İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın CHP’den ayrılıp bağımsız kaldıktan sonra AKP’ye katılması kent siyasetinde yankı uyandırdı. Yaşanan bu gelişme üzerine yazılı bir açıklama yayımlayan Türkiye Komünist Partisi (TKP) İzmir İl Örgütü, yürütülen siyasi pazarlıklarla İzmir halkının çıkarlarının hiçe sayıldığını belirtti. Cemil Tugay’ın belediyecilik anlayışında parti fark etmeksizin sermayeden yana bir tavır olduğunu savunan TKP; Tugay'ı 23 bin belediye işçisinin grevinde işçi düşmanlığı yapmak, grev kırıcılığına soyunmak ve kendini "kentin patronu" olarak görmekle suçlayarak derhal görevden ayrılmasını talep etti.
“SERMAYENİN VE MÜTEAHHİTLERİN ÇIKARLARI GÖZETİLDİ”
Belediye kaynaklarının kullanımında sermayenin korunduğunu ifade eden ilçe örgütü, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Belediye kaynaklarının nasıl kullanılacağı söz konusu olduğunda sermayenin, taşeron şirketlerin ve müteahhitlerin çıkarlarını gözeterek hareket etti. Şimdi Cemil Tugay AKP’ye geçiyor ve bu ilkesiz siyaset ikliminde, bu ilkesiz transferlere konu olmuş yüzlerce isimden yalnızca biri oluyor. Şimdi siyaseti ve oy verme tercihlerini ilkelerle değil matematik hesaplarla ele alıp AKP karşısındaki ‘en güçlü’ adayı işaret ve tercih edenler de ‘Biz hiç sorumlu değil miyiz?’ diye sormalıdır. Cemil Tugay yüzlerce zübükten sadece biridir, bu siyaset kültürünün kendisine ise isyan edilmelidir.”
“HALKIN SEÇME VE SEÇİLME HAKKI GASBEDİLMİŞTİR”
Siyasi yetkinin kişisel hesaplarla başka bir partiye taşınmasının kabul edilemeyeceğini belirten TKP İzmir İl Örgütü, Cemil Tugay’ı istifaya çağırdı:
“Çünkü mesele yalnızca Cemil Tugay’ın hangi partiye geçtiği değildir. Mesele, bir partinin adayı olarak seçilen kişinin, kendisine verilen siyasi yetkiyi kendi siyasi hesabı doğrultusunda başka bir partiye taşıyabilmesinin normalleştirilmesidir. Mesele, hep kazanmak ya da daha fazla hizmet almak adına gerçeklerin ve ilkelerin göz ardı edildiği, çürümüşlüğün normalleştirildiği bu tabloda ortada yaşanacak bir Türkiye ve İzmir’in de kalmayacağının bilinmesi gerektiğidir. Halkın oyuyla seçildiği görevi siyasi pazarlıkların ve kişisel hesapların konusu haline getiren, halkın seçme ve seçilme hakkını gasp eden Cemil Tugay derhal istifa etmelidir.”
İZMİR HALKINA ÇAĞRI: “BU ÇİRKİN DÜZENE KARŞI BİRLİKTE MÜCADELE EDELİM”
Açıklamanın son bölümünde İzmir halkına ortak mücadele çağrısında bulunuldu:
“Bizler bu Zübük siyasetini hak etmiyoruz. Siyaseti oy vermeye indirgeyenleri de bizim oylarımızla bizim olanı patronlara peşkeş çekenleri de hak etmiyoruz. Hayatımızı zehir eden, insanca yaşamayı unutturan, her tarafından pislik akan bu çürümüş ilkesiz düzeni hak etmiyoruz. Bu çirkin düzene karşı gelin, birlikte mücadele edelim. Ülkemiz için, güzel İzmir için, çocuklarımız için, sevdiklerimiz için İnsanca yaşanacak bir ülkeyi yeniden inşa edelim.”
Açıklamanın tamamı şu şekilde:
“TKP İZMİR İL ÖRGÜTÜ: ZÜBÜKLERDEN KURTULMAK İÇİN BU DÜZENDEN KURTULMALIYIZ
İki aydır İzmir’in gündemini meşgul eden soru artık yanıtını buldu.
Cemil Tugay, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna CHP adayı olarak oturduktan, CHP’den istifa edip bağımsız kaldıktan sonra bugün AKP’ye katıldı.
Böylece aylardır sürdürülen pazarlık da, yapılan hesaplar da bir yerlere bağlandı. Uydurulacak kılıf ne olursa olsun, İzmir halkının çıkarlarının yok sayıldığı çok açık.
İki ay önce söylemiştik: Cemil Tugay AKP’ye geçse de geçmese de mesele yalnızca bir kişinin hangi partinin rozetini taşıdığı değildi. Mesele, İzmir’i yöneten anlayışın ne olduğuydu.
Bugün artık daha açık konuşabiliriz.
Cemil Tugay’ın CHP’deyken savunduğu belediyecilik anlayışıyla AKP’de savunacağı anlayış arasında emekçiler açısından, İzmir halkı açısından hiçbir fark yoktur.
Cemil Tugay, başından beri kendisini kentin patronu, büyükşehir belediyesini de büyük bir holding olarak tarif etti ve hep böyle davrandı.
O yüzden,
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde 23 bin işçi ‘eşit işe eşit ücret’ talebiyle greve çıktığında, Cemil Tugay işçilerin yanında durmadı. İşçilerin haklı taleplerini tartışmak yerine onları İzmir halkıyla karşı karşıya getirmeye çalıştı, grev kırıcılığı yaptı, işten çıkarmaları gündeme getirdi. Taşeron işçiler güvenceli çalışma talep ettiğinde, ‘Muhatap değiliz’ dedi. İşçiler belediye önünde haklarını ararken onları tehdit etti.
O yüzden,
Belediye kaynaklarının nasıl kullanılacağı söz konusu olduğunda sermayenin, taşeron şirketlerin ve müteahhitlerin çıkarlarını gözeterek hareket etti.
Şimdi Cemil Tugay AKP’ye geçiyor ve bu ilkesiz siyaset ikliminde, bu ilkesiz transferlere konu olmuş yüzlerce isimden yalnızca biri oluyor.
Şimdi siyaseti ve oy verme tercihlerini ilkelerle değil matematik hesaplarla ele alıp AKP karşısındaki ‘en güçlü’ adayı işaret ve tercih edenler de, ‘Biz hiç sorumlu değil miyiz?’ diye sormalıdır. Cemil Tugay yüzlerce zübükten sadece biridir, bu siyaset kültürünün kendisine ise isyan edilmelidir.
Çünkü mesele yalnızca Cemil Tugay’ın hangi partiye geçtiği değildir. Mesele, bir partinin adayı olarak seçilen kişinin, kendisine verilen siyasi yetkiyi kendi siyasi hesabı doğrultusunda başka bir partiye taşıyabilmesinin normalleştirilmesidir. Mesele, hep kazanmak ya da daha fazla hizmet almak adına gerçeklerin ve ilkelerin göz ardı edildiği, çürümüşlüğün normalleştirildiği bu tabloda ortada yaşanacak bir Türkiye ve İzmir’in de kalmayacağının bilinmesi gerektiğidir.
Halkın oyuyla seçildiği görevi siyasi pazarlıkların ve kişisel hesapların konusu haline getiren, halkın seçme ve seçilme hakkını gasp eden Cemil Tugay derhal istifa etmelidir.
İzmir halkına çağrımızdır:
Bizler bu Zübük siyasetini hak etmiyoruz.
Siyaseti oy vermeye indirgeyenleri de bizim oylarımızla bizim olanı patronlara peşkeş çekenleri de hak etmiyoruz.
Hayatımızı zehir eden, insanca yaşamayı unutturan, her tarafından pislik akan bu çürümüş ilkesiz düzeni hak etmiyoruz.
Bu çirkin düzene karşı gelin, birlikte mücadele edelim.
Ülkemiz için, güzel İzmir için, çocuklarımız için, sevdiklerimiz için İnsanca yaşanacak bir ülkeyi yeniden inşa edelim.”



