CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun serbest bırakılması ve erken seçim talebiyle başlattığı "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin 106'ncısı Sakarya'da yapıldı.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel mitingde ara seçim talebini yineleyerek "Sandık geliyor. Birileri gidiyor, birileri geliyor. Bir şeyin gidişi bu meydanlardan belli. Birilerinin gidişi, sokağa çıkamamalarından bir gün aranıza katılamamalarından, karşımıza çıkamamalarından belli." dedi. Özel, "Bir devir kapanıyor, yeni bir devir açılıyor. Bakan evlatlarının devri bitiyor, vatan evlatlarının devri geliyor." ifadelerini kullandı.

Özel, şunları söyledi:
“CUMHURİYET HALK PARTİSİ, İKTİDARA HAZIRDIR”
“Buradan Sakarya’ya sesleniyorum. Kötü yönetiyorlar, Cumhuriyet Halk Partisi iktidara hazırdır ve en iyisini hazırlayıp Sakarya’nın hizmetine, çiftçilerin hizmetine sunmaya hazırdır. Biz iktidarımızda planlı üretime geçeceğiz ve çiftçiye alım garantisi vereceğiz. Buradan açıkça söylüyorum. Havaalanı yapıyorlar, uçuş garantisi var. Otoban yaptırıyorlar, araç garantisi var. Köprü yaptırıyorlar, geçiş garantisi var. Hastane açıyorlar, tahlil garantisi, röntgen garantisi, hasta garantisi var. Ama çiftçiye gelince, hayvancıya gelince bir başına bırakıyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında çiftçi ne ekeceğini bilecek, kaça satacağını bilecek ve çiftçide süt üreticisinde alım garantisi olacak. Para babalarına, bankerlere, yandaşlara değil; garantiyi size, çiftçilere vereceğiz.”

“ERDOĞAN’DAN SADECE SANDIĞI İSTİYORUZ”
“Biliyorsunuz Tayyip Bey, çok yakından takip ediyorum mitingleri. Duymuştur ama duymadıysa söyleyeyim. Sakarya meydanı, hani bir zamanlar yüzde 65 aldığınız, bir zamanlar ‘kalemiz’ dediğiniz Sakarya meydanı, istifa diye inliyor, istifa diye. Tayyip Bey’den isteyebileceğiniz tek şey bu, istifa. Çok iyi yapıyorsunuz. Biz artık eskiden şunu söylüyorduk; ‘Zam yap’ diyorduk, ‘Şunu yap, şu tedbiri al’ diyorduk. Gördük ki kendi menfaatlerine olmayan hiçbir şeyi yapmıyorlar. Onun için biz artık ne Tayyip Bey’den ne AK Parti’den bir şey istiyoruz. Bir tek şey istiyoruz, seçim sandığını istiyoruz. Biz artık ne yapacağımızı söylüyoruz. Buradan bütün emeklilere söylüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında, hemen en başında en düşük emekli maaşı bir asgari ücret olacak. Kimse bunu zor, imkansız gibi düşünmesin. 3 Kasım 2002. Adalet ve Kalkınma Partisi geldiği gün, en düşük emekli maaşı bir buçuk asgari ücretli. Yani bugünkü hesapla 42 bin lira. Ama 20 bin lira veriyor. Kaldı ki asgari ücreti de 28 bin lira gibi kabul edilemez, düşük bir yerde tutuyor. Cumhuriyet Halk Partisi bugün iktidar olsa asgari ücret 39 bin lira, en düşük emekli maaşı 39 bin lira.”
“BİR DEVRİ KAPATMAYA, BİR DEVRİ AÇMAYA GELİYORUZ”
“Buradan sonra artık azla yetinmek, bir kredi kartından çekip öbürünü kapatmak, kira ödeyince kasaba, bakkala, manava borçlu kalmak, alışveriş yapınca kirayı ödeyememek yok. Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarında artık yoksullar için bütün dünyada olduğu gibi ucuz kiralık konut var. Herkesin gelirine göre vergi, herkesin gelirine göre kira var. Cumhuriyet Halk Partisi iktidara geldiğinde kiralık sosyal konut olacak. Herkesin gelirine göre kira olacak. İspanya’da Pedro Sanchez ve dünyada, Avrupa’da siyasi akrabalarımız ne yaptıysa hepsi olacak ve yoksulun, emeklinin, emekçinin ve halkın yüzü gülecek. Bir dönem kapanacak, bir dönem açılacak. Bir devri kapatmaya, bir devri açmaya hazır mısınız? Size söz veriyorum. Bu meydanda o enerjiyi görüyorum. Bir devir kapanıyor, yeni bir devir açılıyor. Bakan evlatlarının devri bitiyor, vatan evlatlarının devri geliyor. İşte bunun için, Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesi diye kimseyi arkada bırakmamaya, kimseyi yalnız bırakmamaya kararlıyız. Temel vatandaşlık geliri de olacak.”
“BİRİLERİNİN GİDİŞİ BU MEYDANLARDAN BELLİ”
“Sandık geliyor. Birileri gidiyor, birileri geliyor. Bir şeyin gidişi bu meydanlardan belli. Birilerinin gidişi, sokağa çıkamamalarından bir gün aranıza katılamamalarından, karşımıza çıkamamalarından belli. Anayasa ‘ara seçim’ diyor. Sekiz yer var. Yedi seçim bölgesi. Biri Can Atalay’ın Hatay’ı. Afyon, Kırıkkale, Adıyaman, bu tarafta Kocaeli, İstanbul birinci bölge. Bunların hepsinde son seçimde AK Parti önde. Şimdi diyoruz ki ‘Getir sandığı, millet söylesin sözü, sen etme artık gölge.’ Sandıktan kaçıyorlar. Sonuna kadar kovalayacağız. O sandık gelince işte böyle kimse geride kalmayacak. Hiçbir çocuk okula boş beslenme çantasıyla ya da bir kuru ekmekle, bir parça peynirle, bir yumurtayla gitmeyecek. Herkes okula dolu ve eşit bir beslenme çantasıyla gidecek. Öğlen okulda her öğrenciye aynı üç kap sıcak yemek verilecek. Bütün öğrencilere içilebilir, temiz okul suyu bedava olacak. Zil çalınca bir çocuk koşup parasıyla kana kana temiz su içerken, öbür çocuk gidip ağzını tuvalet musluğuna dayamayacak. Eğer böyle bir eşitsizliğe sessiz kalırsak, engel olamazsak bize de Allah iktidarı nasip etmesin. Bu haksızlığı yapanları da Allah bir gün daha iktidarda tutmasın. Cumhuriyet yurtlarıyla üniversite öğrencilerini kimsenin insafına bırakmayacak, hiçbir cemaatin kucağına itmeyeceğiz. Her mahalleye devlet kreşleri açacağız. Aynı belediyelerimizin açtıkları gibi. Kadınlar çocuklarını kreşe bırakabilecekler. Sosyal hayata, çalışma hayatına katılabilecekler. Eğer bir kadın bir sebeple evdeyse, çocuk bakmak, hasta, engelliye bakmak yüzünden ya da biz ona iş bulamadık diye. Evde kalan kadın bir başına kalmayacak. Ömrünü güvencesizliğe bırakmayacak, evdeki bütün kadınlara sigorta yaptıracağız ve emeklilik hakkı vereceğiz. Ayrıca okullara 100 bin öğretmen, 75 bin sağlık görevlisi, 65 bin uzman çavuş görevlendirerek okullarımızı güvenli, kapısındaki uyuşturucu belasından ya da zihnini oyunlarla, başka şeylerle eline silah almış çetelerle okulun önüne gelenlerden koruyacak. Asla ve asla okulda sağlık sorunu, temizlik sorunu, hijyen sorunu ve öğrenciler arasında eşitsizlik sorunu olmayacak.”
“HALKIN İKTİDARINI KURACAĞIZ”
“O yüzden, ev kadınına sosyal güvence… Vallahi dünyada bütün sol iktidarlar yapıyor bunu. En düşük emekli maaşı, asgari ücretin üstünde. Bunu yapmayanın vicdanı olmaz. Öğrenciye okulda yemek, su. Bunların hiçbirisi lüks değil, lütuf değil. Bunların hepsini söke söke alacağız. Lüks içinde yaşayanlara değil; bu meydana yağdıracağız. Şimdi buradan soruyorum, emeklilerle birlikte miyiz? Emekçilerle birlikte miyiz? Her yaştan gençler burada mı? Hep beraber mücadele edecek miyiz? Herkes şunu bilsin, emekli kurtulmadan esnaf kurtulmaz. Çiftçi kurtulmadan esnaf kurtulmaz. Memurlar rahat etmeden kimsenin vicdanı rahat etmez. Bu ülkede kimse, kimsenin rakibi değil. Omuz omuza vereceğiz, bu iktidarı değiştireceğiz, halkın iktidarını kuracağız. Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber ya hiçbirimiz.”
“İSTEDİKLERİ KADAR KAÇSINLAR, SEÇİM EN GEÇ İKİ YILA”
“Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu ülkeyi düze çıkarmak için üstümüze ne düşerse yaparız. Ama bir şeyi yapmayız. Sen böyle duracaksın, sonra ‘Bize el uzat, başını uzat’ diyeceksin. Boynumuzu veririz, boyun eğmeyiz. Bunun için vallahi geçen sene bu zamanlardı, 19 Mart darbesinin üstünden bir ay geçmişti. Dediler ki ‘Yaz geliyor, ne olacak?’ Dedik ki ‘Çarşamba akşamları İstanbul’da, her hafta sonu Anadolu’da bir meydanda Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingleri yapacağız.’ Dediler ki ‘Yaz gelir, sıcak olur. Öğrenciler okula gider, Sakaryalılar memlekete gider. İstanbul boşalır. Tokatlıyı, Sivaslıyı, Anadolu’dan geleni, öğrenciyi bulamazsın’ dediler. Her çarşamba İstanbul’da bir ilçede, gün geldi ‘AKP’nin kalesi’ dediği yerde hınca hınç doldurduk o meydanları. Hafta sonları iller sırada. Öyle gün oldu 46 derece sıcakta bir mitingde 16 kişi bayıldı ama bayılmadan meydanı bir kişi terk etmedi. Gün oldu; kış geldi, dolu yağdı. Tipi oldu, kar yağdı. Yağmur yağdı, paçalarımızdan aktı. Ama kimse karda - kışta Anadolu’da; bizi ne Konya’da ne Yozgat’ta, ne Mersin’de ne Sinop’ta, ne Antalya’da ne bugün Sakarya’da bu millet bu meydanları boşaltmadı, demokrasinin arkasından asla çekilmedi. İstedikleri kadar kaçsınlar, artık en çok iki yıl sonra bugün seçime kaldı iki pazar. Doğru mu? Bir yıl nasıl geçti gördünüz. Direnerek, mücadeleyle, omuz omuza, hep birlikte. Bir yıl daha geçecek, seçim yılına girilecek. O gün, bir yıl sonra bugün… En çok bir yıl, belki de seçime dört - beş ay kalmış olacak. O yüzden adım adım kurtuluşa yürüyoruz. Kendimizden eminiz. Arkadaşlarımız 12 metrekarelik hücrelerinde yerin yedi kat üstündeler. Birileri bin 500 odalı sarayda yerin yedi kat dibindeler. Kendimize güveniyor muyuz? Bu seçimleri alacak mıyız? O taraf, dışarısı bu seçimlerde birlikte miyiz? Sakarya’nın bütün demokratlarına sesleniyorum. Bu seçim Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçimi değildir. Bugüne kadar bir maç yaptık, sahaya çıktık, Tayyip Bey gol attı, sevindi. AK Parti maçı kazandı, sevindi. 47 yıl sonra gittik bir maç yaptık, golü attık, maçı kazandık. Tayyip Bey geldi, topu aldı, eve götürmeye çalışıyor. ‘Topu keseceğim, başkasına oynatmam’ diyor. Atatürk’ten emanet sandığı kimseye kaptıracak mıyız? Seçim sandığına ulaşacak mıyız? O sandıkta bu iktidarı değiştirecek miyiz? Hazır mısınız? Hep beraber yürüyecek miyiz? Hep beraber yürüyecek miyiz? O zaman hadi bakalım yolunuz açık olsun, yolunuz açık olsun. Yürüyelim arkadaşlar.”




