İzmir Kooperatif Davası kapsamında temmuz ayından bu yana tutuklu bulunan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, sosyal medya hesabından bir mektup paylaştı.
Soyer, paylaştığı mektupta yaklaşık 9 senedir Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde tutuklu bulunan ve 16 Nisan 2026’da tahliye edildikten sonra yeniden tutuklanan Avukat Selçuk Kozağaçlı’nın bir yazısına atıfta bulundu.
Mektubunda dayanışma ve umut mesajı veren Soyer, “Benciller, kötüler, kötülükten beslenenler kaybedecek, barış kazanacak, özgürlük kazanacak, adalet kazanacak. Az daha sabır, biraz daha gayret ve dayanışma. Ölüme inat hayata inandığımız için aşkla mücadeleye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Soyer’in sosyal medyasından paylaştığı mektup şöyle:
Aşk olsun..!
“Tutsaklık – aynı hamilelik gibi- hastalık değil.”
Selçuk Kozağaçlı (ÇHD Onursal Başkanı) 21 Aralık 2025’te Birgün Gazetesindeki etkileyici yazısında böyle diyor.
Maalesef 9 ay 10 günü tamamladım neredeyse 1 yıl olacak ama hala içerideyim. 1 Temmuz’da düşmüştüm içeriye. F tipi hücrem, gerçekten ikinci ana rahmi oldu bana. Derler ya; insanın genetik kodları, hatta karakterinin önemli bölümü ana rahminde şekillenirmiş. Benim için de öyle oldu. Hiç kuşkusuz, suçsuz, günahsız yıllardır hapis yatan nice erdemli insan için de öyledir.
Çok ders çıkardım.
Hem tefekkürle geçmişi daha iyi anlamaya başladım hem de gelecek vizyonumu güncelledim.
Dostu düşmandan ayırmayı ve özlemlerin ağırlığını hafifletmeyi başararak umudu diri tutmayı öğrendim.
Benim gibi başka bir örnek var mı bilmiyorum ama ben hem içeriden hem dışarıdan saldırılara karşı çift taraflı mücadele ederek bilendim.
Memleket ve doğa sevgisini, tek bir nefesin ve özgürlüklerin kıymetini, dayanışmanın önemini daha çok idrak ettim.
Sabrımı ve cesaretimi tazeledim, şükür ve tevekkülün sır kapısını araladım.
Aileme, dostlarıma ve hayata aşkımı büyüttüm. Erdemleri demlendirdim.
Hep doğmak için sabırsızlanarak, her gün çıkışa çok yaklaştığımı düşünerek ve fakat hep hüsrana uğrayarak, ha bugün ha yarın çıkacağım diyerek ama neyse ki belirsizlik ve çaresizliğin girdaplarında boğulmadan bugünü buldum.
Artık yeniden dünyaya gözlerimi açmanın vaktinin geldiğini düşünüyorum.
Her geçen gün geç idi ama geçti, gelecek olsun! Sağlıkla ve bir avazda geleceğim.
Muhtemelen sadece 2kg eksildim :)
Az kaldı..!
Biliyorum ki gözlerimi yeniden açacağım bu dünya ilkine göre çok daha karanlık. Yakılıp yıkılan ülkeler, yaşanan büyük acılar, yoksulluk, sefalet, soykırım ve bunlara sebep olanlar; her şey çok korkunç görünüyor.
Ancak her doğum bir mucizedir yepyeni umutlar müjdeler. Hayaller demiyorum, onlar tesadüftür ama umutlar mücadeleye dairdir ve baktığını görmekle başlar.
Aynı doğadaki gibi toplumlar da enerji biriktirir. Büyük sarsıntı yaşatan bir depremin tam olarak ne zaman olacağını tahmin edemeyebiliriz. Ama doğanın döngüsünün o enerjiyi mutlaka açığa çıkartacağını biliriz. Biliriz ki; tohum toprağın altında yeterince çürürse, yeşerip filizlenir. Toplumlar da biriktirdikleri enerjiyi günü geldiğinde ortaya çıkartırlar. Tarih boyunca böyle olmuştur. Doğa da toplumlar da o anın yaklaştığını gösteren ipuçları sunar; Baktığını görene.
Sayın Kozağaçlı 21 Aralık yazısına Anne Sexton’dan bir alıntıyla başlamış:
"Yalnızca bir kez olsun insan mahkûm olmalı, yalnızca bir kez olsun duymak için kilidin dönüşünü kendi dayanıklılığının içinde
Tüm bunlardan sonra özgürdür insan, sımsıkı tutmaya, ağaçları, taşları gökyüzünü, havadan net bir şey anlayan kuşları" ve şöyle bitiriyor;
“Birlikte mücadele edersek, teslim olmaz, bencillik etmez, aşkla direnirsek gerçekten kazanır mıyız?
Aşk olsun..! Güvenin sözünüze. Biz kazanacağız.”
Aynen katılıyorum.
Benciller, kötüler, kötülükten beslenenler kaybedecek, barış kazanacak, özgürlük kazanacak, adalet kazanacak.
Az daha sabır, biraz daha gayret ve dayanışma.
Ölüme inat hayata inandığımız için aşkla mücadeleye devam edeceğiz.
Az kaldı özlemle kucaklaşıp buluşana dek,
Sağlıcakla kalın.
İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu, Koğuş B/63
Buca – Kırklar
17.05.2026”




