirmesi ne bir arınma çabasının ne de gelişkin ahlaki değerlerin ürünüdür.
‘Kahraman’lar doğası gereği gerçeklik algısını yitirir ve çoklukla kendilerine ayrılan sınırların ötesine geçerler. Sistemin onları yerin dibine geçirmesi genellikle çok hızlı ve zahmetsiz bir işlemdir.”
“ÖRGÜT YOKSA ‘KAHRAMANLARA’ BAĞIMLI OLURSUNUZ”
“Bu konu siyasette özellikle yaşamsaldır. O yüzden, ideoloji önemli, program önemli diyoruz. O yüzden ekip çalışması, kolektivizm diyoruz. O yüzden gelişkin örgüt diyoruz.
İdeoloji geriye çekilmişse, bir gün sağa bir gün sola şirinlik yapılır örneğin ve kimse ses etmez. Program önemsizleşmişse, kişiler her şeyi belirler, itiraz edecek kimse çıkmaz. Örgüt yoksa, “kahraman”lara bağımlı olursunuz. Oysa gerçek 'kahramanlar' ideolojilerin ve doğrultusu olan toplumsal hareketlerin ürünüdür. Toplumsal hareketleri ortaya çıkarıp, tarihin akışını değiştiren bireylerin sayısı ise tarihte çok azdır; onlar da son tahlilde koşullar tarafından şekillenmişlerdir.
Halkımız 'kahraman'lar yaratıp hayal kırıklığına uğramaktan vazgeçmeli. Bu nedenle çubuğu tersine iyice büküp 'kahraman diye bir şey yok' demek bile gerekebilir.
Haluk Levent vakasının siyaset alanında çok daha vahim örneklerine tanık olacağımızdan emin olabiliriz. Burada esas olan “en ahlaklı kişi”yi aramak değil, en yüksek denetim, kolektif akıl ve geliştirici mekanizmaları yaratmaktır."




