TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İstanbul'daki Filizi Köşk'te medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenleriyle iftar programında bir araya geldi. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporuna ilişkin yasal düzenlemelerin ramazan sonrasında gecikmeden gündeme alınması gerektiğini belirtti.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunun bundan sonra atılacak adımlar için bir çerçeve oluşturduğunu bildiren Kurtulmuş, "Son derece olumlu, son derece zor olmakla birlikte yapıcı bir süreci geride bıraktık. Şimdi önümüzde bir rapor var. Bu rapor tabii ki her şey değil. Bu rapor takdim ederken de ifade ettiğim gibi bundan sonra yapılacaklar konusunda bir mihenk taşıdır, bir çerçevedir. Bu çerçevenin içerisinde gerekli adımlar iyi niyetle, sabırla ve gerçekten kararlılıkla sürdürülmesi lazım. Artık bu kadar mesafe alınmışken bölgemizdeki şartlar da Türkiye'nin güvenliği bakımından bu kadar olumlu seyrediyorken bu sorunun tamamıyla Türkiye'nin gündeminden kaldırılması mümkündür ve bu adımların atılması gerekir" ifadelerini kullandı.
“RAMAZAN SONRASI GÜNDEM GELMELİ”
Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunda yer alan düzenlemelerin yasalaşma takvimine ilişkin bir soru üzerine, düzenlemelerin geciktirilmemesi gerektiğini söyledi. Kurtulmuş, "Hemen ramazan sonrasında bu yasal düzenlemelerin gündeme gelmesinin şart olduğu kanaatindeyim. Bizim Türkçede güzel bir laf var, "Hayırlı işlerinizde acele ediniz." Bir yere kadar geldikten sonra böyle bir ittifak ortaya çıktıktan sonra bunun gereğini yerine getirmek lazım" dedi.
“SİZ ÖRGÜTÜN ADAMLARINI AFFEDİYORSUNUZ ALGISI ORTAYA ÇIKMASIN”
Kurtulmuş, "Komisyon sürecinde, raporlarını sunan siyasi partiler, özellikle iktidar kanadı, yapılacak yasal düzenlemelerde suçlu, suçsuz ya da yönetici, üye gibi ayrımların olmasını önermişti. Fakat komisyon sonunda çıkan ortak raporda böyle bir ayrıma vurgu yapılmadığı, bahsedilmediği görülüyor. Bu ayrımdan vaz mı geçildi? Bir de komisyon raporu açıklandığı gün bir açıklama yaptınız. Orada da bunun bir af anlamına gelmediğini ifade ettiniz. Raporun kendisinde de her bir PKK'lının, teslim olanların ayrı ayrı adli süreçlerden geçirilmesi öngörülüyor. Bu adli süreçten ne anlamalıyız?" sorusunu ise şöyle yanıtladı:
"Bunların hepsi konuşuldu. Buradaki esas olan şey, bu hazırlanacak yasanın geçici ve özel bir yasa olması. Yani bundan neyi kastediyoruz? 'Ben silahlarımı bıraktım' diyen bir örgüt var. İlan ediyor, 'silahlarımı bıraktım'… Şimdi biz devlet olarak 'Hayır, silahlarını bırakma' diyemeyiz. Bu iradeyi ortaya koyduysa, bunun gereği, bu söylediğiniz hususlar, raporda ana başlık olarak yer alan, henüz oralarda partilerin bir uzlaşısı olmadığı için ortak bir kanaati söyleyemem. Burada geçici ve özel olarak, bu örgütle ilgili bir yasanın çıkması… Şu bakımdan önemli. Bu bütün örgütlere, başka örgütlere de şamil bir uygulama olmasın. Kendisini tasfiye ettiğini, silahlarını bıraktığını, feshettiğini ilan eden örgüt bu. Dolayısıyla bu yasal çalışma kısmı yani iyi niyetle, kararlılıkla işin üstüne gidilirse çok kısa süre içerisinde toparlanır ve uzlaşılır. Oradaki kritik hususlardan birisi de bu af algısıydı. Kamuoyundaki 'Burada siz örgütün adamlarını affediyorsunuz' algısı ortaya çıkmasın. Örgütün elemanı da geliyor, 'ben pişmanım' demeyeceğine göre, yani örgüt mantığına aykırı, bu silahları bırakma durumuna aykırı olduğuna göre, onunla ilgili de bir yasal işlemin yapılması, örgüt üyelerinin tescil edilmesi ve ondan sonra zaten Türk Ceza Kanunu'nda bulunan ilgili düzenleme, mesela koşullu salıverilme şartları dahil olmak üzere, onlar düzenlenir ve serbest bırakılabilir. Ama yine bir mahkeme kaydı ve bir adli kaydın altına alınmak şartıyla."




