Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, 2008 yılının son 60 yılın en kurak dönemlerinden biri olduğunu hatırlatarak, 2009’dan sonra uzun süre yağışlı bir döneme girildiğini ifade etti. 2020 yılında yeniden kuraklık uyarısı yaptığını belirten Yaşar, dönemin yetkililerine mektup gönderdiğini söyledi. Ancak bu süreçte herhangi bir B ya da C planının hazırlanmadığını dile getirdi.

''SONBAHAR'DAN İTİBAREN YOĞUN YAĞIŞLI DÖNEME GİRİLİCEK''

2026 yılının çok yağışlı ve sellerin yoğun görüldüğü bir yıl olacağını daha önce dile getirdiğini ifade eden Yaşar, mayıs ayı itibarıyla yıllık yağış ortalamalarına yaklaşıldığını belirtti. Temmuz ayından sonra deniz suyu sıcaklıklarının ciddi şekilde artacağını söyleyen Yaşar, bunun süper El Nino ya da mega El Nino olarak tanımlanabilecek güçlü bir iklim sürecine işaret ettiğini vurguladı. El Nino’nun deniz suyu sıcaklıklarının artmasıyla birlikte buharlaşmayı ve bulut oluşumunu artırdığını belirten Yaşar, bunun sonucunda da aşırı yağışların yaşandığını ifade etti. 2023 yılında yaşanan süper El Nino döneminde Türkiye’de yağışların ortalamanın yüzde 13 üzerine çıktığını, Avrupa’da ise ciddi seller meydana geldiğini söyledi. Sonbahardan itibaren yeniden çok yoğun yağışlı bir döneme girileceğini düşündüğünü ifade eden Yaşar, “1938’den bu yana kaydedilen en yağışlı dönemlerden biri yaşanabilir” dedi.

''YER ALTI SULARI KURAK DÖNEMLER İÇİN SAKLANMALI''

İzmir’deki baraj doluluk oranlarına da değinen Yaşar, Tahtalı Barajı’nın yüzde 55, Gördes Barajı’nın ise yüzde 41 seviyelerine ulaştığını söyledi. Bu iki barajın toplam kapasitesinin İzmir’in yaklaşık iki yıllık su ihtiyacını karşılayabileceğini belirten uzman, buna rağmen suyun büyük bölümünün hâlâ yer altı kuyularından çekildiğini dile getirdi. Yetkililerin yer altı sularını rezerv olarak koruması gerektiğini savunan Yaşar, “Barajlar doluyken öncelikle yüzey suları kullanılmalı. Yer altı suları ise kurak dönemler için saklanmalı” ifadelerini kullandı.

''TÜRKİYEDE SU SORUNU YOK , SU YÖNETİMİ SORUNU VAR''


İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni bilimsel planlama yapmamakla eleştiren uzman, hidrojeologların ve doğa bilimcilerin karar süreçlerinde yer almadığını öne sürdü. Belediyenin yağmur bombası uygulamalarıyla ilgili açıklamalarını da eleştiren uzman, bu tür yöntemlerin bilimsel karşılığının olmadığını savundu. Türkiye’de aslında bir su sorunu bulunmadığını ifade eden uzman, asıl problemin su yönetimi olduğunu söyledi. Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nden çıkan suların tarımda kullanılmasının önemine dikkat çeken uzman, bu uygulamanın yer altı su tüketimini büyük ölçüde azaltabileceğini belirtti.

Buca Belediyesi’nden ilaçlama çalışması
Buca Belediyesi’nden ilaçlama çalışması
İçeriği Görüntüle

‘’CEMİL TUGAY BİLİMDEN ÇOK UZAK’’

Yaşar Cemil Tugay’ın bilimden çok uzak olduğunu kendisinin ve etrafındakilerin hiç bir bilimsel çalışma yapmadığının altını çizerek sözlerini şöyle sürdürdü:

‘’Yani bilimden bahsediyor. Ne bilimi biliyor, ne tarihi biliyor. İzmir tarihini hiç bilmiyor. İzmir'i özellikle hiç bilmiyor. Su konusunda sürekli olarak DSİ'yi suçladı. DSİ'yi bana su vermiyor. Evet DSİ'nin görevi bu ama sen de biraz bir şeyler yap. Ben 2004'ten beri söylüyorum ne yapması gerektiğini. İzmir'in en başta bir hidrojeoloji haritası çıkmalıdır.’’

''2035 YILINA KADAR YAĞIŞLAR ORTALAMANIN ÜZERİNDE SEYREDECEK''

İzmir’in tarım, hayvancılık, balıkçılık, jeotermal kaynaklar ve doğal zenginlikler açısından büyük bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Yaşar, kentin bilimsel yöntemlerle yönetilmesi gerektiğini ifade etti. Körfezdeki çevresel sorunların da yanlış uygulamalar nedeniyle büyüdüğünü öne süren Yaşar, geçmiş dönemlerde İzmir Körfezi’nin çok daha temiz olduğunu savundu.

Kayıp-kaçak oranlarının yüksekliğine de dikkat çeken Yaşar, belediyenin kendi verilerine göre şebeke suyunun yaklaşık yüzde 26’sının kaybolduğunu söyledi. Bu oranın gerçekte daha yüksek olduğunu ileri süren Yaşar, öncelikle altyapı sorunlarının çözülmesi gerektiğini belirtti.

Uzman, 2035 yılına kadar yağışların genel olarak ortalamanın üzerinde seyredeceğini düşündüğünü ifade ederek, bu süreçte yer altı sularının korunmasının büyük önem taşıdığını söyledi.

Muhabir: ZİLAN GENÇ