TOKİ’nin Menemen’deki 15 bin konutluk Doğaköy projesine verilen Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) olumlu raporuna karşı bölge halkı dava adımı attı.

TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi, ÇED’i yargıya taşıyan bölge halkının yanında olduklarını açıklarken projeye ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Projede temel planlama sorununun sürdüğüne işaret eden ŞPO, kurum izinleri dahil yasal planlama çalışması yürütülmeden Mart’ta başlanan inşaat faaliyetlerinin derhal durdurulmasını istedi.

ŞPO, açıklamasında “Üst ölçek plan kararlarında "Tarım Arazisi" ve "Çayır-Mera" vasfında kalan; alt ölçek imar planları bulunmayan proje alanında kurum izinleri de dahil olmak üzere herhangi bir planlama çalışması yürütülmeden Mart ayı itibariyle inşaat faaliyetleri başlamıştır. TOKİ projesi derhal durdurulmalıdır!” dedi.

“MEVZUATA AYKIRI BİR İŞLEM”

ŞPO, açıklamasında projenin mevzuata aykırı olduğuna işaret etti:

Kamuoyuna yansıyan bilgiler ve yargı sürecine konu teknik değerlendirmeler, proje alanına ilişkin temel planlama sorunlarının devam ettiğini göstermektedir. ÇED Olumlu kararı, bir projenin doğrudan uygulanmasına imkân veren tek başına yeterli bir idari işlem değildir. Bu ölçekte bir yerleşimin hayata geçirilebilmesi; üst ölçekli planlardan başlayarak nazım ve uygulama imar planlarına kadar uzanan planlama sürecinin, şehircilik ilkeleri ve ilgili mevzuata uygun şekilde tamamlanmasını gerektirir. Ancak söz konusu proje ile, bölgenin üst ölçek plan kararları, doğal ve arkeolojik miras niteliği, bölge halkının talepleri yok sayılarak şehircilik ilkeleri ve ilgili mevzuata aykırı bir işlem tahsis edilmektedir.

“ARAZİ TARIM ALANI OLARAK BELİRLENMİŞ”

Söz konusu bölgenin tarım alanı ve mera olarak kullanıldığına işaret eden ŞPO, imar planlarının dahi uyarlanmadığına ifade etti:

Üst ölçek plan kararlarında "Tarım Arazisi" ve "Çayır-Mera" vasfında kalan; alt ölçek imar planları bulunmayan proje alanında kurum izinleri de dahil olmak üzere herhangi bir planlama çalışması yürütülmeden Mart ayı itibariyle inşaat faaliyetleri başlamış olup; şubemiz tarafından 04.03.2026 tarihinde Bakanlığın ilgili tüm birimlerinden bilgi/belge talebinde bulunulmuştur. Proje alanında, yürürlükteki 1/100.000 ölçekli İzmir-Manisa Çevre Düzeni Planı'nda "Tarım Arazisi" ve "Çayır-Mera", 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı'nda ise "Tarım Alanı" kullanım kararında yer almaktadır. Üst ölçekli plan kararları değiştirilmeden bu büyüklükte bir konut alanının projelendirilmesi planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırıdır.

CHP'li Bayır: Oğlumun gözaltına alınması siyasi bir kurgunun parçası
CHP'li Bayır: Oğlumun gözaltına alınması siyasi bir kurgunun parçası
İçeriği Görüntüle

“TAŞKIN RİSKİ ÖNLENMEDEN YAPILAŞMAYA AÇILAMAZ"

ŞPO, açıklamasında proje alanında taşkın riskine karşı gereken önlemlerin alınmadığına işaret etti:

İlgili kurum görüşlerinde; Tarım arazilerinde gerekli izinler alınmadan uygulamaya geçilemeyeceği, Mera vasfı kaldırılmadan yapılaşmaya izin verilemeyeceği, Taşkın riski nedeniyle gerekli mühendislik önlemleri alınmadan yapılaşmanın mümkün olmadığı, açıkça belirtilmiştir.

Bunun yanında proje alanının bir bölümü, İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 17.12.2025 tarih ve 23408 sayılı kararıyla 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edilmiştir. Söz konusu kurul kararı proje alanındaki planlama ve uygulama süreçlerinde dikkate alınması gereken temel hukuki eşiklerden birini oluşturmakta ve tek başına "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptalini gerektirmektedir.

“UYGULAMADAN VAZGEÇİLMELİ”

ŞPO, 15 bin konut planının afet riski gibi kritik değerlendirmeler olmadan ÇED raporuyla geçiştirilemeyeceğini vurguladı:

TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi olarak bir kez daha vurguluyoruz: Yaklaşık 15 bin konutluk bir yerleşim projesi, yalnızca ÇED süreci üzerinden değerlendirilemez. Üst ölçek plan kararları, doğal ve kültürel eşikler, afet riskleri, tarımsal üretim alanları, teknik ve sosyal altyapı kapasitesi ile kamu yararı birlikte ele alınmalıdır.

Kentler yalnızca konut üretim alanları değildir. Kentler; doğal kaynakları, tarım alanları, kültürel mirası ve yaşam çevresiyle birlikte planlanması gereken yaşayan, bütüncül sistemlerdir.

Menemen Doğaköy TOKİ Projesi ile şehircilik ilkeleri ve kamu yararı yok sayılmakta; bölgedeki konut inşaatını başlatan uygulamalar başlı başına hukuka aykırılık içermektedir. Bu anlayışın kentimizde geri dönülmesi mümkün olmayan zararlara neden olacağı açık olup, bu uygulamadan vazgeçilmesi gerekmektedir.

TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi olarak hukuka aykırı yürütülen bu işlemin takipçisi olacağız.

Kaynak: BASIN BÜLTENİ