'Sessizlik susmak değildir'

Pantomim sanatının Izmir'deki önemli temsilcisi İlker Kılıçer ile sanatı ve tecrübeleri üzerine sohbet ettik.

KÜLTÜR SANAT 12.12.2019, 09:30
'Sessizlik susmak değildir'

İZ GAZETE - Pantomim sanatının İzmir'deki önemli temsilcisi İlker Kılıçer, İz Gazete Agon ekibine sanatı ve tecrübeleri üzerine önemli açıklamalarda bulundu.Kılıçer,pantomimin şiirsel bir anlatı biçimi olduğunu kaydetti.

Uzun zamandır pantomim sanatı ile uğraşıyorsunuz. Bugün için gösterilen ilgiyi nasıl yorumlarsınız?

Çocuklar açısından soracak olursanız izleyen her çocuğun ufkunda, imge dünyasında, hayal gücünde yeni kapılar açıyor. Kendini ifade etme icrasının yeni ve etkileyici tarafını görüyor. Oyunumu 12 yaşında çocukken izleyen, bugün 19 yaşına varan genç, hala unutamadığını söyleyebiliyor. Öğrenmek istiyorlar. Ne yazık ki ki İzmir’de bunun atılımını yapmak zor. Yetişkinler için de aynı şeyi söyleyebilirim. İzmir’de pantomim seyircisi oluşturmaya çalışıyorum ve bunun karşılığını alıyorum. 25 ekimde prömiyerini yaptığım yetişkin Pantomim oyunumu dopdolu bir sahnede oynadım.Bu da bana yeni şeyler için iyi bir teşvik oldu. Ayrıca Türkiye’de ne yazık ki Pantomim seyircisi yok denecek kadar az. Büyük uğraşlar gerekiyor. Hakkını vererek oynanırsa nerede olursa olsun büyük ilgi görüyor.

Bugüne kadar pantomim sanatına uzak kalmış okurlarımıza ne söylemek istersiniz? İzlediklerinde nasıl bir tecrübe yaşayacaklar?

Pantomim oldukça şiirsel bir anlatı.Yokluğun varsıllığı. Şimdiye kadar beğenmediğini söyleyen bir kişi bile çıkmadı. “Anlamadım ama çok sevdim” diyenler de vardı.Onlar aynı oyunu bu sefer anlamak için ikinci kez izlediler.Hiç izlemeyenler geç kalmış diyemem. Her başlangıç geç kalınmışlıklara da bir erkenliktir.. Örneğin ben varım ve sürekli bir oluş halindeyim. Küçük bir çabayla karşılaşabiliriz. Görecekleri en temel nokta, bedenin sanatsal izdüşümü ve sessizliğin sesi.Kör bir seyircim izledi prömiyerde. Sordum “anlayabildin mi?” diye. “bedenindeki rüzgardan, ter kokundan ve ayak seslerinden anladım hikayeyi ve çok sevdim” dedi. Sonra kendime şöyle bir seslendim : “iyi ki mim !”

Sizin başlamanız nasıl oldu?

Çocukluğumdan beri sessiz, sakin bir insandım. İlkokul 3’te kürsüde ant okuyamadığım için idareden sol yanağıma yediğim sert tokat, okul denen hizaya getirme merkezlerinin nasıl bir hiyerarşik yapılanma olduğunu gösterdi bana. Nefret ettim okuldan ki o sene sınıfta kaldım devamsızlıktan. Dışlandım, ötekileştirildim. Çünkü ant ve marş okuyamayacak kadar beceriksizdim. Oyunlara bile alınmadım. Bu travmadan sonra içe çöküş yaşadım. Bütün bir okul hayatım berbat geçti. Zar zor liseyi bitirdim. Sessizliklerim, suskunluklarım öyle bir birikti ki…Edebiyata, şiire tutkunluğum, tiyatroya dalış ve sahne deneyimleri derken, işte o biriken tüm suskularım karşılaştığım Pantomim sanatıyla gürültülendi. Marcel Marceo’nun izlediğim mim temsili beni bu sanata tastamam yaklaştırdı. Uzun yıllar öğrenmek için bedenimle uğraştım. O gün bugündür 15 yıl geçti.

Ne gibi zorluk ve sıkıntılarla karşılaşıyorsunuz?

Daha çok ekonomik zorluklar yaşıyorum. Pantomim yaparak ekonomik bir istikrar yakalamak pek mümkün olmasa da çabamı hiç bırakmadım bırakmıyorum. Organizasyon firmalarının sanatı tüccar mantığıyla alaşağı etmesi, beni de etkiliyor. Sadece makyaj ve kostümle açılışlarda boy gösteren, mağaza önlerinde el ilanları dağıtan, ya da bir iki dakikalık elleriyle duvar yapıp durmadan çiçek koparıp seyirciye veren sözüm ona pantomimciler piyasaya sürülünce ne yazık ki hiç karşılaşmamış bir insan orada gördüğünü Pantomim zannediyor. Bu algıyla mücadele ediyorum. Öyle telefonlar geliyor ki “deve güreşi festivalinde pantomim yapar mısınız ?” diyeninden “ Pantomimci arıyoruz ama bir şey yapmanıza gerek yok, orada durmanız yeterli” diyenine kadar. İzmir’de ne yazık ki iyi bir yalnızım. Türkiye dışında farklı ülkelerde 14 Uluslararası Tiyatro Festivali’nde 27 kez sahne aldım. Davet aldığım Uluslararası Tiyatro festivallerinde şehrimi en iyi şekilde temsil ettim. UNESCO Dünya Mim Enstitüsü Resmi Üyelik Sertifikası alan Türkiye’deki ilk ve tek kişiyim. Ama İzmir belediyeleri bunu görmüyor ya da önemsemiyor. Bu yaşadıklarımla herhangi bir Avrupa ülkesinde olsaydım emin olun böyle sıkıntılar yaşamaz ve her türlü imkan sağlanırdı. İzmir’de sahne bulamıyorum. Ya Mim temsili yapılamayacak kadar olumsuz koşullara sahip ya da kiralama bedeli çok pahalı. Sevdiğim bir sahne var.O da sivil toplum örgütleri tarafından ya toplantı için ya da sunumlar için tarihleri doldurulmuş.

Üretim süreciniz nasıl ilerliyor, özellikle dikkat ettiğiniz konular oluyor mu?

Yaşadığım coğrafya sıkıntı açısından o kadar zengin ki, ekstra bir oyun yazmama bazen gerek bile kalmıyor. Hayvan sömürüsü, Homofobik algı ve işleyişler, erkek egemen toplumu, militarizm, tüketim ilişkileri, makineleşen bedenler, kendine yabancılaşma, yoksulluk… Daha çok bunlar üzerinde temellendiriyorum oyunlarımı, Oyun taslağını oluşturduktan sonra dramaturgumla uzun bir çalışma temposuna giriyoruz. Bir oyun için aylarca kapandığım oluyor.

Yakın zamanda bir performansınız olacak mı?

14 Aralık Cumartesi Saat 20:00’de İzmir Alsancak ESA MEKAN’DA “kendisizler” isimli yetişkin Pantomim oyunum var. Kontenjan 50 kişi ile sınırlı olduğu için gelmek isteyenlerin rezerve etmeleri gerekiyor. Rezervasyon no : 0541 733 55 29

Okurlarımız sizi nereden takip edebilirler?

Aşağıdaki sosyal medya hesaplarımdan yaptığım çalışmaları ve güncel afişleri görebilirler.

Instagram : ilker_kilicer

Facebook : ilker.kilicer

E-mail : ilkerkilicerpantomim@gmail.com

Yorumlar (0)
banner96
banner177
açık
Günün Karikatürü Tümü
Anket Tümü
İstanbul hezimetinin ardından AKP iktidarı erken seçime gider mi?