Fikirler 'sakıncalı' kitaplar sansürlü

Dünyada en çok çevrilen kitaplardan biri olan “Asi Kızlara Uykudan Önce Hikâyeler Olağanüstü 100 Hikâye”nin Türkiye’de muzır olarak ilan edilmesini konunun uzmanlarıyla görüştük.

KÜLTÜR SANAT 08.10.2019, 09:29 08.10.2019, 09:33
Fikirler 'sakıncalı' kitaplar sansürlü

ASYA YAŞARİKİZ / İZ GAZETE - 27 Eylül 2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan kararlarla, Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu, Elisabeth Brami’nin “Erkek Çocuk Hakları Bildirgesi”, “Kız Çocuk Hakları Bildirgesi” Francesca Cavallo ile Elena Favilli’nin “Asi Kızlara Uykudan Önce Hikâyeler Olağanüstü 100 Hikâye” ve “Sünnetçi Kız” kitaplarını ‘muzır’ ilan ettiğini açıkladı.

Kurula göre söz konusu kitaplarda 18 yaşından küçüklerin maneviyatı üzerinde muzır tesir yapacak nitelikte.

GERÇEKTEN ZARARLI MI?

Konuyla ilgili görüşünü aldığımız sosyolog Banu Demir, öncelikle muzır kelimesinin Türk Dil Kurumu (TDK)’nda verilen anlamına dikkat çekti. “TDK’ya göre muzır ‘sağlığı bozan, zararlı’ şeklinde açıklanmıştır. Bu anlam ile bu kitaplar ne kadar bağdaşır ve muzır ilan edilmeyen onca kitap varken neden bunlar ilan edilmiştir diye düşünmeden edemiyor insan.” diyen Demir, geleneksel masallara örnek verdi.

Disney ve La Fontaine masallarındaki ruh sağlığını bozan, korkutucu içeriklerini altını çizen Demir şöyle konuştu; “Ne yazık ki çok kolay erişilebilir olan bu hikayeler her geçen gün daha fazla okunmaya devam ediyor. Örneğin Kibritçi Kız… Dram dolu bir hikaye olan bu masalda kibritçi kız donarak ölüyor. Bu çok ürkütücü. Pamuk Prenses dünyanın en güzel kadını olabilmek için neler neler yapıyor. Kesme, biçme, öldürme… Kırmızı Başlıklı Kız’da ise anne sözü dinlemezseniz başınıza dehşet verici bir olayın geleceğinden bahsediliyor. Bu yetmezmiş gibi bir de, bir erkek tarafından kurtarılmayı bekleme söz konusu. Yani kadının ezilmişliğini perçinleyen bir hikaye. Hikayedeki hayvan eziyeti ise cabası. Rapunzel ise bir başka hikaye. Kızı, daha çok küçükken onu cadıya veren ebeveynin varlığını çocuklarımıza nasıl açıklayabiliriz. Ne kadar güven verici bir hikaye öyle değil mi?”

Masallardaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dikkat çeken sosyolog Banu Demir, Ağustos Böceği ve Karınca’nın hikayesindeki ayrıntılara da dikkat çekti. “Ağustos Böceği ve Karınca, dayanışmanın, yardımlaşmanın olumsuzluğunun anlatıldığı bir hikaye. Aynı zamanda bu hikayede çalışmayan arkadaşının canice ölüme terk etme düşüncesi yer almakta.” şeklinde konuştu.

CESUR ÖYKÜLER

Dünyada en çok dile çevrilen kitaplardan biri olan Asi Kızlara Uykudan Önce Hikayeler kitabının, hayata damgasını vuran 100 cesur kadının hikayesini anlattığını söyleyen Demir şöyle konuştu; “Söz konusu kitapta anlatılan hikayelerin neresi muzır? Bu kadar yüreklendirici hikayelerin nasıl sağlıksız bulunduğu konusunda bir kez daha durup düşünüyor insan. Bu hikayeler kız çocuklarının, oğlan çocuklarının ve hatta biz yetişkinlerin bile ufkunu açan hikayeler aynı zamanda. Türkiye’de muzır ilan edilmesinden sonra Cavallo’nun bir röportajda söylediği gibi, kız çocukları istedikleri her şeyi yapabileceklerine inanarak büyümeyi gerçekten hak ediyor. Türkiye’de muzır ilan edilmesinden sonra da aslında Türkiye’de okuyucuların da yanında olduğunu ifade eden bir açıklama yapmış. Bu çok kıymetli bir şey. Dolayısıyla bu kadar fazlaca kusurlu ve ruh sağlığını bozan ürkütücü hikayelerle büyüdüğümüz dünyada, esas okutmamız gereken hikayelerin muzır görülmesi gerçekten trajikomik. Esas önemli olan kısım da bu kurulun kimlerden oluştuğu. Kurulda pedagog, sosyolog, psikolog var mı, kimlerdir bunlar ve bu kitaplar hangi açılardan alındı? Aslına bakarsanız oğlan ve kız çocukları için okunan tüm hikayelerde insanı, hayvanı sevmeyi gerçekten anlayarak büyüyen çocuklara ihtiyacımız var.”

Söz konusu yasakla ilgili görüşünü aldığımız yazar Yunus Bekir Yurdakul ise, hangi gerekçe ya da bahaneyle olsun herhangi bir kitabın yasaklanması kabul edilemez diyerek “Kitapları değerlendirmek, iyiler-kötüler, yararlılar-zararlılar vb. sınıflandırmalara tabi tutmak hiçbir erkin ne işi ne de haddinedir. Hiçbir "kötü" kitap yoktur ki okura bir yararı dokunmasın. Düşünmeye, kendimiz olmaya, boyun eğmemeye, ayaklarımız üstünde durmaya çağıran kitap, nasıl zarar verebilir ki bize/ okura!? Yasaklanması gereken kitaplar değil, insanın hayatına kasteden savaşlardır, silahlardır; insan hayatını, bütünüyle doğayı tehdit eden sınai faaliyetlerdir.” şeklinde konuştu.

ERKEK EGEMENLİĞİ

Klinik psikolog Özge Yüksel ise, kitabın oldukça farklı bir mesaj taşıdığının altını çizerek kız çocuklarına biçilen rollere vurgu yaptı. Yüksel konuyla ilgili olarak şu değerlendirmeyi yaptı; “Asi Kızlara Uykudan Önce Hikayeler 100 asi ve ilham verici kadının hikayesini bir masal akıcılığında anlatmasıyla, kızların kurtarılmak için prenslerini bekledikleri peri masallarından oldukça farklı bir mesaj taşıyor. Kız çocuklarının eğitim hakkı için savaşmış veya kadınların oy hakkını kazanması için zorluklarla mücadele etmiş bu güçlü kadınların hikâyeleri, onu dinleyen kız çocuklarına kahramanlığın erkeklik ile eş anlamlı olmak zorunda olmadığını, kızların erkekler tarafından kurtarılmak zorunda olan pasif ve masum varlıklar olmadığını anlatıyor ve kadınların gücünü vurguluyor. Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu'nun bu kitabı 'muzır' ilan etmesinin altında, erkek egemen sistemi sorgulayan ve değiştirebilecek ‘asi’ kadınların yetişmesinden duyulan kaygı olduğu görülüyor. Oysa biliyoruz ki, kadınlara biçilen toplumsal cinsiyet rolleri, kadınların kendilerini gerçekleştirme potansiyellerini kısıtlamakta, duygu ve düşüncelerini ifade etme şekillerini belirlemekte ve kendilerini erkeklere kıyasla daha güçsüz, kırılgan, hassas, duygusal, pasif, korunmaya ihtiyaç duyan vs. şekillerde algılamalarına yol açmaktadır. Bu kendilik tanımı ise kadınların zorluklarla baş etme becerilerini baltalamakta ve psikolojik zorlukları da beraberinde getirmektedir. Her gün neredeyse bir kadının erkekler tarafından öldürüldüğü ülkemizdeki bu sistemi değiştirecek olan yine kadınlar olacaktır. Bu nedenle çocuk kitaplarında ve çocuk eğitiminde toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı, cinsiyetçiliğin ve ayrımcılığın olmadığı içeriklerin hâkim olmasını birey ve toplum ruh sağlığı bakımından şart görüyoruz.

'TÜRK ASİ KIZLARA' SESLENDİ

Francesca Cavallo kitabının Türkiye’de yasaklanmasıyla ilgili yaptığı açıklamada çocuklara, farklılıklara kıymet veren ve özgürlüğü teşvik eden hikâyeler sunmanın önemini hatırlattığını söyledi ve "Şimdi bunun için savaşmaya her zamankinden daha kararlıyım. Sevgili Türk asi kızlar, düşüncelerimde, sözcüklerimde ve işlerimdesiniz.” dedi.

Yorumlar (0)
banner96
banner177
17°
gök gürültülü hafif yağmurlu
Anket Tümü
İstanbul hezimetinin ardından AKP iktidarı erken seçime gider mi?
Günün Karikatürü Tümü