Türkiye İşçi Partisi’nin 65’inci kuruluş yıl dönümü etkinliği, Alsancak’taki Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Açılışı TİP İzmir İl Başkanı Orhan Kiper yaptı. Ardından TİP Genel Başkanı Erkan Baş ve TİP PM Üyesi Can Soyer söz aldı. Salonun doluluğu ve coşkusu dikkat çekerken, partililer konuşmalar sırasında sık sık alkışlarla destek verdi, 'Yaşasın devrim ve sosyalizm' sloganları atıldı.
“ÜÇ KUŞAK BİR ARADA”
Açılış konuşmasını yapan TİP İzmir İl Başkanı Orhan Kiper, 65 yıllık mücadelenin mirasına vurgu yaparak şunları söyledi:
"Bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinin uluçları, Türkiye Sosyalist Hareketi’nin en değerli mirası olan Türkiye İşçi Partisi’nin 65’inci kuruluş yıl dönümünde burada sizlerle birlikte olmaktan büyük bir onur duyuyoruz. Bugün üç kuşağı bir arada görüyoruz. Ama bu bir nostalji buluşması değil. Bu üç kuşağın tarihsel deneyimlerinin harmanlanacağı, önümüzdeki yüzyılda sosyalizmin yumruğunu masaya nasıl vuracağımızı tartışacağımız bir buluşma.”
TİP denildiğinde akla gelen iki kavrama işaret eden Kiper, “arayışçılık” ve “iktidar perspektifi” vurgusu yaptı:
“Türkiye İşçi Partisi, 65 yıldır zor koşullarda ayağa kalkmanın yolunu bulan, siyasal ve örgütsel anlamda tıkandığımız her yerde buzu kıran bir yapıdır. Aynı zamanda ‘az olsun benim olsun’ demeyen, bu topraklarda sosyalizm mücadelesini iktidar perspektifiyle yükselten bir gelenektir. Dün olduğu gibi bugün de yarın da bu mücadele sürecek ve sonunda mutlaka sosyalizme varacağız.”

“İŞÇİ SINIFI İLK KEZ ÖZ SİYASAL GÜÇ OLDU”
TİP Genel Başkanı Erkan Baş konuşmasında 1961’de kurulan TİP’in tarihsel önemine değindi. İşçi sınıfının ilk kez “bağımsız bir siyasal özne” olarak sahneye çıktığını belirten Baş, kuşaklar arası kopuşa dikkat çekti:
“Türkiye sosyalist hareketinin tarihi bir süreklilik barındırır ama aynı zamanda kesintileri çoktur. En önemli görevlerimizden biri kuşaklar arasındaki kopukluğu gidermek. Deneyim aktarımını sağlamak. Bu salon bile bize o görüntüyü veriyor.”
1961’de TİP’in kuruluşunu “geri dönülmez bir eşik” olarak tanımlayan Baş, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye işçi sınıfı ilk defa bağımsız bir siyasal güç olarak siyaset sahnesine çıktı. Bu artık geri döndürülemez bir aşamaydı. Doğrudan siyasi iktidara talip bir sınıfın partisi olma iddiası ortaya kondu.”
Parlamentonun mücadele alanı olarak kullanıldığını belirten Baş, TİP’in Meclis kürsüsünü “uzlaşma değil teşhir ve kavga alanı” olarak değerlendirdiğini söyledi.
Baş, sosyalizmin soyut bir gelecek tasarımı değil, Türkiye’nin somut sorunlarına çözüm olduğunu vurguladı:
“Sosyalizm hoş bir fikir değil. Türkiye’nin gerçek çözümüdür. Bu ülkenin bağımsızlık sorununun da, demokrasi sorununun da, emek sömürüsünün de çözümü sosyalizmdedir.”
2017’de TİP’in yeniden kuruluş sürecine de değinen Baş, Gezi sonrasında geniş kesimlerin sol değerlerle buluştuğunu belirterek, işçi sınıfının siyasal özne olması gerektiğini ifade etti.
“TÜRKİYE NASIL KURTULUR?”
TİP PM Üyesi Can Soyer ise konuşmasında 65 yılı yalnızca bir tarih değil, bir “metot” olarak değerlendirdiklerini söyledi. 1961’de sorulan temel soruya dikkat çeken Soyer, şunları kaydetti:
“Türkiye nasıl kurtulur? 1961’de bu soruya verilen cevap şuydu: Türkiye işçilerle kurtulur. Bu cevap partinin karakterini, rengini, duruşunu belirledi.”
2017’de partiyi yeniden kurarken aynı soruyu yeniden sorduklarını belirten Soyer, “Türkiye işçilerin örgütlü mücadelesiyle kurtulur” yanıtını yinelediklerini söyledi. Saray rejimi olarak tanımladıkları mevcut iktidar karşısında mücadele vurgusu yapan Soyer, şöyle konuştu:
“Bu mücadeleden kenara çekilerek değil, gençler üniversitelerde direniyorsa orada, işçiler fabrikalarda direniyorsa orada, kadınlar sokakta mücadele ediyorsa orada olarak siyaset yapılır. Sosyalist hareket halkın yürüttüğü kavganın parçası olmak zorundadır.”
Soyer, işçilerin partisinin kurulmasının tarihsel bir ihtiyaç olduğunu belirterek, “Bu ülkede işçilerin de bir partisi olmalı fikri bizim için belirleyiciydi” dedi.
Yaklaşık iki saat süren etkinlik, katılımcıların soruları ve katkılarıyla devam etti. Üç kuşağın aynı sahnede buluştuğu programda TİP’in tarihsel deneyimi ile bugünkü siyasal hattı arasında kurulan bağ öne çıktı.





