CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluğuna son verilmesi ve erken seçim talebiyle başlattığı "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginin 96'ıncı adresi olan Karaman'da konuştu.

Özel: Dostum Sanchez'e Bolu'nun yiğit insanlarından bir kez daha selam yolluyoruz
Özel: Dostum Sanchez'e Bolu'nun yiğit insanlarından bir kez daha selam yolluyoruz
İçeriği Görüntüle

Aktekke Meydanı'ndaki kalabalığa seslenen CHP Lideri Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Son 30 yıldır maalesef Karaman'ı kazanamadık, ama kusuru Karaman'da değil, kendimizde aradık. Bundan sonra da daha çok çalışacağız, daha başarılı sonuçlar alacağız. Karaman'da da, Türkiye'de de mutlaka birinci parti olacağız. Biz kazanamadık ama Karaman birini seçti. Milliyetçi Hareket Partisi'nden başkan Sayın Savaş Kalaycı'ya da, tüm partilerden seçilen belediye meclis üyelerine de başarılar diliyoruz. Demokrasi, kazandığında ne dediğine değil, kaybedince ne yaptığına bakılan rejimdir. Kazanırken milli irade, kaybedince millete as suratı, iptal et seçimleri, yenile seçimleri, yerine kayyum ata. 'Kararı millet vermez. Ben vereceğim' de bu olacak iş değil. Onun için gittiğimiz her yerde, hangi partiden olursa olsun, yerel yöneticilere, hem belediye meclislerine hem başkanlara başarılar diliyoruz. Ve demokrasinin kararı, milletin verdiği, milletin ne dediği oldu. Ona saygısızlığın, hazımsızlığın kabul edilemez olduğu, iyi yönetenin başta kalacağı, kötü yönetenin millet tarafından değiştirileceği bir rejim olarak benimsiyoruz. Bu fikrin sahibiyiz.

BU SANDIK BİZE ATATÜRK’TEN EMANET

Bu ülkenin, hiç şüphe yokken en sevileni, kurtarıcısı, tek baş kumandanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ülkenin üzerindeki işgali kaldırıp düşmanı denize döküp vatanını kurtarıp, sonra tam başa geçecekken sordular ona 'Ne yapacaksın, padişahlığa devam mı, İngiltere gibi krallık mı, Amerika tipi başkanlık mı?' O dedi ki: 'Biz bir meclis kurduk, meclisi millet seçer, milletin seçtikleri meclis ne görev verirse o görevi yaparız.' Başkanlıkları, krallıkları, padişahlıkları elinin tersiyle itti. Ne dese olurdu ama 'Millet ne diyor?' diye baktı. Sonrasında vefatından sonra görevi İsmet Paşa devraldı. O, aldığı bayrağı elinde taşırken, İkinci Dünya Savaşı’ndan Türkiye’yi kurtarırken, orduyu güçlü, milleti bir arada tutarken, bir yandan da demokrasi fikrini sürdürüyor, yeni parti kurulmasına, rekabete, çok partili rejime yol veriyordu, önem veriyordu. İşte 14 Mayıs 1950 günü sandığa gidildi. Tüm Türkiye'de, Karaman'da, Zonguldak'ta, Urfa'da, İzmir'de, Edirne'de millet karar verdi 'Bizi bundan sonra Demokrat Parti yönetsin, paşa biraz dinlensin' dediler. O gün İsmet Paşa dedi ki: 'Derhal gidin Demokrat Parti'ye haber verin, paşa, devir teslimi hazırdır, onları tebrik edeceğim, muhalefet görevine çekileceğim.' Bu konuşmadan 7 gün sonra oğlu Erdal'a yazdığı mektupta: 'Oğlum Erdal, şüphesiz bu benim en büyük yenilgim, ancak Türkiye demokrasisinin zaferidir. Kurmak istediğimiz sistem artık milletin ellerine emanettir' demiştir. İşte ülkeyi kurtaran Gazi Mustafa Kemal'den ve silah arkadaşı İsmet Paşa'dan emanettir bize bu sandık.

BİZ KAYBEDİNCE ÇAMUR ATMAYIZ

Biz seçildiğimizde seviniriz, kaybedince üzülürüz ama kaybedince asla çamur atmayız, çirkef yapmayız. Seçim iptaline kalkmayız, mazbatayı yakmayız, birinciye değil ikinciye değil, mazbata verdirtmeye kalkışmayız. Ve asla, asla seçilmişlere darbe yapmaya, onları haksız hapse atmaya, onların yerine kazanamadığın ilçede katakulli ile başkan seçmeye kalkmayız. İşte demokrasi budur. İşte bu meydanı bugün dolduran da budur. Bu meydan bugün her türlü haksızlığa, her türlü adaletsizliğe, ama bilhassa en tahammül edemeyeceği şeye, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten emanet cumhuriyetin en büyük kazanımı sandığa, seçme hakkına sahip çıkmaya gelmiştir.

Kaynak: ANKA