Sosyal hayatın kısıtlanması insan psikolojisini nasıl etkileyecek?

Koronavirüs vakalarında sayının 47’ye çıkmasının ardından sosyal yaşamın sona ermesi ve bununla birlikte yaşanabilecek psikolojik bozukluklara ilişkin konuşan İzmir Psikologlar Derneği’nin eski başkanı Mevlüt Ülgen, enformasyon bombardımanın tehlikesine işaret etti.

SAĞLIK 17.03.2020, 16:05 17.03.2020, 16:17
Sosyal hayatın kısıtlanması insan psikolojisini nasıl etkileyecek?

TUGAY CAN / İZ GAZETE - Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve Türkiye’de de tespit edilen 47 vakanın bulunduğu Koronavirüs sonrası İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan ek genelge ile lokanta ruhsatı bulundurmayan toplanma alanlarının süresiz olarak kapatılması yönünde karar alındı.

Kararın ardından; alınması muhtemel bir diğer karar ise karantina. Bu yöntem, koranavirüsün yayılmış olduğu Çin, İtalya ve İspanya gibi ülkelerde uygulanıyor. Fakat sosyalleşme alanlarının kısıtlanmasının ardından insanların eve hapsolmalarının da birtakım olumsuz yanları bulunuyor.

Sürece dair psikolog Mevlüt Ülgen gazetemizin sorularını yanıtladı.

Alışılmış yaşam tarzının değişmesinin ve günlük rutinin bozulmasının insanlar için stres kaynağı olduğunu aktaran Ülgen, söz konusu kısıtlanmanın iyi anlatılmadığı takdirde insanları önlemleri önemsizleştirme veya abartma gibi sağlıksız uçlara yöneltebileceğini belirtti.

‘ZİHİNSEL VE DUYGUSAL YÜK’

Salgın sürecinde sağlıklı bilgi edinmenin önemli olduğunu kaydeden Ülgen, “Kamu otoritelerinin güven vermeyen yaklaşımı belirsizliği artırır. Bireyleri ve toplumu sağlıksız salgınla mücadeleyi zorlaştırır. Birlik ve dayanışma duygusunu zedeler. Bireylerin alınan önlemlere uymasını ve inanmasını olumsuz etkiler. Böyle dönemlerde kamu otoritesi, bilim insanları, sağlık meslek örgütleri ve bireyler olarak hepimize çok büyük sorumluluklar düşmektedir. Fazla haber içeriği zihinsel ve duygusal yük yaratır. Karamsarlık ve umutsuzluk yaratır bu konuda dikkatli olmalıyız”

SOSYAL MEDYA KULLANIMINA DİKKAT!

Kamu otoriteleri tarafından sunulan önlemlere üst düzeyde uyum sağlamanın elzem olduğunu söyleyen Ülgen, salgın hastalıkların insanları alarm durumuna geçiren büyük stresörler olduğunu hatırlattı. Ülgen şu ifadeleri kullandı:

“Yaşamı tehdit eden durumlar ve riskler insanlar için korku ve endişe kaynağıdır. Kontrol ve güvenlik algımızı tehdit eder. Belirsizlik ve fulü alanları artırır. İnsan olarak güvenliğimizi sağlamak için belirsizliği ortadan kaldırmaya, kendi yaşamımız üzerinde kontrol sağlamaya yöneliriz. Böyle zamanlar insanların algı ve duyarlılıklarının arttığı , antenlerinin açık olduğu dönemlerdir. Korku ve belirsizliklerin yoğun yaşandığı durumlarda bilgi bombardımanı , haber kirliliği, asılsız haberler, kulaktan kulağa yayılan şehir efsaneleri ve komplo teorileri ise kaygıyı artırır. Paniğe sürükler. Sosyal medya ve televizyon programlarınanda salgın tehlikesine ilişkin haberlere fazlasıyla maruz kalmak kaygı ve panik durumunu artırabilir. Korku ve panik durumunda sağlıklı karar almak zorlaşır. Stres düzeyinin yükselmesi ve aşrı uyarılmıştık hali insan olarak bedensel, zihinsel sağlığımızı tehdit eder. Salgınla mücadeleyi zorlaştırır. Moral olarak çökmemize yol açar”

‘SOLUK ALMA ALANLARI AÇMAK...’

Bu dönem içerisinde bedensel ve ruhsal olarak sağlığımızı korumanın çok daha önemli olduğunu söyleyen Ülgen ayrıca süreç içerisinde psikolojik olarak dinç kalmak için tavsiyelerini şu şekilde sıraladı:

“Bu dönemde yaşamımızda kendinize soluk alma alanları açmak; kitaplara, sporla, bahçe işleriyle, müzikle, el işleriyle, sanatın çeşitli alanlarıyla ilgilenin, böylece psikolojik sağlamlığınız ve direnciniz artmış olacaktır. Film izlemek, uzun süredir zaman ayıramadığınız hobilerinize vakit ayırmak, yoga ve meditasyon yapmak, kendinize dönmek, birbirinize dönmek, yani ailenizle, arkadaşlarınızla, komşularınızla daha çok konuşmak, paylaşmak ve dayanışmak böyle bir süreci atlatmanıza yardımcı olacaktır”
 

Yorumlar (0)
banner96
banner178
10°
kapalı
Günün Karikatürü Tümü
Anket Tümü
Koronavirüs sebebiyle sokağa çıkma yasağı ilan edilmeli mi?