CHP Genel Başkanı Özgür Özel, görevden alınan ve yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in karar duruşmasının ardından Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nde partisinin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu ve diğer tutukluları ziyaret etti. Özel'e 19 Mart operasyonları sonrası tutuklananların yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, Ahmet Özer, CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı Cem Aydın ve Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş eşlik etti. Özel, şöyle konuştu:

"Esenyurt'un seçilmiş Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer'in duruşması vardı. Bu duruşma aslında Türkiye'de sadece partimiz için, sadece Ahmet Özer için ve sadece Esenyurt için önemli değildi. Şüphesiz Türkiye'nin en Büyük ilçe belediyesine kayyum atanması davası önemlidir. Kayyumla sonuçlanan bir dava önemlidir. CHP'nin bir belediye başkanına ömrünü Türklerle Kürtlerin kardeşçe yaşaması için mücadeleye vermiş birisine terör örgütü üyeliği iddiası önemlidir. CHP'nin bir belediye başkanının bir yıldan fazla içeride yatmış olan belediye başkanının davası önemlidir. Ama bu dava aynı zamanda Türkiye'de yürüyen süreç için, Meclis'te çalışan komisyon için, Suriye'nin barışı, Türkiye'nin barışı için ve Türkiye'de iç cephenin güçlenmesi için bundan sonra hep birlikte yarınlara güvenle adımlar atmak için ümit duyan herkes için önemliydi.

"ESENYURT BELEDİYEMİZE SALÇA OLDU NAMUSSUZLAR"

Bir taraftan baktığımızda da daha evveli gün Tayyip Erdoğan 'Şimdi kardeşlik için barış için cesur adımlar atmak zamanı' diyordu. Ama bugün mahkeme görüldü. Ve şu görüldü: Recep Tayyip Erdoğan'ın hani bir kayyum atamak suretiyle Esenyurt'un vermediği yetkiyi kendi kendine alıyor ya onun tadından vazgeçmedi ve Esenyurt'u yönetmeye kayyum eliyle devam etsin diye Esenyurt'u Esenyurt'un yönetsin dedikleri Ahmet Özer yerine Tayyip Erdoğan'ın kayyumu yönetsin diye her şeyi berbat etti. Her şeyi perişan etti. Mahkemeye verdikleri talimat belliydi. Bugün Sayın Ahmet Özer mahkemenin karşısında ve avukatları ki bir tanesi de değerli kızı, tüm iddiaları perişan ettiler. Daha doğrusu zaten iddialar komikti. Mahkeme heyeti bu iddialar karşısında ezildi büzüldü diyecek bir şey bulamadı. Ahmet Özer'i taziye telefonu açmış. Taziye telefonu açtığı kişiye demiş ki 'Anneniz öldü. Üzülmeyin sizin gibi değerli evlatlar yetiştirdi.' Konuştuğu kişi değil Ahmet Özer'in bilmediği bir kardeşi bir terör örgütüne mensupmuş değerli evlatlar yetiştirdi ki evlatlar çoğulu sizin gibi değerli bir evlat değil de evlatlar teröristi övmeye girmiş. Ahmet Özer seçim çalışması sırasında girdiği dükkanlardan bir tanesinde bir medya şirketi varmış ve o dernek medya derneği varmış, gazetecilerin derneği varmış, terör örgütüyle iltisaklıymış. Bu terör örgütü mensup kişilere destek ziyareti gibi olmuş. Diyor ki terör örgütünün üyesiyseler terör örgütüyle irtibatları varsa neden kapatmadınız? Açıksa siz bana tuzak mı kurdunuz? Buna kimse bir şey diyemiyor. Terör örgütüne para yolladın terör örgütü mensubuna dediği bir tanesi elektrik süpürgesi çıktı. Altta açıklaması var. Bin 200 liralık. Bir tanesi kira çıktı. Bir tanesi kitap çıktı 150 lira. Adam zorla kitabı hediye etmiş. Olmaz öyle şey sana parasını yollayacağım deyip parasını yollamış. O çıktı. Bir tanesi kapı kapı gezip ki kendisi de o zaman üniversitede çalışıyor, salça satan kişiye salçanın parası çıktı. Bunların üzerinden Esenyurt Belediyemize salça oldu namussuzlar. Salça parası üzerinden Esenyurt Belediyesi'ne salça oldular.

"BU KADAR SOYTARILIĞI BU MİLLETİN VİCDANI KALDIRMAZ"

Gittiler bir saat sonra geri geldiler. Böyle karar açıklıyor hakim: 'Biz şimdi üçümüz birden bir karar verdik. Oy birliğiyle verdik.' Önüne bakıyor. 'Terör örgütü mensubu olmaktan alt sınırdan ceza verdik.' Diyemiyor ki bana Ankara'dan dediler ki bu deli saçmalıklarına rağmen sen bunu alt sınırdan bir ceza ver dışarıda gezsin ama belediyenin başına geçemesin. Vallahi buna izin vermeyeceğiz. O kayyumun devam etmesine izin vermeyeceğiz. Zaten açıkça Bahçesaray kararı diyor ki göreviyle ilgili olmayan bir konudan dolayı bunu yapamazsın. Hukuken de bu mücadele sürecek. Siyaseten de sürecek. Ahmet Özer'i Devlet Bahçeli kitabını gösteriyor Sayın Bahçeli. İstifade ediyorum diye. Yazdığı kitaba aynı kitabı gösteriyorlar kanıt diye terör örgütü propagandası bilmem ne diye. Meclis Başkanı kabul edecek. Ahmet Özer'den sürece katkı için Meclis Başkanı, MHP destek isteyecek. Yazdığı rapor Meclis komisyonunda görüşecek. Terörsüz Türkiye için. Ahmet Özer'in yazdığı rapor terörsüz Türkiye'ye katkı sağlayacak. Ahmet Özer'in kendisi terör örgütü üyesi olacak. Bu kadar soytarılığı bu milletin vicdanı kaldırmaz.

Gazeteci Furkan Karabay'a ev hapsi
Gazeteci Furkan Karabay'a ev hapsi
İçeriği Görüntüle

"BUGÜN BURADA YAPILAN İŞ SÜRECE DARBE GİRİŞİMİDİR"

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin, MHP'nin, Dem Parti'nin mensupları, milletvekilleri, adaya gidip Abdullah Öcalan'la görüşüp sürece katkı sağlayacaklar. Abdullah Öcalan geçen çözüm sürecinde 'Ahmet Özer'in de bilgisine başvurun. Çatışmalı süreçlerin sonlanmasında deneyim sahibidir' dedi diye Abdullah Öcalan ismini veriyor diye terör örgütü üyesi kabul edeceksin. Abdullah Öcalan kimlerin ismini vermiyor buraya gelsin diye? Gidenleri görüyorsunuz. Diğer taraftan o gidip de gitmedim diyen Yayman'ın görüştüğü Remzi Kartal Başkanın görüştüğü de belli değil bir telefon var, burayla Remzi Kartal'la telefonla görüşmüşsün diyor. Hüseyin Yayman yüz yüze görüşmüş. 'Ben görüştüğümde akademisyendim ama' diyor Ahmet Özer de görüştüğünde akademisyendi. Bu kadar çifte standart, bu kadar yalan, affedersiniz ama artık bu ne hukuk, ne guguk, bu soytarılık. Bir yandan siz döneceksiniz efendim, terörsüz Türkiye için katkı sağladı Ahmet Özer. Ahmet Özer terör bitsin diye yol gösterecek. Sonra burada Esenyurt Belediyesi'ne geri gitmesin diye 'Alt sınırdan verdik. Terör örgütü üyesi kabul ettik seni.' Ne için kabul ettiniz? Bugün burada yapılan iş sürece darbe girişimidir. Bu sürece darbe girişimidir. Mahkeme kendini, kendini atayanları, kendine yetki verenleri tekzip etmiştir. Türkiye'de hukuk güvenliğinin kimse için olmadığı bir kez daha ortaya çıkmıştır. Terör örgütü mensuplarıyla konuştun dedikleri kişiliklerle de para yolladın dediği bin 500 lira, bin 200 lira, üç bin lira salça parası, süpürge parası, kira parası, aidat parası bunların üstünden dinleyip böyle ispatlanıp da ondan sonra ceza vermek neyin nesi? Bunun kabul edilebilir bir tarafı yoktur. Bundan sonra Ahmet Özer CHP siyasetinde önemli bir yerdedir. Türkiye siyasetinde önemli bir yerdedir. Esenyurt'un da bizi yönetsin dediği kişi kendisidir. Biz o işi öyle ya da böyle bu kayyum işini orada bitireceğiz.

"KURULAN KUMPASLARIN ARTIK MİDE BULANDIRDIĞI BİR NOKTADAYIZ"

Diğer taraftan burada ziyaretlerde bulunduk. Farkında mısınız Gaziosmanpaşa Belediye Başkan'ımız sekiz aydır, Büyükçekmece Belediye Başkan'ımız sekiz aydır, Beyoğlu Belediye Başkan'ımız altı aydır, Şile Belediye Başkan'ımız altı buçuk aydır, Bayrampaşa Belediye Başkan'ımız dört buçuk aydır iddianame bekliyor. Gaziosmanpaşa Belediye Başkan'ını aldılar. Kasasından dolar çıktı dediler mühür çıktı. O günden beri neyle suçlanacak bekliyoruz. ‘Gaziosmanpaşa’yı yönetsin’ diye Hakan Bahçetepe’ye görev verilmiş, Meclis’te seçim yapıp AK Partili birini vekil seçtiler. ‘Gaziosmanpaşa’ya teşekkürler’ diyorlar. Orada başka bir soytarılık sürüyor. İddianameye yazacak şey bulamıyor, sekiz buçuk aydır iddianame bekleniyor. Şaka değil. İBB iddianamesinin altıncı ayında Türkiye’de yer yerinden oynuyordu. ‘İddianame nerede?’ diye. İddianameyi yazdığı gün tutamayacağından, Gaziosmanpaşa görevine dönecek, Tayyip Bey’in seçtiremediğini savcı eliyle seçtirmek için kurulan kumpasların artık mide bulandırdığı bir noktadayız. ‘Büyükçekmece Basketbol Takımı’na yardım edin’ demiş diye oradan suç icat ediyorlar Belediye Başkanı'mıza. Beyoğlu Belediye Başkanı'mızın kendi belediyesiyle ilgili hiçbir şey yok. ‘Eski görev yaptığı ile ilgili bir şey bulacağız’ diyorlar, bulamıyorlar. Orada da biliyorsunuz oylamalar kritikti diye böyle. ‘Nerede sayılar yakın? Şile’de sayılar yakın. Acaba iki kişiyi kandırırız, bir kişiyi satın alırız ve belediyeyi alır mıyız?’ diye. Utanmazlığın dikalasıyla karşı karşıyayız. Bunu bir kez daha söylüyoruz.

"RIZA AKPOLAT’TAN ZEYDAN KARALAR’A, HEPSİNİN TUTUKSUZ YARGILANMASI LAZIM"

Haftaya salı günü burada işte ‘Aziz İhsan Aktaş suç örgütü… ’700 yılla yargılanıyor suç örgütünün lideri, o dışarıda. Onun söylediklerine göre dört yılla yargılanan Zeydan Karalar içeride. İki yılla yargılananlar içeride. 700 yıl ile yargılanan dışarıda ki Rıza Akpolat’tan Zeydan Karalar’a, hepsinin tutuksuz yargılanması lazım. Deliller toplanmış, iddialarda bulunursun, yargılama olur. İddianame tel tel dökülüyor. Arkadaşlarımız kendi masumiyetlerini teker teker anlatacaklar. Ama bir yandan da örneğin Zeydan Karalar, cezayı verseler üst sınırdan bir gün yatarı kalmadı artık. Yatacak hali yok yani Zeydan Karalar’ın. Birçok arkadaşımızın; Adana’nın üç belediye başkanının da durumu, Kadir Başkan’ın da Oya Başkan’ın da durumları aynı. Akıl almaz şekilde gencecik kardeşlerimiz, gencecik evlatlarımız boşu boşuna burada tutuluyorlar. Şoförler tutuluyor, suçları yok. Çocuklar tutuluyor, suçları yok. Sırf baskı olsun diye. Ama bu sürecin sonunda, eninde sonunda her şey ortaya çıkacak ve bugünlerden mücadele edenler, direnenler ve birbirine güvenenler güçlü bir şekilde çıkacaklar.

"DEVLET BEY’E SESİNİ DÖRT AYIN SONUNDA DUYURABİLENLER DIŞARIYA ÇIKIYOR"

Bayrampaşa Belediye Başkanı'mıza ilişkin özel bir şey söyleyeyim. Dün kardeşini tutuklamışlardı. Sayın Hasan Mutlu, içeriye girmeden iki gece önce ‘Gel, AK Parti’ye katıl. Seni aldırtmayalım’ dediklerini, ‘Gel, Cumhur İttifakı’na geç. Seni aldırtmayalım’ dediklerini söylemiştik. Savcıya da söylemişti. Söyleyenler AK Parti’nin, MHP’nin il ve ilçe yöneticileriydi. Şimdi Bayrampaşa Belediye Başkanı'mızın eşine telefon açıp, eşinin telefonunda kaydı var. Varsa bir delikanlı savcı çağırsın, ‘Sana ‘AK Parti’ye geçersen seni çıkarırız’ diyenin kaydını bana ver’ desin. ‘AK Parti’ye geçmeye söz versin, Hasan Mutlu’yu dışarıya çıkaralım’ telefonu kayıt altında. Buradan bir kez daha hatırlatalım: Hasan Mutlu Bey içeriye girdiğinde onunla birlikte MHP İlçe Yöneticisi Yasin Sönmez ve babası Emin Sönmez de tutuklanmışlardı. Emin Sönmez şoktaydı, Devlet Bahçeli ile direkt telefonda konuşabilen biriydi. Demiş ki ona savcı ‘Hasan Mutlu’ya şu kadar milyon para verdim, dersen seni salarım.’ O da demiş ki ‘Nasıl iftira atayım?’ ‘İftira atmazsan kendin yatarsın’ demiş. İçeriden itiraz ediyordu, diyorduk ki ‘Belediye Başkanına iftira atmadım diye beni içeriye attılar. Devlet Bey beni duysun.’ Devlet Bey onu duymuş. Dört ay yattıktan sonra Emin Bey dışarıya çıkmış. Ama ‘İftira atarsan çıkarsın’ diyeni Devlet Bey çıkarmış, iftira atılmaya zorlanan kişi içeride yatıyor. Benim Belediye Başkanım. Bu kadar olmaz artık arkadaşlar. Bu olacak iş değildir. Düşünün ki Hasan Mutlu’ya iftira atanlar dışarıya çıkıyor bir de Devlet Bey’e sesini dört ayın sonunda duyurabilenler dışarıya çıkıyor. Bakın Devlet Bey kendisi Emin Sönmez ile konuşsun. Emin Sönmez’e savcının söylediği şey ‘Hasan Mutlu’ya at iftirayı, çıkarayım seni dışarıya.’ O iftirayı atmadan Devlet Bey kanalıyla çıkmış olabilir ama diğer iftira atanların durumu ortadadır.

"GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR"

Bir de son olarak Furkan Karabay kardeşim bir kez daha dördüncü kez halkı yanıltıcı bilgiyi yayma suçu, neymiş halkı yanıltıcı bilgi? İBB iddianamesindeki savcılardaki bilgi. Kardeşim bilgi yanıltıcıysa iddianameye niye koyuyorsun? İddianamede varsa, haber yapılmasına niye kızıyorsun? Yeteneksiz, beceriksiz, vasıfsız, tuhaf tuhaf adamların beceriksizlikleri parçalarından akıyor. Haber yapan gazeteciyi de kızıp kızıp içeri atıyorlar. Şimdi yine tutuklama talebiyle göndermişler. Gazetecilik suç değildir. Haber yapmak suç değildir. Furkan’la baş edemeyenlerin Furkan’a baş eğdireceklerini sanmaları da beyhudedir. Ahmet Özer’e geçmiş olsun diyoruz. Yarın Esenyurt‘ta mutlaka basına geniş bir değerlendirme yapacak. Dilek Hanım burada. Ekrem Bey’i ziyaret ettik. Birlikte biz bir büyük aile olarak hem CHP ailesi hem İstanbul İttifakı’nın, Esenyurt İttifakı’nın, Türkiye İttifakı’nın seçtikleri mensupları olarak dimdik ayaktayız. Bizi ne iftiralar, ne haysiyet suikastları, ne haysiyet cellatları asla ve asla yıldırmayacak. Biz yıkılmadık, yıkılmayacağız, ayaktayız. Bizi yıkıp iktidarlarını sürdüreceklerini sananlar eninde sonunda yıkılacaklar. AK Parti’nin kara düzenini de AK Toroslar çetesini de alt etmek boynumuzun borcudur. Bugün AK Toroslar, geçmişte ne yapıyorlarsa 1990’larda, bugün aynı şeyi yapmaya çalıştılar. Bir Kürt'ün kanına girdiler. Sadece Kürt olduğu için onu 'terörist' diye nitelendirdiler. Ona zulmetmeye çalıştılar. Ama AK Toroslar çetesine Türkiye 90’larda da teslim olmadı şimdi de teslim olmayacak."

Kaynak: ANKA