ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, küresel piyasalarda enerji krizini derinleştirirken Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin aksaması petrolden üretilen plastik ve petrokimya ürünlerinde tedarik sorunlarını tetikledi. Otomotivden gıdaya, tekstilden beyaz eşyaya kadar pek çok ürünün hammaddesi olan bu malzemelerde fiyat artışı ve erişim sıkıntısı kapıda görünüyor.
NE AKARYAKIT NE DOĞALGAZ! EN ÇOK O ZAMLANDI
İran savaşında tırmanan gerilim ve lojistik hatlardaki tıkanıklıklar, sanayinin temel taşı olan polimer hammaddelerine erişimi imkansız hale getirirken; tedarikçilerin üst üste "mücbir sebep" ilan ederek siparişleri iptal etmesi, üretim bantlarının durma riskini beraberinde getirdi.
Ekonomim’den Aysel Yücel’in haberine göre, mart ayı itibarıyla küresel hammadde piyasalarında yapısal arz fazlası dönemi kapanırken yerini panik kaynaklı bir kıtlık sürecine bıraktı.
Polipropilen (PP) ve polietilen (PE) gibi temel plastik girdilerinde fiyatlar bir hafta gibi kısa bir sürede %20’lerden %40 bandına fırladı. Bazı tedarikçilerin aynı hafta içinde defalarca zam yaptığı, pek çok firmanın ise elindeki ürünü satmak yerine beklemeyi tercih ettiği belirtiliyor.
Krizin derinleşmesindeki ana unsurlardan biri, Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) merkezli dev üreticilerin lojistik ve sigorta sorunlarını gerekçe göstererek sevkiyatları askıya alması oldu. Japon kimya devleri Mitsubishi ve Mitsui’nin üretim düşürmek zorunda kaldığı bu dönemde, nakliye maliyetleri de ton başına 100 dolara varan ek yükler oluşturmaya başladı.
A'DAN Z'YE FİYATLAR ARTACAK
Türkiye’nin en önemli hammadde kaynağının Orta Doğu olması, yerli üreticinin karşı karşıya olduğu risk potansiyelini ikiye katlıyor.
Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Başkanı Yavuz Eroğlu, plastiğin artık sadece ambalajda değil, otomotivden beyaz eşyaya, elektronikten tekstile kadar her sektörün temel girdisi olduğunu ifade ederek, alternatifi olmayan bu ürün grubundaki sıkıntının Türkiye’nin tüm değer zincirini tehdit ettiğini ve piyasada tam bir belirsizliğin hakim olduğunu vurguladı.
"Plastik artık sadece ambalaj değil; otomotivden beyaza eşyaya, elektronikten tekstile kadar her sektörün temel girdisi. Alternatifi olmayan bir ürün grubunda yaşanan bu sıkıntı, Türkiye’nin bütün değer zincirine yansıyacak. Şu an piyasada önümüzü göremiyoruz, tam bir sis bulutu hakim."
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclis Üyesi Gökhan Can ise sanayicileri en çok zorlayan konunun sipariş iptalleri olduğuna dikkat çekerek, ithalatçı firmaların "mücbir sebep" ilan ederek çekilmelerinin büyük bir krize işaret ettiğini belirtti.
Can, bugün bölgedeki savaş sona erse bile hammadde akışının normale dönmesinin en az 90 gün süreceğini ifade etti. Ayrıca Türkiye'nin, yüksek fiyat veren diğer pazarların gerisinde kalması nedeniyle tedarik sırasında arkaya itildiğini ve bu sürecin uzamasının üretim üzerinde çok ağır bir darbe yaratacağı uyarısında bulundu.
"Bugün savaş bitse bile hammadde akışının normale dönmesi en az 90 gün sürer. Türkiye, yüksek fiyat veren pazarların gerisinde kaldığı için tedarik sırasında arkaya itiliyor. Bu süreç uzarsa üretim çok ağır bir darbe alır"





