Küresel piyasalarda haftanın açılışı, Orta Doğu kaynaklı jeopolitik risklerin yeniden yükselişe geçebileceği kaygılarıyla temkinli bir havada gerçekleşti. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın tam anlamıyla yeniden işler hale gelmesine yönelik net bir uzlaşının sağlanamaması, yatırımcıların risk iştahını baskılıyor.
ABD, İsrail ve İran arasında çatışmaları tamamen sona erdirecek somut bir mutabakatın halen ortaya çıkmaması, piyasalarda “güvenli liman” arayışını canlı tutuyor. 8 Nisan’da ilan edilen ateşkese rağmen taraflardan gelen sert açıklamalar, bölgede tansiyonun yeniden yükselebileceği endişelerini artırıyor.
ABD Başkanı Donald Trump da İran’a yönelik sert mesajlar vererek Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı konusunda hızlı adım atması gerektiğini söyledi. Trump’ın açıklamaları, enerji arzına ilişkin kaygıları daha da derinleştirdi.
Boğazdaki tanker trafiğinin tam kapasiteye ulaşamaması ve sigorta maliyetlerindeki yükseliş, küresel enerji piyasasında arz endişelerini gündemde tutuyor. Bu gelişmelerin etkisiyle petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü hareket hız kazanırken, enerji maliyetlerindeki artışın küresel enflasyon üzerindeki baskıyı güçlendirdiği değerlendiriliyor.
Artan fiyat baskıları nedeniyle merkez bankalarının para politikalarında daha sıkı bir duruş sergileyeceği beklentisi güç kazanıyor. ABD’de açıklanan son üretici enflasyonu verileri de bu beklentileri destekledi. Piyasalarda, daha önce Fed’den yıl içinde faiz indirimi beklenirken artık yılın son toplantılarında faiz artırımı ihtimali konuşulmaya başlandı.
Tahvil piyasalarında da dikkat çeken hareketler yaşandı. ABD’nin uzun vadeli tahvil getirileri son yılların en yüksek seviyelerine yaklaşırken, 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,63 seviyesine çıktı. Analistler, uzun vadeli faizlerdeki yükselişin piyasaların kalıcı yüksek enflasyon senaryosunu fiyatladığını gösterdiğini ifade ediyor.
Öte yandan Washington yönetimi, Trump’ın Çin temasları sonrası ekonomik başlıklarda önemli ilerlemeler sağlandığını duyurdu. Çin’in nadir toprak elementleri ve kritik mineraller konusunda ABD’nin tedarik zinciri endişelerini gidermeye yönelik adımlar atacağı belirtilirken, Pekin yönetiminin Amerikan yapımı 200 Boeing uçağının alımına onay verdiği açıklandı. Ayrıca Çin’in önümüzdeki yıllarda ABD tarım ürünlerinden yıllık en az 17 milyar dolarlık alım yapacağı bildirildi.
Küresel risk algısındaki değişim emtia piyasalarında da etkisini gösterdi. Altının ons fiyatı önceki sert düşüşün ardından yeni haftada sınırlı yükselişle 4 bin 545 dolar seviyesinde işlem görürken, Brent petrolün varil fiyatı yüzde 1’in üzerinde artışla 107 doların üzerine çıktı.
ABD endeks vadeli kontratları haftaya negatif başlarken, yatırımcıların odağında bu hafta açıklanacak Fed toplantı tutanakları ile Nvidia’nın finansal sonuçları bulunuyor. Özellikle yapay zeka temalı hisseler açısından Nvidia bilançosunun piyasaların yönü üzerinde belirleyici olabileceği belirtiliyor.
Avrupa tarafında ise enerji maliyetlerinin yüksek seyri ve İngiltere’de siyasi belirsizlik ihtimali öne çıkıyor. Piyasalarda Avrupa Merkez Bankası’nın yıl sonuna kadar faiz artırımlarını sürdürebileceği beklentisi korunurken, bu hafta açıklanacak enflasyon verileri yakından izlenecek.
Asya piyasalarında genel olarak negatif bir görünüm hâkim oldu. Çin’de açıklanan sanayi üretimi ve perakende satış verilerinin beklentilerin altında kalması, ekonomik toparlanmaya ilişkin soru işaretlerini artırdı. Buna karşın Güney Kore piyasaları, yapay zeka ve çip sektörüne yönelik güçlü talep beklentileri sayesinde pozitif ayrıştı.
Yurt içinde ise Borsa İstanbul’da satış baskısı etkili oldu. BIST 100 endeksi haftanın son işlem gününü yüzde 1,89 kayıpla 14.367 puandan tamamladı. Dolar/TL kuru yeni haftaya yükselişle başlarken, piyasaların odağında bugün açıklanacak tüketici güven endeksi ve işsizlik verileri yer alıyor.
Analistler teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.500 ve 14.400 puan seviyelerini destek, 14.700 ve 14.800 seviyelerini ise direnç noktaları olarak değerlendiriyor.




