İspanyol şair İstanbul ve Mudanya'yı şiirleştirdi! Kitabı BİZ'den çıktı

İspanyol şair Verònica Guell Fernández, yazma serüvenin başlangıcını İz Gazete’ye anlattı. Fernández röportajında Türkiye’yi çok sevdiğini ifade ederken, İzmir’e mutlaka gelmek istediğini belirtti.

KÜLTÜR SANAT 15.01.2021, 09:28
İspanyol şair İstanbul ve Mudanya'yı şiirleştirdi! Kitabı BİZ'den çıktı

SELDA KARTAL/ İZ GAZETE- İtalya’da yaşayan İspanyol asıllı Verònica Guell Fernández, İz Gazete ile bir röportaj gerçekleştirdi. Yazma serüvenini ince detaylarıyla anlatan İspanyol şair, Türkiye’yi çok sevdiğini ifade etti. 30 Ekim İzmir depremine çok üzüldüğünü ayrıca ifade eden Fernández, çıkarttığı kitabının satılması takdirde, kitabın bütün geliri veya büyük bir bölümünü, İzmir’deki yıkımı onarma adına harcayacağını aktardı.

Öncelikle bize biraz kendinizden ve ilk olarak ne zaman yazmaya başladığınızdan söz eder misiniz?

İtalya’da oturuyorum ama gerçekte yarı Katalonya’lı yarı Endülüs’lü bir İspanyolum. 80’li yılların İspanya’sının kuzey-doğusunda, bir işçi ailesinde büyüdüm. Yerleşim yerimin adı El Pla de Santa Maria, Tarragona ilinin sevimli küçük bir kasabası. Güzel Akdeniz’in sularının ıslattığı bir il.

Mutlu bir çocukluğum oldu ve gençliğim sorunsuz geçti. Tam 16-17 yaşlarımdayken, lisede, bir şeyler yazmaya başladım ve bölge çapında birkaç küçük ödül kazandım. Ancak gerek coşkum, gerek yazı yazmam kısa sürdü. Üniversite’nin ilk yıllarında, Fransız Edebiyatı öğretim üyesi hocam yazmamı sürdürmem için beni yüreklendirmeye çalıştı ama başarılı olamadı. İkisi de (coşku ve yazı) geçen 2018/2019 yıllarında, İstanbul’a ve Mudanya’ya yaptığım üç yolculuğumda, bana geri geldi. Türkiye bende bir şeyleri eyleme geçirdi.

Şiirlerinizin kitaplaşması sürecinden biraz söz eder misiniz? Şiirlerinizi yayımlamaya nasıl karar verdiniz?

Şiirlerimden kimilerinin İtalya’da birkaç yazın yarışmasında tanıtılıp bir takım iyi sonuç almasından sonra içimde doğan dürtü, bende hep düşlediğim kitabın kıvılcımını uyandırdı.

Benim dizelerim iki Türkiye kentinden söz ettiği için, bunlarla ilgili yapıtın “kesinlikle” ülkenizde yayımlanmasını istiyordum.

Şiir kitabınızda sizi en çok etkileyen, yazarken duygulandığınız, şiiriniz hangisi?

“Kadıköy’de ayakkabı boyacısı“ beni her okuduğumda etkiliyor çünkü onu bir solukta yazdım.

Kadıköy iskelesine geldiğim sırada geçenlerin ayakkabılarını temizleyen bir bey gördüm ve başladım, onu izleyerek, onu yerin bütünlüğüne saran sözleri usumda bir araya getirmeye. Kadıköy olağanüstü bir yer. İstanbul’a geri geldiğimde, bir başka yolculuğumda, gizlice bu genç beye imrenerek bakmaya gittim. Yeniden dönmeyi de umuyorum.

Ayrıca, “Mudanya, kumsal”ını da çok seviyorum çünkü şiirin sözlerini gözden geçirince, o haziranın öğleden sonrasında, Mütareke Evi’nin yakınlarında bulunan küçük kumsaldan gözlerime gelen, denizle gökyüzü arasındaki o parlak mavi ve gök rengi tonları, aklıma geri geliyor.

Marmara ve o an, eksiksizdi. Mudanya güzel bir yer.

Mano nella mano con il Mare (Denizle El Ele). Yapıtınıza bu adı vermenizin özel bir nedeni var mı?

Evet. Hem Mudanya hem İstanbul denizle atbaşı gidiyorlar. Benim için iki kentin de ona kesin gereksinimi var, sağlıklı bir bağımlılığı.

5. Bu kitabınızı yazarken esin kaynağınız neydi?

1. Aşırı sevdiğim bir şey olan deniz.

2. Her iki kentte yolda gördüğüm kişiler. Denizle kişiler, iki, tek varsıllık.

İlerde başka bir şiir kitabı yazmayı düşünüyor musunuz?

Evet ve umarım yalnız bir tek değil. Covid-19 salgınının biraz düzelmesini diliyorum Türkiye’ye yeniden yolculuk yapabilmek için; yolculuk yapmazsam yazamıyorum. Zamanla, çok bölgesini doğrudan gidip görüp yaşamak. Taşınsam daha kolay olur!

Daha önce Türkiye’yi gezip görmeniz sırasında sizi etkileyen bir anınızı anlatır mısınız?

Gerçekte beni etkilemeyen hiçbir şey olmadı. Yerlerin Renklerini derim (özellikle büyük R ile söylüyorum). İstanbul kentinde ve Mudanya kentinde, orada burada bulunan, doğanın canlı renklerinden çıkıp -hepsi pırıl pırıl gökyüzünün altında olan, kimi çiçeklerin ateş kırmızısından, bahçelerin parlak yeşilinden, denizin mavisinden söz ediyorum- sağda solda saçılmış biraz gri ve sönük, benim için şiirin kendisi olan, üzüntünün renklerine varan renkler.

...

Mudanya’yı çok sevdiğinizi biliyoruz, bunun bir özel nedeni var mı?

Onu görür görmez şunu düşündüm: “Mudanya’ya hemen yaşamaya gelirim!”.

Onu çok güzel buluyorum.

...

Mudanya ile ilgili bir anınızı anlatır mısınız?

Birilerinden, neyle ilgili olursa olsun bilgi istediğimde, bir adresle ilgili olsun akşam yemeği için bir balıkla ilgili olsun, Mütareke Evi Müzesi ile ilgili olsun, insanların inceliği beni duygulandırıyordu. Bir dondurma istediğimi anımsıyorum ve bir baya onu nerede bulabileceğimi sordum; o saatte nerede bulabileceğimi başkalarına da sormak için dört döndü, belki saat ve gün açısından o kadar kolay değildi, sonunda dondurmanın önüne kadar beni götürdü. Küçük bir davranış gibi gelebilir ama değil. Bilmediğini söyleyebilirdi ama benim için zamanını harcadı.

...

Türkiye’de özellikle genç yazarlardan sevdiğiniz bir yazar var mı? ( Genç yazarlardan yoksa bildiğiniz ve sevdiğiniz yazarlardan birkaç söyler misiniz?

Geri bir adım atmam ve Türkçe’yi okumakta olduğumu ve çok sevdiğimi söylemem gerek. Yavaş yavaş ilerliyorum.

Edebiyatınızla ilgili çok az bilgim var ama çok merak ediyorum.

Geçmişten yazarlar: Nâzim Hikmet’in ağzının içine bakıyorum; Özdemir Asaf ve Cemal Süreya’nın dizelerinin arasında kendimi yitirmeyi seviyorum ve arada Mevlana’nın tadını çıkarıyorum.

Genç ve günümüzün yazarları: Orhan Pamuk’un yazısına tümüyle aşığım. Sözleri ard arda yerleştirişi beni kendimden geçiriyor. Ayrıca, İzmir doğumlu olan, Serdar Özkan’ı okumayı seviyorum, onun Kayıp Gül’ü olağanüstü.

...

Türkiye’ye geldiğiniz de hangi kentleri gezip görmek istersiniz?

Tümünü gezmek isterim, yavaş yavaş ve başka kitaplar için notlar almak isterim. Bunun için zaman gerek.

İzmir’den başlarım, Biz Kitap’a olan sevgi ve sağol demek gibi belli nedenlerden dolayı ama gerçekte Ege’ye bakan ve adı çok güzel olan bu kenti tanımak ve gezmek istediğim için.

Sonra Kapadokya, Ürgüp’e (Nevşehir) doğru devam ederim. Orada Doğan Mehmet Bedir ve ailesiyle buluşmayı dört gözle bekliyorum. Mehmet Kapadokya’sıyla ilgili bana her yazdığında, o kadar sevgi ve saygı katıyor ki, o Toprakları kucaklama isteği bende çok güçlü. Mehmet ile ailesi çok güzel bir oteli işletiyor, Taru Cave Suites; ben de orada konaklamayı umuyorum, büyülü bir bölge ve otele benziyor. Mehmet çok özel ve bir anlamda bu kitabımın girişiminde bana güç, destek olarak katkıda bulundu. Ona bir “Gönülden sağolsun!” diyorum.

Ürgüp’ten Konya’ya doğru giderim ve sonra Akdeniz’e doğru Antalya ve Kaş’a.

Karadeniz’de Samsun veya Trabzon ve Rize’de Gürcistan sınırında da yazmak isterim.

Eski kalıntılarıyla vadilerin kendiliğinden konuştuğu gibi gelen, Kars ve Erzurum’a doğru inmek isterim.

Adana’yı, Gaziantep’i, Diyarbakır’ı da gözardı edemem.

Kısacası biraz her şeyi, şimdi çok kenti unutuyorum ve belki herşeyi yapamam ama sorunuza karşılığım Türkiye’de çok kenti görmek istediğim, benim esin kaynağım. Belki gereksiz gelecek ama Mudanya’ya ve İstanbul’a dönmem gerek, Mudanya bir çeşit “işlenmiş değerli maden”, İstanbul kentler kenti, içine girer ve orada yıkılıyorsun, onsuz duramıyorsun. Yeniden söylüyorum ama er ya da geç sizin oraya taşınmakla iyi ederim!

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Çok şey! Ben her zaman ve çok konuşurum. Ama bu güzel görüşmeyi 5 noktaya değinerek bitirmek isterim:

1. Yeniden ve yine Selda Kartal ve Biz Kitap’a bu fırsat için sağol diyorum. Sizi gönlümde saklıyorum.

2. Kitabımın çevirmeni, Damla Tanış hocaya da yine sağol diyorum; beni anlamanız için, size beni götüren bağlantı O’dur; başka zamanlarda da dedim ama Damla, görünmeden, benim yazımı kitaptan bir minyatürlü elyazısına dönüştürüyor çünkü sözleriyle, benimkiler, akıldaki resimler ve güzellikle süslü kenarlarla zengileşiyor.

3. Bütün insanlara hep saygı bakışıyla yazmaya çalıştım.

4. Geçen 30/10/2020 günü İzmir kentini yıkan korkunç bir deprem oldu. Kentin herkesin yardımına yıllarca gereksinimi olacak, yavaş yavaş, yıkılan yapıları yeniden yapmak ve kendini “onarma”ya çalışması için. İşte kitap satılırsa (ve şu noktada bunu umuyorum!!) yayınevinin izniyle bütün geliri veya büyük bir bölümünü, onarım ve bu yıkımın kurbanlarına yardım etmek için, vermek isterim. Kuşkusuz bu yapılacak en doğru şeydir.

5. Türkiye’de birileri kitabımın Orhan Pamuk’a ulaşmasını sağlayabilir mi?

Bu görüşme için sağ olun, sizin için kitabımla birlikte biraz daha büyüdüm.

Yorumlar (0)
Günün Karikatürü Tümü
banner96
banner178
16°
açık
Anket Tümü
Sizce Türkiye'nin en önemli ana gündemi ne olmalı?